Başbuğ Yumruğu Masaya Vurdu
Ne olduğu tam netlik kazanamayan açılım, tekel işçilerininki başta olmak üzere çeşitli grev girişimleri ve hepsinden öte bir süredir Taraf Gazetesi’nin birilerinin maşası olarak başlattığı orduya yönelik saldırılardan sonra nihayet Genelkurmay Başkanı yumruğunu masaya vurarak, bilinçli yapılan saldırılara yanıt verdi.
“Türk Ordusu’nun bir sabrı var. Bu asker şimdi bölgede, elinde silah bekliyor milleti. Siz bu orduyu, tümünü nasıl böyle itham edersiniz. Hiç mi vicdanınız yok” diyerek bazılarına uyarı da bulundu. Sert uyarısının ardından da “onları lanetliyorum” dedi.
Genelkurmay Başkanının, böyle bir davranışı, biraz geç de olsa bekleniyordu. Bazılarına göre de çok geç kalınmıştı… Gerçek demokrasiyi benimsemiş ülkelerde askerin sivil yönetime karışması alışılagelen bir davranışlar değildir. Avrupa kriterleri de bunun önüne geçmeye yönelik kararlar almıştır. Ne var ki, Türkiye’de durum onlardan çok daha farklı boyutlardadır. O ülkelerin yayın organları, siyasileri kendi askerini hedef almazlar, mahkeme kararıyla da olsa iç ve dış güvenliklerini planlarının saklandığı kozmik odalara girmezler… Oysa Türkiye’de ordu her fırsatta siyasetin içerisine çekilmeye çalışılıyor, nedense gündemi değiştirmenin de en kolay yolu orduya saldırmak oluyor.
Milli Mücadele kahramanlarından Orgeneral Kazım Karabekir’in ölümünün 62. yılında Genelkurmay’da düzenlenen anma töreninde konuşan Başbuğ’un her biri balyoz niteliğinde olan sözlerinin satırbaşları şöyledir;
Yanlış bilgi felakettir, hakikat aranmalıdır…
Türk ordusu nasl böyle itham edilir?
Allah Allah diye askerini hücum ettiren bir ordu nasıl Allah’ın evi sayılan camiye bomba attırır?
Tatbikatplanları beş yılda yapılır. Söylenen, kısmen ekleme yapılan tatbikat planları yedi yıl öncesine aittir. Belgeleri inceliyoruz. Ancak incelenmesi kabulü anlamına da gelmez…
Türk Silahlı Kuvvetleri başka ordulara benzemez. TSK’nın komutanıyım. Bu bana sorumluluk veriyor. Sadece şikâyet ederim diye bir şey yok. Sorun varsa kökenine inerek çözmek görevimizdir...
TSK içinde altmış bir adet bilgi sızdırma soruşturması açıldı. Bilgi sızdıran bir subay üç yıl ceza aldı. Çeşitli rütbelerde on personel tutuklandı. Hata yapan olabilir ama biz onları TSK’da barındırmayız…
Demokratik yöntemlerde olması gereken en önemli husus iktidarların demokratik yöntemlerle el değiştirmesidir. Ben şimdi sormak istiyorum: Bu darbe iddialarının devamlı gündemde kalmasından kim menfaat sağlıyor? Ben TSK olarak bundan rahatsızlık duyuyorum. Peki, kimler bundan menfaat sağlıyor?
TSK’nin kozmik odasının araştırması daha uzun süre tartışılacaktır. Buradaki belgeler günün birinde bir yayın organında yayınlanırsa bunun vebali kimin olacaktır?
TSK’ne karşı bir süredir yürütülen, Genelkurmay Başkanının daha önce asimetrik savaş diye nitelediği bu saldırılara bir son verilmelidir. Devleti yürütenler her şeyden önce sonuçsuz politik konuşmalar yerine TSK’nin yıpratılmasına göz yummamalıdır. Nedense uygulamaya geçmemiş darbe planları bir gazete ve bazı siyasilerce sürekli gündemde tutulmaktadır. Biz bunları biliyorduk demekle bu iş olmaz; toplum bu yüzden huzursuzdur. Darbeye sıcak bakmayan Genelkurmay Başkanının şu sözleri üzerinde de durulmalıdır;
“Sadece şikâyet edeceğiz… Yok, öyle şey… Türk Silahlı Kuvvetleri olarak bizim sorunları çözme çabasındayız. Türk Silahlı Kuvvetlerine karşı yürütülen faaliyetler konusunda bizim kadar devletimizin de bu konuda yapacağı hususlar var. Karşı faaliyetler konusunu Sayın Cumhurbaşkanı’na, Sayın Başbakan’a arz ettim… Bunun takipçisi olacağız…”
Siyasilerin konuşmalarına bakıyoruz; her zaman olduğu gibi bu karışık ve çözüm bekleyen ortamda yine kameralar önünde kavga ediyorlar. Bu arada İsmet İnönü’yü Adnan Menderes’i ve Süleyman Demirel’i dillerinden düşürmüyorlar. Oysa yeterli tarih bilgileri olsaydı, onların zamanındaki şartların bugünden çok farklı olduğunu anlayabilirlerdi. Örneğin tek adamlıkla itham edilen İsmet İnönü döneminde Avrupa ve Asya’da kan gövdeyi götürüyordu. Ortada demokrasi falan yoktu, Hitler, Mussolini, Stalin, Franco, Tito gibi diktatörler kıyasıya birbirleriyle savaşıyordu. Bu karmaşada Türkiye’yi savaşa sokmamak için büyük çaba sarf eden İsmet İnönü demokrasiyi ilan edip oy avcılığına mı çıkacaktı? Bir iddiada bulunanlar biraz düşünüp, biraz da kitap okumaları geremez mi diye düşünüyorum. Bilmem yanılıyor muyum?
Bu darbe karmaşası ne kadar sürer?
Onu da Allah bilir…
Çeşitli saldırılara uğrayan askerimize, felsefede gerçekçi akımın babası sayılan Antik Çağın ünlü düşünürü Aristoteles’in bir sözü ile yanıt vermek isterim:
“Düşmanlarına fazla önem verme! Üzülürsün…”
Yorum yazın
Yorumunuzun yanında gösterilir.
Gizli tutulacaktır.
Eğer bir siteniz varsa, buradan link verin.