Atatürk ve Bayrak

 

Bayrak her ulusun sembolü ve onurudur. Özel bir rengi, biçimi ve deseni vardır. İslamiyetten önce Türkler tuğ denilen bayrakları kullanıyorlardı. Hunlar, üzerinde kurt simgesi olan bayrakları, Kırgızların kırmızı, Dokuz Oğuzların siyah, Kıpçakların kırmızı ve beyaz renkli bayrakları vardı. Osmanlılar ise çeşitli dönemlerinde değişik bayraklar kullanmışlardı. Kırmızı ve yeşil ve beyaz renkler bu bayraklarda hâkimdi. XIX. yüzyılın başlarında kırmızı zemin üzerine hilal ve sekiz köşeli yıldız olan bayrak resmen kabul edilmişti.

 

Atatürk ve arkadaşlarının kurduğu Türkiye Cumhuriyetinin simgesi olan bayrak 29 Mayıs 1936’da kabul edilmiş, biçim ve oranları “Türk Bayrağı Kanunu” ile belirlenmiştir. Bu kanuna göre bayrak gönderinin uzunluğu, bayrak genişliğinin en az iki katı olacaktır. 22 Eylül 1983 sayılı kanun ile bayrağın yas belirtisi olarak hangi durumlarda ve günlerde yarıya indirileceği, ulusal bayramlarda ve genel tatillerde nasıl göndere çekileceği veya indirileceği saptanmıştır. Ayrıca Türk Ceza kanununa göre Türk bayrağına saygısızlık edenler bir yıldan üç yıla kadar hapis ile cezalandırılmaları da hükme bağlanmıştır.

 

Ne yazık ki, bayrağın ne olduğu konusunda bilgisiz bazı kişilerin bunlardan haberleri bile yok... Bayrağa karşı yanlış tutum izleyenleri uyarması gerekenler, acaba bunları biliyorlar mı diye bir soru da aklımızı takılmıyor değil…

 

Çevremize bakıyorum ulusal bir bayramdan sonraki günlerde pencerelerde, balkonlarda veya bazı apartman girişlerinde de bayraklar asılı duruyor. Böyle davrananları ise yasaları bilmiyorlar diye suçlamak da doğru değil... Bugün ne yazık ki, ne cumhuriyetimizin kuruluş coşkusunu ve ne de 1980’li yılların ortamını yaşıyoruz. Türkiye’yi bölmeye uğraşanların mitinglerini, gövde gösterilerini, eşkıyalarla savaşarak şehit ve gazi olanları görüyoruz.  Böyle olunca da Atatürk’ümüze ve bayrağımıza daha çok sarılıyoruz...

 

Yarınımızdan emin olamamanın üzüntüsünü yaşıyoruz… Bilinen sözdür her etki tepkiyi getirir… Meydanlarda bölücü örgütün bayrak denilen bezleri, mitinglerde bölücü başının resimleri elden ele dolaşırken, büyük şehirlerimizde molotof kokteylleri ile araçlara, dükkânlara zarar verilirken;  yapanın yaptığı yanına kâr kalırken toplumun büyük kesimi de haklı olarak evlerine bayrak asıyor… İzmir’de DTP’nin bayrak denilen bezlerini konvoylarında dalgalandıranlara İzmirliler evlerinden salladıkları Türk bayrakları ile yanıt verdiler.

 

Bizlerin bayrağımız kadar değerli bir de ulu önderimiz Atatürk’ümüz var. Ne yazık ki, O’nu çok erken yaşta yitirdik. Türkiye’nin böylesine çekişmeli günlerinde, zor dönemeçleri dönmeye çalışırken dayanağımız yine Atatürk ve onun devrimleri, cumhuriyetin ilkeleri olmuyor mu? Başı dara düşenler Anıtkabir’e koşmuyor mu? Protokol gereği oraya zorunlu giden, Atatürkçü düşünceden uzak olanların diğerlerinden ayrı olduklarını düşünüyoruz.

 

Atatürk, demokrasiye, cumhuriyete inananların her zaman bayrağı olmuştur. Buna dayanılarak bazıları Türk bayrağı ile Atatürk’ün resimlerini birleştirmişlerdir. Benim çocukluk yıllarımda resmi bayramlarda kâğıttan Türk bayrakları vardı. Bu bayraklarda ay- yıldızın altında Atatürk ile İsmet İnönü’nün resimleri vardı. Biz bu bayraklarla büyük bir coşku içerisinde sınıflarımızı süslerdik… Hiç kimsenin de aklına Türk bayrağında Atatürk ile İsmet İnönü’nün resimlerinin yeri yok dememişti. Aklından geçiren gafiller olmuşsa bile sindikleri yerden çıkamamışlardı.

 

Köşe yazarlarından birisi ıvır zıvır yazılarından sıkılmış olacak ki, gündeme geleyim diye düşünmüş. Bazı bayraklara halkın eklediği Atatürk resmine kafayı takmış!.. Pek de cesareti olmasa gerek “Ben, Türk bayrağına Atatürk resminin eklenmesinden rahatsızlık duyuyor değilim” demiş… Ardından da bu uygulama kanuna uygun mudur, yoksa aykırı mıdır? Sorusunu okuyucularına yöneltmiş!.. Uygun değilse Atatürk için kanun çiğnenir mi demiş? Hezeyan dolu bir köşe yazısı; saf torik sorularıyla sürdürmüş…

 

“Bugün siz bayrağa Atatürk’ün resmini ekliyorsunuz, yarın öbür gün başkaları da çıkar başka birisini koyarlarsa, örneğin bir dini liderin resmini, iş nereye varacak” gibisinden…

 

Türk bayrağı ne kadar Türk ulusunun bayrağı ise Atatürk de Türk ulusu için bir bayraktır. Bunun tartışması bile yapılamaz.  Aynı yazar bir diğer yazısında da Atatürk’ün cumhurbaşkanlığından sonra yurt dışına gitmedi,  kralların, şahların, yabancı devlet yöneticilerin Türkiye’ye gelmelerini aklınca eleştirmeye kalkmış… O dönemin siyasi olaylarını, ortamını devlet başkanlarını bilmeden yazmak kolay… Bu işler o köşe yazarının çapını, boyunu biraz aşar; senin ne işin var ciddi konularla; ortada Bihter ile Behlül’ün aşkı, Adnan Bey’in boynuzları,  orduyu küçültmeye çalışan saçma sapan “Bu kalp seni unutur mu” dizisi varken…

 

erdemyucel2002@hotmail.com

Yayın Tarihi: 2011-03-20 15:49:47