2011 Seçimi Yaklaşırken…

Türkiye’nin belki de yazgısını değiştirecek, 12 Haziran 2011’de yapılması öngörülen seçime dört ay gibi çok kısa bir süre kaldı. Kuşkusuz, belli başlı partiler seçim hazırlıklarına başlamış olmalılar... Yaptıkları hazırlıkların ne derece yeterli olduğunu şimdiden kestirebilmek biraz güç… Türkiye’de gündemin her gün değişmesi ve yeni olayların yaşanmasından ötürü, partilerin seçimde neler yapacakları konusunda toplumun ne derece bilgili olduğunu da tam olarak kestiremeyiz. Önde gelen partilerin liderleri sürekli birbirlerine laf yetiştiriyor, birinin dediğine diğeri anında yanıt veriyor. Kısacası bir kör dövüşüdür gidiyor… Oysa bilinçli insanlar partilerden neler yapacaklarını somut olarak öğrenmek isterler… Sanırım bu da onların en doğal haklarıdır.

Türkiye’de altmışı aşkın siyasi parti olduğunu sanıyorum. Bunların çoğu tabela partisi olmaktan öteye gidemiyor; seçime bile katılamıyorlar veya katılmak istemiyorlar… AKP, CHP ve MHP dışında kalan partilerin ne yapacakları belli değil… Onların dışında kalan DTP yüzde on barajı korkusuyla güçlü oldukları yerlerde yine bağımsızlarla mı seçime gidecekler?  O da kesin değil…

Yeni kurulan veya yönetimini değiştiren Demokratik Sol Parti, Türkiye Partisi ve Demokrat Parti ne yapar? Saadet Partisi ile ondan kopan Numan Kurtulmuş’un Halkın Sesi Partisi kimlerden nasıl oy toplar? Sanırım o da bizlere lisede öğretilen çok bilinmeyenli denklemler gibi… Bütün bunların yanı sıra Silivri’de tutuklu bulunan Mustafa Balbay ile Tuncay Özkan’ın da aday olacakları gündeme taşındı. DSP onların adaylıklarına sıcak bakıyorsa da CHP’den kesin bir ses çıkmadı. Buna rağmen Balbay’ın, Ankara I.Bölge yani Çankaya’dan, Özkan’ın İstanbul I. Bölge Kadıköy’den bağımsız aday olacakları konusunda basında yer alan haberler var…

Ne kadar doğru, onlara yeni tutuklularda eklenecek mi? Bilebilmek şimdilik zor… Adaylıkları gerçekleşirse her iki gazetecinin çok sayıda oy toplayacakları, dengeleri sarsacağı da açıktır. Büyük olasılıkla bu oylar CHP’den gider ve bu da en azından iki veya üç milletvekili kaybı demektir… Nitekim son seçimde Ufuk Uras’ın İstanbul Kadıköy’den bağımsız olması CHP’ye oy kaybettirmişti. Tanıdığım bazı CHP’liler oylarını ona vermiş, sonra da pişman olmuşlardı!  Kuşkusuz, CHP’nin bu konunun üzerine çok daha akılcı yaklaşmak zorundadır...

Başbakan “2011 benim son seçimim” demişti. Bunun ardından AKP’de yanılmıyorsam 2003’te yapılan tüzük değişikliği ile üç dönem milletvekili olanların bir daha olamayacağı konusunda bir karar alınmıştı. Böyle olunca da üç dönem seçilmiş olanlar şimdi bir daha milletvekili olamayacaklar mı?

2011 seçiminden sonra yine  “Başkanlık Sitemi” tartışmaları başlayacaktır. AKP yine çoğunlukla iktidara gelirse yeni Anayasa yapılacak ve belki de  “Başkanlık Sistemi” yürürlüğe konulacak ve Başbakan, Başkan olacaktır.  AKP’nin tüzüğü değişir mi, değişmez mi bilemeyiz ama üç dönem seçilemeyecek olanlar belki de Başkan tarafından bakan olarak atanacaktır. Tüzüğün değişmesi ise bizde olağan hallerdendir!..

Sanırım 2011 seçimlerinde milletvekillerinin çoğu değişecektir. Bütçe görüşmelerinde Kamer Genç’in AKP’lilere kürsüden seslenerek “dörtte üçünüz önümüzdeki yasama yılında burada olamayacaksınız” demişti… Son seçimde de AKP’lilerin çoğunu Başbakanın değiştirdiği de unutulmamalıdır.

2011yılı bütçe görüşmeleri ile torba yasası görüşmelerinin çoğunu TRT 3’ten izlemiştim. Türkiye’nin en önemli konularının görüşüldüğü, yasaların çıkarıldığı toplantılarda milletvekili sıralarının büyük çoğunluğu boştu. Başbakan salona geldiğinde AKP milletvekilleri de koltukları dolduruyorlardı. Muhalefet sıraları ise çoğu kez boştu… Muhalefetin kürsüdeki yerinde uyarıları hiçbir zaman dikkate alınmıyor,  az sayıdaki AKP milletvekilinin oylarıyla maddeler yasalaşıyordu.  Burada yalnızca meclise gelmeyen milletvekillerini değil muhalefet milletvekillerini de suçlamak gerekir. Muhalefetin çoğu yasa maddelerinin oylaması sırasında tamama yakın kadro ile meclise gelmiş olsalar belki de haklı tenkitlerde bulundukları yasa maddeleri kabul edilmeyecekti…

Kuşkusuz, 2011 seçimleri sonrasında meclisin büyük çoğunluğu değişecek ancak yine dokunulmazlık müessesesini sırtına dayayan başkaları meclise girecek… En basit bir işe girmek isteyen kişilerde aranan belgeler arasında sabıka kaydı vardır. Neden milletvekillerinde aranmaz? Geçenlerde bir derneğin yönetim kuruluna seçilmiştim ve benden savcılıktan sabıka kaydı istenmiş, ben de alıp götürmüştüm.

2011 seçimlerinde ne olur diye düşünenler var? Ben de bugünkü sistem değişmezse olacağı üç aşağı üç yukarı bugünden farklı olmaz derim…

AKP’nin oy oranı düşmüş olsa da yine de seçimden birinci parti olarak çıkabilir. Bunun en büyük nedeni de muhalefetin henüz seçime tam olarak hazır olmamasıdır. CHP’nin, parti içerisindeki muhalefeti bir bakıma çözdüğü görülüyor. Seçim programını ortaya koyuyor... Nasıl sonuç alacak, bekleyip hep birlikte göreceğiz… Büyük olasılıkla MHP de üçüncü parti olur... BDP yine bağımsız  adaylarıyla mecliste birleşirler!..  

CHP ve MHP başta olmak şartıyla diğer siyasi partiler iktidarı düşürmek istiyorlarsa ve seçimden yine hüsranla çıkmak istemiyorlarsa, birbirleriyle kavga edecekleri yerde güç birliğine gitmeleri, sandığa hâkim olmaları şarttır.

Öncelikle 2011 seçimlerinin, Türkiye’nin geleceği açısından kader seçimi olduğunu, iş işten geçmeden bilmek zorundayız…

erdemyucel2002@hotmail.com

 

Yayın Tarihi: 2011-03-20 15:31:35