1 Mayıs’a Yuh Olsun Diyenler Var!..
Taksim Meydanı’nda, “1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü” uzun bir aradan sonra ikinci kez kutlandı. Yazılı, görsel ve internet basınına bakıyorum çoğu Taksim’de yapılan kutlamadan, söyleşilerden, bayramdan mutlular...
1 Mayıs kutlamalarının oldukça uzun bir geçmişi vardır. İlk kez ”İşçi Bayramı” olarak 1889’da kutlanmış… Fransa’da Fourmies işçileri sekiz saatlik mesai istekleriyle sokaklara dökülmüşler... Bundan iki yıl sonra, 1891’de bazı haklar elde edebilmek için polis ile karşı karşıya gelmişler, çıkan arbedede 9 işçi ölmüş, 33 işçi yaralanmış, içlerinden bazıları da tutuklanmış… Bu olaydan sonra 8 Kasım 1891 seçimlerinde Karl Marx’ın damadı Paul Lafargue ilk sosyalist milletvekili olarak meclise girmişti. İşçi hareketleri Avrupa’dan Arjantin’e sıçramış, 1909 ve 1985’de orada da kanlı olaylar olmuştu.
Türkiye’de ilk kez 1912’de kutlanmış, Osmanlının işçi çalıştırılan şehirlerinde1912’de sorun çıkmadan bayram kutlanmıştı. Cumhuriyetin ilanından sonra hak arayan, çatışmaya dönüşen bir işçi hareketi ile karşılaşılmamıştır. Bir süre sonra 1935’de Bahar Bayramı ismiyle İşçi Bayramı kutlanmaya başlanmış ve resmi tatil günleri arasına alınmıştır.
Bu arada trajik, komik olaylarda yaşanmıştır. 1 Mayıs öncesinde adı solcuya çıkmışlar toplanmış, ertesi gün salıvermişlerdi. O zamanlar memlekete komünizmin gelmesinden korkulurdu!.. Adı solcuya çıkanlara “Moskova’ya Moskova’ya” denirdi. Hiç unutmam, anımsadıkça çok gülerim; Yedek Subay Okulunda öğrenciydim, hafta sonu 1 Mayıs’a denk gelmiş ve o gün evci çıkamamıştık. Bize komünistler olay çıkarır hazır kıta olarak bekleyeceğiz denilmişti…
Aradan yıllar geçti, resmi adıyla “Uluslararası İşçiler Günü” veya “Emek Günü” ismiyle 197’de Taksim’de kutlandı ama iki yıl sonra bayram katliama dönüştü. Emekçiler geçmişte cefa çekmişler, bazı ülkelerde olduğu gibi bizde de kan dökülmüştür. Nitekim 1886’da Chicago’da üç günlük grev sonrasında polis ateş açmış dört emekçi öldürülmüştü. Kışkırtıcının attığı bombadan yedisi polis on iki kişi yaşamını yitirmişti.
Taksim’de işçi kesiminin, emekçilerin ve sol düşünceye sahip aydınların, sendikaların katıldığı bayramda, 1 Mayıs 1977’de toplumun en büyük sarsıntılarından birisi yaşanmış, silahlar atılmış, sopalı güruhlar ortaya çıkmış, insanlar ölmüş ve yaralanmıştı.
XX. yüzyılın tanık olduğu en kanlı Emekçiler Bayramında Taksim Kazancı Yokuşunda üst üste yığılmış insanların cesetlerinin fotoğrafları dünyanın birçok ülkesinde yayınlamıştı. Aradan otuzu aşkın yıl geçmesine rağmen o katliamı düzenleyenler ortaya çıkarılamamıştır. Yakınlarda çekilen bazı filmlerde, dizilerde o günler bir kez daha ortaya konulmuştu... Kısacası o günkü kutlamalar en kanlı Emekçiler Bayramıydı… Bundan sonra Taksim Meydanında kutlamalar iki yıl öncesine kadar yapılması haklı olarak yasaklanmıştı. Bunun da nedeni acı olayların bir daha yaşanmaması, kamuya ait binaların, iş yerlerinin ve insanların zarar görmesinin önüne geçmekti. Devletin görevi demokratik haklarını kullanan insanların can ve mal güvenliğini sağlamaktır. Buna rağmen yasağı delmek için uğraşan sendikalar her yıl direnmiş ve Taksim’e girmeyi zorlamışlardır. Başka bir deyişle devlete karşı gelmenin, direnmenin provalarını yapmışlardı. Geçen yıl sendikaların, işçilerin kutlamaları için izin verilmişti; Vali Muammer Güler, izni verirken bayram gibi olursa izin veririm demişti. Nitekim küçük çaptaki taşkınlıklar dışında dikkati çeken bir olay da olmamıştı.
