Merhaba sayın hurriyetport.com okurları.
Bu yazımda sizlere halkımız arasındaki çok yaygın olan yanlış bir inançtan söz edeceğim.
"Benler bıçak değince kanserleşir."
1960 yılında Ankara Tıp Fakültesine öğrenci olarak girdim ve 1966 da doktor diploması alarak mezun oldum. Öğrencilik yıllarımı da sayarsak yaklaşık yarım asırdır tıbbın içindeyim. O zamanlar da yani 50 yıl önce de duyardım.
Halen de duyuyorum aynı sözleri.
Hani bir deyim vardır eskilerden kalma…
Şuyu-u vuku-undan beterdir. Yani dedikodusu gerçeğinden kötüdür.
Bu deyim "benlere bıçak değerse kanser olur" inancına sanki bunun için söylenmiş gibi cuk oturmaktadır…
Sevgili okuyucularım yarım asırdır hiçbir şikâyeti olmadan benlerini aldırmak isteğinde bulunan bir kimse görmedim.
Başka bir şikâyet ile bize gelen hastalarımıza eğer tehlikeli olabilecek renkli benleri varsa ve bu benleri aldırmasını önerirsek aldığımız cevap hep aynıdır.
“Olur mu doktor bey! Bu benler bıçak değince kansere dönermiş”
Veee dilimizin döndüğünce bu fikrin yanlışlığına inandırmaya çalışırız hastalarımızı yarım asırdır…
Ancak bu inanç öyle bir yerleşmiş ki halkımızın beynine sökebilene aşk olsun.
Pekiii. Nedir bu işin gerçeği?
Efendim işin gerçeği şudur.
Bizim halkımız normal "ben"ini aldırmak için doktora gitmiyor. Ancak "ben"inde büyüme, kaşınma, renk değiştirme, üzerinde yara açılması gibi kendisini rahatsız eden bir durum ortaya çıkarsa doktora gidiyor.
Yani ben’i kanserleşince doktora gidiyor.
Doktor çıkarttığı beni patolojik incelemeye gönderiyor. Sonuç kanser olarak gelince de bıçak değdiği için kansere döndü deniliyor.
Böyle düşünmek ve buna inanmak insanların egosunu da tatmin ettiği için işine geliyor. Suç başkasına yükleniyor. Kendisini savunamayacak bir suçlu bulunmuş oluyor. BIÇAK…
Efendim renkli benlerin diğer deri kısımlarından farkı nedir? Neden kansere dönüşüyorlar?
Renkli benler derimizin rengini veren pigment hücrelerinin yani melanin hücrelerinin bazı yerlerde kümelenmelerinden oluşurlar.
Bu kümeleri anarşistler gurubuna benzetebiliriz. Tek başlarına iken normal birer vatandaş gibi yaşantılarını sürdüren bu potansiyel anarşistler bir araya gelip bir gurup oluşturunca bazı iç ve dış tahrişler karşısında eyleme geçerler.
Melanin hücrelerinin bu eylemi vücudun var olan düzenini değiştirmeye yönelik bir durum olarak kansere dönüşme şeklinde ortaya çıkar.
İşte işin püf noktası… Ne mi yapmamız gerekiyor?
Eylem başlamadan önlem almak. Yani vücuttan herhangi bir yolla çıkarmak.
Biraz da bilimsel verilere değinelim isterseniz…
65 yaşına kadar insanların yarsında cilt kanseri oluşur.
70 milyonluk bir ülkede her yıl 2.500 kişi cilt kanserinden ölür.
Bunların % 75 i Melanomlar’dan (renkli ben kanserleri), % 25 i ise Bazal Hücreli ve Skuamoz Hücreli cilt kanserlerindendir.
Mutlaka aldırılması gereken renkli benler şunlardır.
Çapı 5 mm. den büyük olanlar.
Birden fazla renk içereler.
Çevresi düzensiz, belirsiz, silik olanlar. Bir tarafa doğru akıyormuş gibi görünenler.
Üzerinde yara açılan ve kanamaya eğilimli olanlar.
Etrafı kızarık olanlar.
Sıklıkla tahrişe uğrayacak yerlerde bulunanlar. Ense ve saçlı deri bölgeleri gibi.
Vücuttan çıkarılma yolları birkaç türlü olabilir.
Lazer (ışıkla yakma)
Radyofrekans (radyo dalgaları ile yakma)
Elektrokoter (elektrik ile yakma)
Kriyoterapi (dondurarak yok etme)
Cerrahi (ameliyat ile çıkarma)
Bu yöntemlerin hangisinin uygulanacağına doktor ile hasta birlikte karar verirler.
Bizim önerimiz.
Şüpheli durumlarda etraf sağlam deriden de içine alarak geniş bir şekilde cerrahi yolla çıkarmadır.
Ameliyattan önce hastalarımızın çok garibime gelen bir sorusu vardır.
İz kalır mı?
Ben hep şöyle cevaplarım bu soruyu.
Siz vücudunuzda bir bomba taşıyorsunuz. Bu bombanın ne zaman patlayacağını bilemeyiz. Patlamadan bunu vücudunuzdan uzaklaştırın.
İz konusuna gelince.
Elimizden geldiğince minimal bir iz oluşması için uğraşacağız. Ancak şunu bilmelisiniz ki oluşabilecek her türlü ameliyat izi şu andaki ben’inizin görüntüsü kadar çirkin olamaz.
İşte böyle sevgili okurlarım. Sizlere önerim vücudunuzda renkli benler varsa ve hele de tahriş olacak bölgelerdeyseler kanserleşmeden doktora başvurarak aldırmanızdır.
Altını kalın bir çizgi ile çizerek bir kez daha söyleyeyim.
BENLERİN BIÇAK DEĞİNCE KANSERE DÖNÜŞTÜĞÜ TAMAMEN GERÇEK DIŞI BİR İNANIŞTIR.
Sağlıcakla kalınız.
Doç.Dr. Harun Özkan
Yorum yazın
Yorumunuzun yanında gösterilir.
Gizli tutulacaktır.
Eğer bir siteniz varsa, buradan link verin.