Atatürk’e Saldırmanın Dayanılmaz Hafiflikleri!..

 

Sonunda bunu da yaptılar…

 

Cumhuriyet Bayramının 86. yılı kutlamalarında İstanbul Valiliğinin Dolmabahçe Sarayında düzenlediği geleneksel resepsiyonunda ortaya getirilen büyük ölçüdeki pastanın içerisinden insanları selamlayan Atatürk’ün maketi çıktı!..

 

Bu maketi görenlerin büyük çoğunluğu tepkilerini  ortaya koyup üzüntülerini dile getirirken bazıları da Atatürkçü  düşünceden uzak olmalılar ki, gördükleri elim manzaradan hoşlandılar!..

 

Cehalet, bilgisizlik, hafiflik ve umursamazlık mı? Kestirebilmek oldukça güç…

 

Atatürk’e yapılan saldırı veya hafifliklerin başlaması yeni bir olay değil… Demokrat Parti’nin iktidara gelmesinin hemen ardından ortaya, inlerinden çıkan ticaniler Atatürk heykellerine saldırmaya başlamışlardır. Gün geldi, Osmanlının son dönemlerindeki çöküştün, İstiklâl Savaşının nasıl kazanıldığından, Osmanlı kırıntılarından nasıl bir ulusun ortaya çıktığından habersiz olanlar veya çıkarcılar ortamı uygun buldukça saldırıya geçmekten vaz geçmediler… Kuşkusuz, bunları içeride ve dışarıda körükleyen güçler ve zavallılar da vardı.

 

Yakın günlerde de bunların sayısız örneklerini görebiliyoruz. Örneğin belgeselleri ve köşe yazıları ile tanıdığımız Can Dündar bir “Mustafa” belgeseli yaptı ve bir çuval inciri berbat etti. Can Dündar da Atatürk’ü kendi çıkarlarına ve bazılarının yanlı düşüncelerine alet etmemeliydi. Ne yazık ki, “Mustafa” belgeseli toplumun aydın kesimlerince tenkit edildi. Geçen yüzyılın dâhisi, dünya tarihinin akışını değiştiren Atatürk’ü bir tek film içerisine sığdırabilmek olası değildir. Bu belgesel olsa olsa Can Dündar’ın görüşüyle, kendisine yapılan  bazı baskılarla görmek istediği Atatürk olabilirdi!..

 

Atatürk, Can Dündar’ın kişisel görüşüyle, abartmasıyla diktatör değildi, yalnız adam hiç değildi… İçkiyi seven zevkine düşkün bir kişi olarak gösterilmesi sözcüğün tam anlamıyla bir hezeyandı. Kaldı ki, ölçülü içki içmek de bazılarının dediği gibi suç ve aşağılama hiç değildir. Dost sofralarında içki içmek, sohbet etmek ve devlet işlerini görüşmek de yerilecek olaylar değildir. Eğer 1920’lerden söz ediyorsak aydın Türklerin yanında nüfusun yalnızca % 10’u şehirlerde yaşıyor okuma yazmayı bilmeyenlerin oranı ise %90’ları geçiyordu.

 

Atatürk tek adamdı ve yalnız hiç değildi…

 

Atatürk belgesellerde ve dizilerde çok kez çeşitli oyuncular tarafından sahnelendi. Ancak hiç birisi Rutkay Aziz’in oynadığı “Kurtuluş” dizisi kadar gerçekçi olamadı. Son günlerde de Can Dündar’ın “Mustafa” sına alternatif olarak yeni bir Atatürk filminin çekimleri yapılıyor. Turgut Özakman’ın araştırmalarından yola çıkılarak yapılan filmde Atatürk’ü Halit Ergenç canlandırıyormuş… Atatürk’ü oynamak, O büyük adamı canlandırabilmek sanıldığı kadar kolay değildir.

 

Atatürk’e yapılan saldırıların ardı arkası kesilmiyor. AB dayatmasıyla Atatürk resimlerinin kaldırılması bile gündeme getirildi. Ankara’daki Cumhuriyetin simgesi Avusturyalı ünlü heykeltıraş Krippel’in yaptığı Ulus Zafer Anıtı soba boyası iye boyandıysa da tepkiler karşısında eski haline döndürüldü.

 

Su uyur düşman uyumaz derler ne kadar doğru bir söz… Saldırın biri bitiyor diğeri başlıyor…

 

Dolmabahçe Sarayındaki resepsiyonda pasta içerisinden çıkarılan Atatürk maketi ise bir başka aymazlıktır. Nitekim CHP Bursa milletvekili Abdullah Özer, bu konuda İçişleri bakanına bir soru önergesi vererek bu resepsiyonda organizasyon için hangi firma ile anlaşıldığı, ne kadar ücret ödendiği, pastadan Atatürk çıkarılmasının kimin fikri (!) oluğunu sormuş…

 

Sırası gelmişken yürürlükte olan bir yasadan söz etmek isterim; Demokrat Parti 31 Temmuz 1951’de Atatürk heykellerine yapılan saldırılardan sonra “Atatürk’ü Koruma Kanunu”nu yürürlüğe koymuştur. 5816 sayılı kanununu 5. maddesi “Atatürk’ün hatırasına alenen hakaret eden veya söven kimse bir yıldan üç yıla kadar hapis ile cezalandırılır.” demektedir.

 

Pastadan çıkarılan Atatürk maketi büyük öndere yapılan hakaret mi, yoksa o dâhiyi hafife almak mı? Kuşkusuz bu çirkin olayı soruşturacak yürekli savcılarımız çıkacaktır diye düşünüyorum. Bekleyelim ve görelim…

 

erdemyucel2002@hotmail.com

Yayın Tarihi: 2011-03-20 15:51:12