En büyük asker kim?

 

Günlerdir caddelerde askere gideceklerin aileleri ile dostlarının oluşturduğu konvoylar geçiyor. Otogarlar da yine onlarla dolu. Otomobillerden oluşan konvoylar bayraklarla donatılmış… Trafiği alt üst etmelerine rağmen sesleri caddelerde, sokaklarda, otogarlarda yankılanıyor; “En büyük asker bizim asker”…

 

İnsan elinde olmadan heyecanlanıyor, gelip geçen konvoyları gururla seyrediyor…

 

Evlerimize kadar giren “En büyük asker bizim asker “  sözü insanı düşündürüyor.

 

Acaba en büyük asker kim?

 

Askere gidecek olanlar mı, yoksa parayı bastırarak askerlikten kaçanlar mı?

 

Günlerdir basın ve televizyonlar, parayı bastırıp askere gitmekten kaçınanların haberleriyle dolu… Şu kadar parayı veren askere gitmeyecek,  yaş sınırı şöyle olacak gibisinden…

 

Her Türk asker doğar” ve bir zamanlar askere gideceklerin başına yakılan kınalardan ötürü “kınalı kuzucuklar” sözleri geçmişte mi kaldı?

 

Yine de parası olmayanların hep bir ağızdan bağırdıkları “En büyük asker bizim asker” sözünden gurur duyuyorum. Bu sözleri duyduğumda geçmişte kalmış lise yıllarımı anımsıyorum; bizlerin en çok sevdiğimiz derslerin başında askerlik geliyordu. Bugün ise askerlik dersinin liselerde okutulmaması için girişimler var. Belki de kaldırılmıştır bile… Geçmişte kalan o güzel, önemini şimdi daha çok anladığım günlerde askerlik dersinin saati geldiğinde sınıf mümessilimiz kapıda şıkır şıkır üniformasıyla gelecek olan askerlik hocamızı bekler ve “dikkat” çektiğinde de hep birlikte hazır ola geçerek hocamızı selamlardık…

 

O yıllar lise mezunlarının yedek subay olma hakkının son dönemleriydi. İçimizden bazıları üniversiteye bazıları da askere gittiler… Ne var ki, bizler üniversiteye gittiğimizden, asker olan arkadaşlarımızı üniformaları içerisinde gördüğümüzde içimiz cız ederdi. Bugün sokaklarda artık üniformalı askerlerimizi göremiyoruz. Bazı nedenlerle askerlerin üniformalı dolaşmaları yasaklanmış!.. İçimizden bazıları, benim gibi üniversiteyi yarıda bırakarak, işlemlerimizi yaptırıp ailelerimizden gizlice askere gittik. Döndüğümüzde de yarım kalan üniversite eğitimimizi tamamladık… Oysa bir buçuk yıl o şerefli üniformayı, yedek subay öğrencisi, asteğmen ve teğmen olarak giyebilmenin onuruna erişmiştik. Yanılmıyorsam bir buçuk yıllık süre içerisinde pek az sivil elbise giymiştik… Üniforma bize kişilik ve şeref kazandırmıştı. Bazı arkadaşlarımız o günün tabiriyle tezkere bıraktılar ve albay olarak emekli oldular.

 

Kısacası bizler “Her Türk asker doğar” sözünü doğrularcasına şu veya bu nedenlerle askerden kaçmayı düşünmek bir yana, aklımızın ucundan bile geçirmemiştik. Aradan yıllar geçti kısa dönem, bedelli diye bir takım uygulamalar yapıldı. Askerliğin onuruna erişememiş nesiller yetişti… Otuzu aşkın yaşlarına rağmen, öğrenim dışında askere gitmeyenlere neden  bu yaşa kadar askerlikten kaçtınız diye soru sorulacağına ver parayı sıyır askerlikten denilmesini  ne anlamı var?..

 

Bunu bir türlü anlayamıyorum.

 

Türkiye’nin dış ilişkilerine ve politikasına baktığımızda iç açıcı bir durum göremiyoruz. Hiç yoktan karşılıklı menfaatlerimizin olduğu İsrail ile ters düşmek, Suriye olaylarında Beşar Esad’a karşı tutum izlemek, Malatya’ya yerleştirilen, gerçekte İsrail’den yana olduğu söylenen füze kalkanları, ona karşı İran ve Rusya’dan gelen tepkiler…

 

İşin cabası PKK belası…

 

Belki de ileride daha güçlü orduya ihtiyacımız olacakken, bazılarını parası var diye saf dışı tutmak hangi akla hizmettir?

 

Çoğumuzun bildiği meşhur bir söz vardır; “Alavere dalavere… Mehmet nöbete”…

 

Kısa dönem askerlik yapanlar, yanaşık düzen ve uygun adım merasim yürüyüşleri dışında ne öğrenirler?..

 

Tanrı korusun; olası bir seferberlikte onlardan asker olarak yararlanılabilir mi? Engelli vatandaşların bile bir günlük moral askerliği yaptığı ülkemizde kısa dönem veya bedellilerin asker giysileri dışındaki                                                                                                                                                                                                                                                                                                              fotoğrafları dışında askerlik bilgileri ne kadardır?

 

Bilinmez…

 

İsimleri ünlüye çıkmış bazı şarkıcı ve oyuncuların basında asker giysileri içerisindeki resimlerini yayınlayıp, resim altına da “çakı gibi asker” yazmıyorlar mı, gerçekten insan kahroluyor. Askerliğini bin bir zorluklar içerisinde canları pahasına yapan gerçek askerlerimiz ne düşünür, onu da düşünmek bile istemiyorum.

 

Kısacası askerlik vatanını sevenlerin görevi; korkakların işi değil… Yeri gelmişken Oscar Wilde’nin “Cepheden kaçanlar, savaşa girenlerden daha çok yara alırlar” sözü acaba kimlere hitap ediyor?

 

Erdem Yücel

erdem@hport.com.tr

Yayın Tarihi: 2012-02-25 16:38:25