Affetmek...

 
 
"Olmuş" deriz hani bir meyveye yenilebilicek zamanında... Kızarmış bir elmaya, mevsimi gelmiş, tam tadında olur hani göz kamaştırır, tanrının sunduğu güzelliği baştan aşağıya sergiler. Güzeldir çünkü,  aç bir insanın hayranlıkla seyre dalmasına sebep olur...
 
Affedebilen bir insan "OLMUŞ"dur... Tamamiyle hakkıyla yerindedir insanlık hali, kin ve nefrete boyun eğmeyen bir başı vardır.
 
İntikamın adı onun lugatında yer almaz, o ki affettikten sonra pişman olmayı bile göze almıştır oysa ki...
 
Affetmek; insan ruhunun olgunluğa, erişebiliceği en güzel nokta, tam anlamıyla  nirvanasıdır aslında...
 
Birçok söz ve sarf edilen kelime vardır affetmekle ilgili, her insanın başka başka tasvirleri... Oysa affetmek her seferinde tek bir noktaya çıkar... İyi, temiz, yüce bir kalbe...  olması gereken en iyi nitelikteki insana...  
 
Affeden kişi nefreti esiri etmiş kişidir, bilir ki affetmek onu özgürleştirecek ve yüceltecektir...Nefret yaşamdan zevk almamızı, insanların güzel yanlarını görmemizi engeller.
 
Hiç kimse saf iyi ya da saf kötü değildir. Salt kötülükleri görmek bir süre sonra şüphe, depresyon ve umutsuzluk denizinde boğar insanı.
 
Nefret dolu bir yaşam, mutsuz bir yaşamdır. Affetmek insanı derinleştirir. Affetmek için, insanın ruhsal ve zihinsel olarak kendisini hazır hissetmesi gerekir. Çünkü affetmek bir seçimdir.
 
Kimsenin zorlamasıyla affetmek mümkün değildir. Affetmek bir süreçtir. Birdenbire affedişler bile bir sürecin ürünüdür.
 
Affetmeyi seçtiğinizde kimse size borçlanmayacaktır. Yani koşullu affetme yoktur. Diğer insanın da sizi affetmesini, değişmesini veya sizin istediğiniz gibi olmasını beklemeyin. 
 
Affetmek kolay değildir. Amacı sizin rahatlamanızdır, sizin özgürleşmenizdir.  Özgürleşmek için gereklidir. Çoğu insan affetmenin nefret ettiği kişiyi suçsuz ya da haklı bulduğu anlamına geleceğini sanır.
 
Oysa affetmek, geçmişteki anıların boyunduruğundan kurtulmak, yaşamımızı kontrol altında tutmasına son vermek demektir.
 
Affetmek, o kişiyi sevmek değil, konuşmak zorunda olmak değil, insanların beklentileri doğrultusunda davranmak değil, kucaklamak değil, suçsuz bulmak hiç değil ama haklı bulmakta değil. 
 
Zararları telafi etmesi için şans sağlamakta değil, 
 
Affetmek kırgınlığın, küskünlüğün, nefretin hapishanesinden özgürlüğe kavuşmaktır.
 
Affetmek artık acıyı hissetmemektir. Yapılanları zihinsel olarak unutmak zaten mümkün değildir.
 
"Duygusal unutma" affetmenin diğer adıdır, evet duygular bu şekilde unutulabilir aslında affetmek birçok şey gibi bu işe yarar...
 
İnsan bir kişiyi, defalarca affedebilir sayısızca, limitsizce fakat zordur  affetmek.
 
Bir insan dostunu düşmanından daha zor affeder bunun yanında kişi  kendini affetmeyi bilmelidir ki en çok acı veren ve zorlayan bu kısımdır... Fakat insan kendini affedemiyorsa bir kenarıya atamıyorsa yaptıklarını, biliyorsa suçunu hatasını... Affedilmeye en layık olan kişidir, çünkü o tecrübe etmiştir, yaptığının sonucuna katlanabilicek kadar erdemlidir, kendini affedemeyen insan bir daha asla aynı hataya düşmez, unutmaz, es geçmez, ince ince irdeler yaptığı her hareketini...
 
''Başkalarını sık sık affet kendini asla'' der Syrus (Sayrus) bir yandan onun doğrusudur tabi ki bu fakat, insan kendinide affedebilmelidir bana göre, zaman alıcı ve acı doluda olsa kişi her yanına saçabiliceği bu bereketten asla mahrum bırakmamalıdır kendini, ama yaptıklarını sindirmelidir bir yandan...
 
Affetmek insanın vicdanın, en derin kuyusudur ve kendi dünyamızdaki en kilit nokta... Hala affedebiliyorsak eğer dostumuzu, düşmanımızı, bırakalım yeri geldiğinde saf sansınlar bizi yeri geldiğinde alay etsinler, yeri geldiğinde güçsüz görünelim, hiçbirşey değiştirmez söylenenler benliğimizle ilgili. Aciz bir kaç insan kulağımıza bizi gülümsetebilecek birkaç şey söylüyordur aslında, bizi göremediklerini kanıtıyorlardır.
 
Affetmenin güçlüyü daha güçlü yaptığına inanalım... Affetmenin ve unutmanın biz iyi insanların intikamı olduğunun farkında olalım... Affedelim...
 
 
emre@hport.com.tr
Yayın Tarihi: 2012-02-22 17:32:23