Son eşiğe doğru

 

Hakikât peşinde koşan veya manevi bir hayatı arzu edenlere sesleniyorum. Kesin olan bir şey var. Ben sizin düşüncelerinizle yaşamak zorunda değilim. Siz de benim akıl ettiklerimle hayatınızı idame ettirmek durumunda değilsiniz. Haliyle, size akıl verecek durumda olmadığımı beyan etmek isterim. Sadece sesli düşünüyorum, o kadar.

Toplumsal yaşamda hiç kimseden dört başı mamur birdostluk beklenmemeli. Çünkü her yanımız maddeye bağlı olanlarca çevrilmiş durumda. O nedenle aşırılığa kaçmamak gerekir. Yoksa işler tümüyle bireyselliğe dönüşür.

Bilinmeli ki, bireyden Allah ehli çıkmaz. Üretim oluşmaz.

Gaye, tümde yaşamak ise bu konumdan süratle uzaklaşmalı, insanoğlu, hayatını yeniden gözden geçirmeli derim.

Bir yandan bedenini bir kaplumbağa misali sırtında taşımaya gayret ederken, diğer yandan da Allah ehliolduğuna işaret ediyorsun.

Ne var ki başına gelen bir hadisede “dışarıdaki adamdan” bir farkın yok.

Hatta o senden bile daha iyi. En azından, meseleleri akıl süzgecinden geçirerek karar verebiliyor. Sen ise hâlâamigdalanın peşinden sürüklenip duruyorsun.

Dolayısıyla dünyada kör olarak yaşıyorsun. Ahiret yaşamına da bu şekilde gitmen garanti. Şimdi, kalkıp teklik teraneleri ile varlığını sürdürürsen, bil ki kendini aldatırsın. Bu düğümün bir an önce çözülmesi çok önemli. Çünkü beğenelim beğenmeyelim, ortada kaos ortamını oluşturacak bir yığın neden var.

Kuşkusuz, şuurun örtülü haldedir. Ama bunun farkında bile değilsin. Kopuşların ise kolay olmaz. Senden bir üretim çıkmaz. Aksine, bir tehlike gibi görülürsün.

Bil ki hayat, amel-rızk arasında mekik dokur. Bu bir dönüşümdür. Çoğu kez özden uzak halin devamlılık gösterir.  Evrendeki tüm canlıların aşağı yukarı ortak noktası budur. Ecel, bu serüvenin finalidir. Son durak ise sonsuza uzanır. Ve sen doğru dürüst bir değere sahip olmadan, ahirete adımını atıverirsin.

Bu dünyada sana yapışan fiillerinden kurtulman imkânsız gibidir. “Nasıl oldu da böyle oldum” der, tepinipdurursun. Merak ediyorsanız cevap vereyim. Mahşer ortamında sadece bir kereye mahsus, idama mahkûm edilenlerin son arzularının yerine getirilmesi misali, lüzumsuz üretimlerinizin bir kısmından kurtulabilirsiniz.

Cennet sana takdir edilmiş olsa, ön koşul olarak takıntılardan arınmadan, yani bir anlamda meleki yapıya dönüşmeden, bu emin beldeye varman imkânsızdır.

Hadislerde bahsi geçen “cehennem taşları”, bireyin duygularıdır. Tepkisel bir duyguyla yaşadıkça, onları durdurmadıkça, zapt etmedikçe ve terk etmedikçe bu boyut sana  “Allah’tan geldik, Allah’a dönücüyüz” ibaresini taşıyan kapılarını açmayacaktır.

Bu saydığım nedenlerle, mızmızlanmayı bırak artık. Önüne bak, bazı şeyleri kabullen. Gözünle değil, basiretinle olayları gör. Doğru çizgiyi kestir. Çok şeyler bekliyordun, ama ne takdir edilmiş, bunları seçmeye bak.

Ve artık karar ver. Ne umdun ne buldun. Bulduğunu yaşamaya çalış.

Öyle olduğu içindir ki artık bazı şeylerin farkındasındır.

Bir başına kalacağın günleri merakla beklemeye başla.

Bu kendi üzerine kapanma halini sorgula. Çözüm tıkayıcı hamlelerin sorumsuzluğu içinde olma. “Amentü”ye bel bağlamaktan başka çarenin olmadığını gör.

Ne kimse ile ne de kendinle kavgaya tutuş. Önünü açmak için ne gerekiyorsa onu yap. Bu ve benzeri işlemler, kendin için yapılan bir temizlik hareketidir. Varoluşun temelinde yatan davranış tarzı budur.

Biliyoruz ki “bundan sonrası kıyamettir” dendiğinde, kıyametin şimdi burada gerçekleşmesini arzu edenlerle beraber ol.

Unutma ki geniş bir perspektiften bakabilmek, belli yaşam koşullarını getireceği gibi, bazı şeylerin farkındalığına varabilmen için belli bir yapıyı da oluşturacaktır.

Bu yöntem gerçek olmasına karşılık, birtakım güçler hep sana engel olmuştur. Şartlanmaların buna izin vermez. Asalet payesi, benlik sevdası, bahsini ettiğim şeylere duvar örer.

Bu durumda, kendini bulmamışlığın içinde denilenler arasında kaybolup gidersin.

Tam kendini bulma aşamasında sorumluluğunu inkâr etmenin ne gereği var?

Şimdi, ya bu denilenleri paşa paşa kabul edersin ya da içgüdüsel, yani hayvani bir davranış içinde ömrün biter.

Umut ediyorum ki bu son eşiğe adımlarını atarken dikkatli, daha bir bilinçli olursun.

 

Ahmed fevzi Yüksel

 

 

Yayın Tarihi: 2011-09-23 01:23:09