Bu yıl toplum, olayların çıkmamasının sevincini yaşamıştır. Taksim’i dolduran emekçiler birlikte halay çekmişler, yürümüşler, ancak ezilen sömürülen işçiler, grev hakları, yaşamlarının yükseltilmesiyle ilgili söz etmemişlerdi.
İnsan elinde olmadan soruyor, gerçekten işçi haklarını dile getiren sendikalar kaldı mı? Geçmiş yılların DİSK, Türk-İş’i nerede kaldı diye düşünüyor. Bu kuruluşların isimleri yalnızca 1 Mayıs’ta mı, yoksa sürekli işçi haklarını korurken mi duyulmalı?
Yalnızca elleri zincirli bir işçi posteri asmak yeterli mi?
Gerçekten işçilerin zincirleri kırıldı mı?
Emekçilerin gerçekten elleri zincirli, ağızları mühürlü mü?
Sendika yöneticileri bir yerlere bağımlı mı?
Çocuk yaşta çalıştırılan, sigorta primleri yatırılmayan, sigortasız veya asgari ücretle çalıştırılan, hafta veya ay sonları ücretlerini tam olarak alamayan işçiler demek ki bu ülkede yok… Şikayet etmeye kalkanlara, “ağzını açarsan defolur gidersin, bak kapının önünde işe girmek için uğraşan işçiler var” diyen iş sahipleri de herhalde yok!..
Ne var ki, bu kez PKK yanlısı kışkırtıcılar sahneye çıkmış, çirkinliği en yüksek dereceye çıkararak toplumu rencide etmiştir. Taksim’deki çirkin görüntüden nedense çok az söz edildi. Siyasilerimiz değinmedi, basında da pek yer bulmadı… Atatürk anıtına tırmanan PKK yandaşları veya kuyrukları oraya bayraklarını astılar, BDP renklerini yansıtan bezler koydular, daha da kötüsü Atatürk’ün yüzüne Apo’nun resmini yapıştırdılar…
Meydanda konuşma yapan işçi temsilcileri bu rezilliği nedense göremediler… Hadi onlar görmediler veya görmek istemediler ya meydanı dolduran emekçiler ne yaptı?
Üzerine ölü toprağı serpilmiş bir toplum mu olduk, yoksa korku dağları mı bekliyor? Mehmet Türker köşesinde haklı olarak DİSK’in, TÜRK-İŞ’e, onlara bağlı sendikalara, sivil toplum örgütlerinin yöneticilerine, düzeni sağlamak için meydana soktuğu görevli işçilere “Yuh olsun” diyor!..”
Atatürk’e yapılan bu hakareti nasıl içlerine sindirdiler, Atatürk anıtını nasıl koruyamadılar; üç beş çapulcuya karşı koyamadılar… DİSK Başkanı televizyonlara konuşuyor, bayramı kutluyor, mutluluğunu dile getiriyordu… Hiçbir olay olmadı, neşe içinde kutlandı, büyük coşku vardı diyenler Ata’ya yapılan hakarete neden sessiz kaldılar?..
Meydanın sorumluğunu işçi temsilcilerine bırakan ve bir köşede toplanan polis de sessiz kaldı. Belki de aldıkları emir öyleydi... Sonradan öğrenildiğine göre içlerinden biri kameralardan ötürü yakalanmış, adliyeye sevk edilmiş… Sevk edilse ne olur, ya çıktıkları mahkemede serbest kalır, ya da az bir ceza ile yakalarını sıyırırlar…
Gerçekten de Mehmet Türker’in dediği gibi, kocaman yuh olsun!..
erdemyucel2002@hotmail.com
Yayın Tarihi: 2011-05-08 21:27:37