Türk insanının dizi müptelası olması ve kendini dizilerde gördüğü karakterlerin yerine koyması artık toplumumuz için öyle bir hal aldı ki… Vah, vah, vah. Hoş biz Türkler tarih boyunca “drama” içinde yaşamadık mı?
Neden oldu, niçin oldu, bir daha olmasın diye önlem almak yok sadece hayıflarız biz; vah deriz, tuh deriz sonra çekilir bir güzel bize dokunmayan yılan bin yaşasın diye izleriz.
Helal olsun valla...
Televizyonun basında saatlerini harcayan biri eşiyle çocuğuyla ne kadar ilgilenebilir ve psikolojisi yeniliklere, toplumsal ve kendi gelişimine ne kadar faydası olur, sokakta gördüğü (kendiden biraz farkı bir) insana nasıl öküzün trene baktığı gibi bakmayabilir?
İşten gelip yemek yedikten sonra ailesel problemlerimizi, eşimizi, çocuğumuzu ve daha ilgilenmemiz gereken her şeyi bir kenara bırakıp televizyon karşında, dizi karakterleri ile bütünleşip sosyalleşiyoruz. Üstelik yapılan araştırmalara göre diziler toplum psikolojisinin bozulmasında, aile ilişkilerinin kopmasında önemli rol oynuyor.
Sadece bir kanalda 9 ila 10 arası dizi var ve bununla yetinmeyip bir gece içerisinde 3 diziyi birden reklam aralarında dahi konuları kaçırmamak için izlemeyi tercih eden kendini dünyadan ciddileşmiş boyutlarda soyutlayan insanlarımız var.
Uzun ve karmaşık oldukları gibi yeterince üzüntü içeriyorlar. İnsanlar zaten işsizlik, kriz gibi gayet moral bozucu yüklere sahipken…
Topluma en rahat ulaşımı sağlayabilen televizyonlarda insanları yönlendirip eğlendirecek ve kendine bağlayacak programları yapmak çok mu zor? Yoksa TV yapımcıları kolay yolu seçip zaten Türk milleti önüne neyi koyarsan onu izliyor diye mi umursamıyor ve dünya yansa aşıma bir şey olmasın mı? Diyor. Sizce ne?
Bizim toplum psikolojimizin gelişmesinde, etkilenmesinde kopamadığımız dizilerin yeri ne kadar büyük? Sosyal ortamlar yaratıp birbirimizin duygu düşüncelerine saygı duyup herhangi bir ayrım yapmadan tartışmak geliştirmek ve içinde bulunduğumuz iletişim çağını doğru olarak yaşamak mı?
Yoksa Leyla'nın bu sefer kiminle kaçacağını babasının ne diyeceğini sorgulamak mı, doğrusu?
Daha önemlisi; düşünce yapımızı, kişiliğimizi elmanın içini kemiren kurtlar gibi sinsi, içten kemirip tuhaf bir hale sokan bizi başka kimliklere girmeye iten, kendi kimliğimizi oluşturmamızı engelleyen dizileri bir kenara bırakıp. Neden beyinsel gelişimimizin geciktiği gerçeğinin sebeplerini ve sonuçlarını araştırıp sosyal ortamlarda neticeye ulaştırmak değil mi?
Yorum yazın
Yorumunuzun yanında gösterilir.
Gizli tutulacaktır.
Eğer bir siteniz varsa, buradan link verin.