Elveda Rumeli’nin Müthiş Finali!...
Televizyon kanallarımız birbirleriyle yarışırcasına peş peşe dizileri yayına koyuyorlar. Kanallar arasında da rekabet sürüp gidiyor; birbirlerinin yayınlarından izleyici çalmak için sürekli yayın saatlerini değiştiriyorlar. Böyle olunca da televizyon bağımlısı ve çoğu kadın olan izleyiciler şaşkına dönüyor. Bazıları işin kolayını bulmuşlar, kaçırdıkları bölümleri internetten takip etmeye çalışıyorlar. Benim kendilerine bir tavsiyem var; televizyonlarının üzerlerine ve yanlarına ikinci bir televizyon koysunlar, aynı saatlere rastlayan programları bir ona bir buna bakarak izlesinler!.. İnsanlarımızı diziler öylesine bağımlı hale getirmiş ki, artık dışarıya çıkmayı, eş dost toplantılarına gitmeyi de onlara göre ayarlıyorlar.
Sırası gelmişken, eski tekkelerin görünür yerlerine asılan levhalardaki “Bu da geçer yahu!” sözünü hatırlamadan edemiyorum.
Bu televizyon hastalığı da geçer…
İnsanlarımız biraz kitap, gazete okuma alışkanlığına, ciddi konulara, edebiyat ve genel kültür içeren sohbeti alışkanlık edinene kadar bu furya sürüp gideceğe benziyor. Bir zamanların “Yalan Rüzgârı’na”, “Dallas’ına”, Meksika dizilerine bağımlı olanlar bugün onlara benzer olmasalar bile yerli dizilere tutkunlar!..
Televizyon dizi hastalığı nedense bana bulaşmadı. Öncelikle bir saatlik bir dizinin aralarına sıkıştırılan reklâmlarla üç saate çıkması ve benim de onlara ayıracak vaktimin olmayışı bunun nedenidir. Örneğin bir diziye adapte olmuşsunuz, her on beş dakikada bir araya giren aynı reklâmlar konuyla bağlantınızı koparıveriyor. Bu da beni sinir ediyor. Kaldı ki, bazı hanımlar bunun da çaresini bulmuşlar, reklâmlar başlayınca hemen başka kanaldaki diziye yöneliyorlar, orası reklama girince eski diziye dönüyorlar… Bizim insanımız akıllıdır, zekidir diyenler doğru söylemiş!...
Benim bir merakım da tarihi film ve dizilerdir. Onları bin bir reklâm eziyeti içerisinde, katlanmaya, seyretmeye çaba göstermişimdir. Bunlardan biriside ATV-Tarkan Karlıdağ yapımı “Elveda Rumeli” idi. Üç yıla yakın bir süre izlenen dizide Osmanlının çöküş sürecinin başladığı XIX. yüzyılın sonlarında emperyalist güçlerin yıkmaya çalıştığı Osmanlı’nın ayakta durabilme uğraşları, Meşrutiyeti isteyen İttihatçıların, Balkan çetelerinin ortaya çıktığı dönemlerin arasına yerleştirilen Sütçü Ramiz ve ailesinin öyküsü dizide anlatılıyordu. İlk iki yıl ilgiyle izlenen dizide Makedonya’da Pürsıçan kasabasında gelişen olaylar son derece güzel ve akıcı bir şekilde ortaya konulmuştu. Kuşkusuz bunda Ali Can Yaraş, Özge Efendioğlu ve Nuran Evren’in yazdığı senaryonun ve Serdar Akar yönetiminin de büyük payı vardı. Erdal Özyağcılar, Şebnem Sönmez, Tolgahan Sayışman, Engin Akyürek, Gökhan Mete, Bedia Begovska, Ertan Saban, Gülçin Şatıroğlu başta olmak üzere her role en uygun biçimde seçilmiş oyuncuların da bunda büyük katkısı olmuştu.
Bu kış dönemi yayınına kadar her şey çok güzel, sürükleyici ve olaylar zinciri tarihi boyutlar içerisinde sürdü. Ne var ki, yeni yayın döneminde her şey bir anda değişti. Dizi oyuncuları arasındaki maddi veya bilemediğimiz anlaşmazlıklardan ötürü olaylar birden dokuz yıl sonrasına getirildi. Diziden ayrılan oyuncular ya öldürüldü ya da başka yerlere gitmiş olarak gösterildi. Onların yerine gelenler ise yeni tiplemeleri ile eskilerin yerini dolduramadı. Tarihi olaylar yok oldu, yerlerini ipe sapa gelmez sözde aşk öyküleri aldı… Kısacası tatsız tuzsuz olaylarla dizi bir süre idare edilmeye çalışıldı. Oysa gemi karaya oturmuştu bir kere…
Sonunda beklenmedik anda müthiş final gelip çattı. Bulgar çetecileri toplu halde bulunan Sütçü Ramiz ailesini, dostlarını basan Bulgar çetecileri Ramiz dışında hepsini evde yakarak öldürdüler. Böylece mutlu son bekleyenler, dizinin kendisi gibi acı sonla karşılaştılar… Daha doğrusu yeni kadrosuyla diziyi yürütemeyeceklerini anlayanlar böylesine bin sonla yapımı sonlandırmaya uygun görmüş olmalılar…
Biz böyle hikâyeleri daha öncede yaşamıştık… Bazı tarihi yanlışlıkları olan “Kurşun Yarası”, “Kırık Kanatlar” dizileri de aynı şekilde uzatıldıkça uzatılmış, sonunda Elveda Rumeli’de olduğu gibi anlamsız biçimde kesilivermişti. Hele bunlardan birisinde taraflar silahla çatışırken ekranda son yazısı yazılmıştı.
Sırası gelmişken sormak isterim; acaba bu dizileri yapanlar, kendilerini akıllı, izleyicileri gerçekten aptal mı sanıyorlar?
İzleyiciye saygısı olan yapımcılar dizilerini 10–15 bölüm arasında sonlandırılmalıdır. Televizyon kanalları da bitirilmemiş, kalanları sırası geldikçe çekeriz diyen yapımcıların dizilerini de ekrana getirmemeli, Elveda Rumeli örneğinde olduğu gibi izleyicilerin aptal yerine konulmasına engel olmalıdır.
Elveda Rumeli müthiş bir finalle(!) sona erdi… Hem de ne final, izleyiciyi ahmak yerine koyan bir sonla… Ne demişler; güleriz ağlanacak halimize…
Yorum yazın
Yorumunuzun yanında gösterilir.
Gizli tutulacaktır.
Eğer bir siteniz varsa, buradan link verin.