Bahse mevzu konuyu bu yazıyı okuyan birçok bildiğini zannediyorum.
Olay İstanbul da oluyor.
Çok tanınan bir zayıflama merkezinde.
Birkaç gündür hem genel yazılı basın ve hem de televizyonlar bu olaydan bahsediyor.
Hem manşetten veriyorlar haberi.
Tüm ayrıntıları ile.
Bu zayıflama merkezi genellikle üst gelir grubuna sahip insanların zayıflamak amacıyla gittikleri bir yer.
Benim basından izleyebildiğim kadarıyla orman içerisinde inşa edilmiş lüks bir otel tarzında oluşturulmuş ve varlıklı kilolu insanlar için bir cazibe merkezi olmuş.
Tanınmış bir ailenin üniversite öğrencisi ve obez denilecek düzeyde kilolu olan genç kızı zayıflamak amacıyla bu merkeze müracaat ediyor ve ayrıntısını pek bilmediğimiz belli bir program kendisine uygulanıyor.
Genç kız 45 gün bu merkezde kalıyor ve
45. gün ise talihsiz bir şekilde merkezde hayatını kaybediyor.
Ölüm sebebi kardiyalk arrest yani kalp rahatsızlığı sonucu kalbin çalışmasının durması şeklinde basına yansıyor, fakat nihai olarak nedenin ne olduğu adli tıp çalışması sonucu aydınlanacaktır.
Merkez Dr Muzaffer Kuşan’a ait.
Toplumda modern bir zayıflama merkezi olarak biliniyor.
Tanınmış bir kişiye ait ve tanınmış bir merkezde böyle bir olay cereyan ettiği için olay kamuoyuna en ayrıntısına kadar yansıyor.
Öncelikle bu olayda adı geçen genç kızın acılı ailesine başsağlığı diliyorum. Herkes gibi bende bu kederli ailenin üzüntülerini paylaşıyorum.
Bu üzücü olay herkes için büyük bir sıkıntı ve stres kaynağı olmuştur.
En başta merkezin sahibi Dr Muzaffer Kuşan için durum oldukça sıkıntılıdır.
Hiçbir doktor bu şekilde bir hastasını kaybetmenin sıkıntısını kolay bir şekilde üzerinden atamaz. Herkesten fazla onlar etkilenir bu durumdan.
Zayıflama amacıyla çeşitli kliniklerde tedavi gören kimseler içinde bir sıkıntılı durum söz konusudur.
Diyet uygulamaları sorgulanır olmuştur.
Merkezler sorgulanır olmuştur.
Sorgulanmaları da gerekir.
Olay özet olarak bu.
Bu olayın birçok yönü tartışmaya açılabilir.
Bu olaydan herkes kendine göre bir ders çıkarabilir.
Benim burada üzerinde durmak istediğim konu bu olayın akabinde gazete ve televizyona bu konuda görüş bildiren uzmanların görüşleri.
Neticede ilgili herkes bu görüşleri okuyor ya da dinliyor. Basının ve televizyonların toplumu her konuda olduğu gibi bu konuda da bilinçlendirmesi en önemli görevleri arasında değimli?
Yukarıdaki üzücü olayın kendisi ile ilgili çok fazla yorum yapmayı en azından şu aşamada doğru bulmuyorum. Merkezin her anlamda pozisyonunun tam olarak netleşmesi lazım.
Aynı zamanda o merkezde ortaya çıkan bu çok üzücü olayın kendisi ile ilgili yorum yapmayı da kendi açımdan doğru bulmuyorum.
Bu her anlamda talihsiz olay ile ilgili en sağlıklı değerlendirmeyi yapabilmek için, hem merkezin sahibi Dr Muzaffer Kuşan’ın ve hem de çocuklarını kaybetmiş olan acılı ailenin mağdur edilmemeleri amacıyla, olayın bütün yönleriyle ortaya konulması gerekir.
Merkezin yasal pozisyonu nedir?
Genç kızın ölüm sebebi nedir?
Bu olayda ihmal ya da kusur var mıdır?
Bu konuda hem sağlık bakanlığımızın ve hem de yargının en titiz inceleme ile karar vereceğine inanıyorum.
Bu yazıda benim asıl üzerinde durmak istediğim konu şu;
Bu olay nedeniyle uzman görüşü olarak görüşlerine başvurulan kimselerin birçoğunun hem kendi pozisyonlarının hem de bu konudaki görüşlerinin tartışılır olduğudur.
Mutlaka sizlerde okumuş ya da dinlemişsinizdir bu uzman görüşlerini.
Bir kere uzman görüşü beyan eden kimsenin kendisi bırakın böyle ciddi bir konuyu, hiçbir alanda uzman değil. Ortaya attığı görüşler hiçbir bilimsel tabana dayanmıyor.
Peki, bu durumda toplum nasıl bilinçlenecek ve sağlıklı kararlar alma konusunda bu görüşlerden yararlanacak.
Birbirleri ile çelişen sözde uzman görüşleri,
Daha önce bu klinikte bir şekilde tedavi görmüş ünlülerin inanılmaz açıklamaları,
Kafa karıştırıyor.
Çok bilinen bir atasözü vardır;
‘’Yarım imam dinden, yarım doktor candan eder’’ diye.
Bu söz hafife alınmamalıdır.
Uzmanlığa gerçekten önem verilmelidir.
Her işi o alanın uzmanı yapmalıdır.
Yorumu da.
Şişmanlık Dünyanın en önemli toplumsal sorunlarından birisidir.
Bu bir hastalıktır ve tıbbi bir sorundur.
Her toplumda istismara en açık konulardan birisidir.
Bu konu ciddiye alınmalıdır.
Şişmanlığın tedavisi mutlaka bir uzman hekim kontrolünde ve sağlık merkezlerinde yapılmalıdır.
Televizyonlardan diyet reçeteleri yayınlayarak ‘’haydi kilolu bayanlar ve baylar alın elinize kâğıt ve kalemlerinizi reklamlardan sonra ünlü diyetisyen, doktor mucize diyet reçetelerini yazdıracak sizlere’’ demedi mi bu ülkede?
Ya da hala demiyor mu?
Böyle bir şey olabilir mi?
Yine aynı ekranlardan birkaç kilo bir şekilde zayıflamış bazı ünlü kimselerimiz ekran ekran dolaşıp hangi mucize reçeteler ile bu duruma geldiklerini ballandıra ballandıra anlatmadılar mı insanlara.
Şimdi aynı ünlüler bu talihsiz olayı bahane ederek gazetelerde televizyonlarda adı geçen merkezin ne kadar kötü olduğunu, kendilerine orada yanlış diyetler vs uygulandığını söylüyorlar.
Bence yaptıkları hiç doğru değil. Önceden söyledikleri de doğru değildi ve belki de bilmeyerek halkı yanlış yönlendiriyorlardı, bugünkü söyledikleri de doğru değil.
Davranışları hiç etik değil. Daha önce övüyorlardı, şimdi sövüyorlar.
Bu konularda görüş açıklama yetkisinde olanlar sağlık bakanlığının ilgili birimleri, Üniversitelerin ilgili bölümleri, Dâhiliye, Endokrinoloji, Kardiyoloji vb ilgili uzmanlık alanlarıdır.
Bu konuda görüş bildiren herkesin daha dikkatli olmasını öneriyorum.
Yorum yazın
Yorumunuzun yanında gösterilir.
Gizli tutulacaktır.
Eğer bir siteniz varsa, buradan link verin.