Hasta ve Cenaze Ziyaretleri!..



Türkiye’nin önde gelen seslerinden İbrahim Tatlıses, geçtiğimiz hafta çirkin bir saldırıya uğradı, yaralandı ve anında hastaneye yetiştirildi. Doktorların büyük çabası ile yaşama döndürüldü. Bu menfur olay başta hükümet olmak üzere herkesi ayağa kaldırdı, saldırganlar kısa sürede yakalandı. Soruşturma sürüyor… Bu saldırının arkasında kimlerin olduğu da yakında ortaya çıkacaktır…

Tatlıses, inşaat işçiliğinden Tanrı vergisi sesinin keşfedilmesiyle bir anda üne kavuşmuştu… Şu anda memleketimizin önde gelen seslerinden birisi… Şarkıcılığının yanı sıra birçok ticari işlere girişmiş ve büyük olasılıkla birilerinin ayağına basmış olmalı ki, zaman zaman kendisiyle ilgili haberler basınımızda yer aldı, mahkemelere düştü, soruşturulmalara uğradı, ifadeleri alındı. Bunlar bizim yazı konumuzun dışında gelişen olaylar…

Kendisini seven de sevmeyen de; başka bir deyişle dinleyeni ve dinlemeyeni de var… Tatlıses, Avrupa’da dünyaya gelip opera sanatçısı olsaydı en azından bir Pavarotti olabilirdi diye düşünenler de var…

Benim üzerinde durmak istediğim konu toplumuzda ünlü bir kişinin hastane ve cenaze ziyaretlerinde yaşanan olaylar…

Tanrı korusun,  beklenmedik anda hastaneye düşen, yoğun bakıma alınan ünlü bir kişiyle ilgili bir haber alındığında ziyaretçi curcunası yaşanır… Hasta ile görüşemeyeceklerini bile bile, akın akın birçok kişi koşar, hastanenin bahçesini doldurur… Kuşkusuz, magazin basını, televizyonlar da anında oradadır… Eğer hastaneye düşen kişi şarkıcı veya filmlerde, dizilerde rol alan bir kişi ise aynı mesleği icra edenlerin tümü oradadır. Hepsinin yüzünde kederli, duygusal yansımalar vardır…  Bazısı gerçek bazısı da göstermeliktir… Orada bulunmak ve basına bir şeyler söylemek için adeta birbirleriyle yarışırlar. Kendisiyle ne kadar yakın olduklarını (!) ilan ederler… Akşam televizyonlarda kendilerini görünce de kederli olmayı bir kenara itip keyiflenirler…

Tanrı gecinden versin; ünlü kişilerin cenazelerinde de benzeri durumlar görülür. Cami avlusunu yine siyasiler başta olmak üzere, sanatçı geçinenlerin hepsi oradadır… Çoğu insan gerçek yüzlerini sahte maskeler altında gizleyerek üzüntülü görünmeye çalışır… Bazısı başarılı olur bazısı olamaz… Bu arada kuytu bir köşede kafa dengi arkadaşlarını bulurlarsa dedikodu yapmaktan da kaçınmazlar... Yıllar öncesi benim de yazdığım bir gazetenin patronu vefat etmişti… Cami avlusunu dolduranlar arasında bazılarının rahmetlinin bana şu kadar borcu vardı, gitti alacağım diye hayıflananlara kulak misafiri olmuştum…

Bunların kaçı gerçek yakınları, dostlarıdır?  Kaçı da görüntü uğruna sahte dostlardır?  Bilen bilir ama yine de samimi olanları diğerlerinden zor da olsa ayırmak çok kolaydır…

Kısacası hastanın da ölenin de ardından sömürü veya reklâm yapmaya gelenler vardır…

İnanmazsanız dikkat edin; hep aynı senaryo sahneye konulur…

Adı ünlüye çıkmış olanlardan bazılarının kendilerini göstermek, reklâm yapmak için hastane veya cami avlusunda beklemeleri iyi bir fırsattır… Bu arada televizyoncular da haber yapmak adına oraya doluşurlar… Adam ölmüş, veya hastane içerisinde yaşam mücadelesi veriyor kimin umurunda!.. Adı dosta çıkmış olanlar, haberciler bu üzücü durumu yeni tabiriyle reytingi çıkara dönüştürmeye çalışırlar…

Hastalanan veya ölen siyasetçi ise olayın başka bir boyuta, siyasi sömürüye dönüşmesi kaçınılmazdır. Mutlak siyasilerden bazıları onu ziyaret etmek zorundadır!... Tatlıses, her zaman iktidarlara yakın olmuştur. Sanatçılar, şarkıcılar, işadamları, politikacılar, patronlar da böyle olmak zorundadır!..

Tatlıses yoğun bakımda yaşam mücadelesi verirken birlikte olduğu kadınlar da hastaneye haklı olarak gelmişler… Amma hastane koridorlarını birbirine katarak ağız dalaşına girmişler… Birbirlerine sen bilmem nesin, ben değil sen bilmem nesin diye bağırışmışlar, görevliler zorlukla hatunları yatıştırmış… Bıraksalar belki de ağız dalaşı dövüşe dönüşecek… İş bununla da kalmamış, ağız dalaşmaları televizyonlara taşınmış… Şarkıcının birisi “timsah gözyaşları dökmemek için gitmedim” deyince kadın programını yıllardır sürdüren bir başka şarkıcı ile ekranlarda birbirlerine girmişler…

Muhteşem Yüzyıl dizisindeki Hürrem Sultan ile Mahidevran Sultan’ın kavgalarına sakın kızmayın… Kadın her yerde kadındır, kıskançlığına gem vurmak isteyenler yanılırlar… Baksanıza adam içeride yoğun bakımda, kadınlar dışarıda onu paylaşamıyor…

Pes vallahi demek bile az kalır…

Tatlıses’i ziyaret eden siyasi biri, nasıl olduğunu soran gazetecilere “uyuyor, ben uyandırmayın dedim” diye yanıt vermiş…

Kısacası hastane ziyaretleri de, cenazeler de kara mizah olmaya başladı…

Ne demişler; devran değişiyor, biz de yeni devrana ayak uyduruyoruz!.. Yazıma tepki gösterenler olursa, kendilerinden rica ederim; ünlü bir kişi hastalandığında veya vefat ettiğinde özellikle Teşvikiye Camisi ile Zincirlikuyu Mezarlığına ve yabancı hastaneleri şöyle bir ziyaret etsinler… Bakın bana nasıl hak verecekler…

Haydi hayırlısı…


erdemyucel2002@hotmail.com

Yayın Tarihi: 2011-03-26 21:28:35