Baykal’a Çirkin Saldırı İsmet Paşa’ya Yapılanları Anımsattı!..
Siyasetimizin çirkin, çirkin olduğu kadar da yozlaşmış olaylarından birisi kısa bir süre önce Van’da yaşandı…
CHP İl Kongresine katılmak üzere Van’a giden Deniz Baykal’ın da içerisinde bulunduğu parti otobüsü İpekyolu Caddesinde taşlı, yumurtalı saldırıya uğradı. Güvenlik güçlerinin nedense önleyemediği saldırganlar aynı eylemlerini kongrenin yapılacağı salonun önünde de sürdürdüler. Basından öğrendiğimiz kadarıyla sayıları beş yüzü bile bulmayan saldırganlar, önceden kolilerle yumurta yığınağı (!) yapmışlar… Güvenlik güçleri de nedense yumurta kolilerini oraya koyanlara ne yapıyorsunuz, bu yumurtaların burada ne işi var dememiş… Ardından da yakışıksız sloganlar atılmış, “Deniz Baykal defol”, “Ergenekon’un avukatı” sözleri kongrenin yapılacağı salonun çevresinde yankılanmış… Güvenlik güçlerinin yetersiz kalışını gören CHP’liler Genel Başkanlarını kendi imkânlarıyla korumaya çalışmışlar.
Siyasetimizin bu çirkin olayının ardından Baykal açıklamasını kongre salonunda yapmış;
“Demokrasilerde protestolar olur. Bunları anlayışla karşılamak gerekir. Ama bir organizasyon vardı. Van Belediye Başkanı’nın bizim arkadaşlarımıza anlattığına göre olayın BDP’lilerle ilgisi yok. AKP’lilerin yaptığı söyleniyor. AKP’nin bize karşı sokağa inmesi çok vahim bir durumdur. CHP’den korktuklarının göstergesidir.”
Deniz Baykal şahsında CHP’ye yapılan siyasetin çirkin saldırıyı kim yapmıştır?
Başbakan bir süre önce CHP ve MHP’yi kastederek, bunlar Sivas’tan öteye gidemezler dememiş miydi?
Bu sözler uyarı mı, gözdağı mı yoksa tehdit miydi? Bilemeyiz…
Eski DTP yeni BDP bizimle alakası yok dedi. Deniz Baykal’da aynı şeyi söyledi… BDP bu tür protesto gösterilerinde bulunmazlar. Onlar olsa taşı yumurtayı büyüklere değil çocuklara, kadınlara attırırlar. Apo posterleri, PKK’yı çağrıştıran pankartlar, bir takım renkler ortaya çıkar... Baykal’a yapılan saldırılarda bunların hiç birisi yoktu… Ayrıca BDP’li Belediye Başkanı da protestoları biz yapmadık... Kiraladığı isimler yaptı diye bir gazeteciye konuşmuştu.
Baykal’ın AKP suçlaması üzerine Genel Başkan Yardımcısı Vanlı Hüseyin Çelik, önce yapılan saldırıyı kınamış sonra da partisi itham edilince Baykal’a dava açacağım; kendisini müfteri ilan edeceğim demişti. Salı günü meclis grup toplantısında ise Baykal bir takım fotoğrafları göstererek orada bulunan bazı partilileri ve Çelik’in kardeşini işaret etmişti… Buna karşılık Çelik de benim kardeşimin dükkânı orada, orda bulunması doğal gibisinden yanıt vermişti.
Kısacası demokrasimiz adına Van’da çirkin bir olay yaşandı. Bunu kimlerin yaptığı veya yaptırttığı ortaya çıkacaktır. BDP ve Vanlıların bu saldırının içerisinde olmadığı açık… Bu olay gösteriyor ki, CHP’nin yükselen grafiği, yerinde muhalefeti bazılarını rahatsız ediyor…
Siyaset tarihimizde de buna benzer saldırılar, linçe yaklaşan girişimler olmuştur. Demokrat Parti iktidarı İsmet Paşa’nın başında bulunduğu CHP tarafından yıpratılmıştı. Demokrat Parti’nin özel yetkili Tahkikat Komisyonu kurulması, Meclis tahkikatı açması ve Vatan Cepheleri gibi kanunsuz uygulamaların yanı sıra 1959 yılında İsmet İnönü’ye saldırılar düzenlenmişti. Yakın siyasi tarihimizde, iktidarı kaybedeceğini anlayanların bu tür saldırılara başvurduğu da görülmüştür… Mart 1960’da İsmet Paşa’nın Kayseri’ye gidişi engellenmek istenmişti. Zamanın Kayseri Valisi yukarıdan aldığı emir doğrultusunda “Kayseri’ye giremezsin. Geriye, Ankara’ya dönün” deme gafletinde bulunmuştu. İsmet Paşa Kayseri’ye girmiş ve coşkuyla karşılanmıştı. Yoluna Yeşilhisar’a doğru devam etmek istemiş, yine “Yeşilhisar’a gidemezsin” sözüyle karşılanmıştı. Yollar barikatlarla kesilmiş, bu kez İsmet Paşa “Yeşilhisar’a yayan giderim “ demişti. İncesu’da yolu yine kesilmişti… Oysa İsmet Paşa’nın yolunu kesmek de büyük bir siyasi hata idi. Uşak’ta İstanbul’da Topkapı’da benzeri çapulcu saldırıları düzenlenmişti. Uşak’ta bir emniyet müdürü ile jandarma komutanı kendilerine verilen yasa dışı emirleri uygulamamışlardı. Hatta Topkapı olaylarında da atılan taşlardan birisi İsmet Paşa’nın başına isabet etmişti…
Adnan Menderes de başbakanlığının son günlerinde Kızılay Meydanında halkın ve üniversitelilerin protestoları ile karşılaşmıştı. Ancak kendisine yumurta, taş, domates atılmamıştı…
Bugün bunları yaptıranlar toplumda nefretle karşılanmaktadır.
Harry Barnes’in meşhur bir sözü vardı; “Öfkesine sahip olmasını bilmeyen politika yapamaz.”
erdemyucel2002@hotmail.com
Yayın Tarihi: 2011-03-20 15:43:01
Yorum yazın
Yorumunuzun yanında gösterilir.
Gizli tutulacaktır.
Eğer bir siteniz varsa, buradan link verin.