Herkesin Dilinin Altında Birer Bakla Var!..
Türkiye’yi yönetenlerin hemen hepsinin dillerinin altında birer bakla var ama hiç birisi tam olarak baklayı ağızlarından çıkaramıyor… Bizler de oturup söylenen imalı sözlerden bir şeyler çıkarmaya çalışıyoruz.
Başbakan erken seçim yok, zamanında yapılacak, söylenenler külliyen yalan diyor... Seçim ilan edilen tarihte yapılırsa 17 Temmuz 2011’de sandık başına gidilecekmiş; kemikleşmiş seçmenin yanı sıra kararsızların tutumunun ne olacağı belli değil. Kimler mazlumu oynayacak? Bazılarının dediği gibi muhalefetin tembel olup olmadığı da bu seçimde ortaya çıkacak… Göz boyamalarla, suni gündemlerle işlerin yürüyüp yürümediği, daha doğrusu akla kara o gün anlaşılacak… Bu arada sayımın elektronik sistemlerle yapılıp yapılmayacağının da üzerinde durulmalıdır. Aslında en önemli konu da bu olmalıdır. Nedense muhalefet partilerinin, ABD’nin uygulayıp Yunanistan’ın reddettiği bu sistemin kaldırılıp kaldırılmayacağı konusunda henüz sesleri çıkmıyor. Herkesin malumu; Türkiye’de elektrikler çeşitli nedenlerle kolayca kesilir!.. Bu da toplanan verilerin bir anda silinmesine yol açabilir…
İki genel, iki yerel seçim galibi, mecliste %65 çoğunluğa sahip iktidarın erken seçime gitmesinin doğru olup olmadığı da tartışılacak bir diğer konudur. Ancak gelişen olaylar, Kürt açılımının fiyaskoya dönüşmesi, Habur skandalı, ekonomik çıkmaz, grevler, yatırımsızlık, işsizlik, kurumlar arasındaki çekişmeler, netleşmeyen yolsuzluklar, kadrolaşma ithamları, baskılar, tele kulak olayları, somutlaşamayan suikast ithamları, askere yapılan ölçüsüz suçlamalar, terör olayları, İmralı yandaşlarının çıkışları, İmralı’dan yükselen sesin önemsenmesi, cemaat ulemaları ve yapılan zamların AKP’nin oylarını erittiği de bir gerçek… Bu bakımdan işler daha kötüye gitmeden bir an önce baskın bir seçim yapalım havasının partiye yansıdığı da düşünülebilir. Kısacası seçimden kaçış olmayacak, sandıkla gelen sandıkla gidecek veya kalacak… Dünya siyaseti bazen seçim kaybetmenin de kurtuluş olduğunu göstermiştir.
Muhalefet, Türkiye’nin ekonomik, siyasi yükü daha fazla taşıyamayacağından seçim var diyor. Devlet Bahçeli tarih bile veriyor; 2010 sonbaharı… Deniz Baykal “erken seçim AKP’nin çöküşü olur” demekle yetiniyor. Kısa süre önce kurulan yeni partilerin, iktidar ve muhalefetin oylarını ne derece götürür, onun hesabı tam olarak bilinmiyor. Yeni kurulan partilerin finansının ne şekilde ve kimler tarafından sağlandığı da tam olarak netlik kazanmış değil…
İçişleri Bakanı basın toplantısında “Milli Birlik ve Kardeşlik Projesi” diyerek bin takım hedeflere değinmek istiyor. Ardından da sözü herkesin yeni bir anayasaya ihtiyacı var demeye getiriyor. Özgürlüklerin alanını genişleterek, daha demokratik bir sistemi getirmek için anayasa ile ilgili çalışmalar yapılmasından yana olduğunu söylüyor. Ancak muhalefetle bu konuda uzlaşma sağlanamayınca konuyu referanduma taşınabileceğinden dem vuruyor. Referandumun önemini vurguluyor ve demokratik ülkelerde sorunların halkla çözüldüğünü de ileri sürüyor!..
Başbakan da Moskova dönüşü uçakta gazetecilere “madde sayısı az olan bir anayasa değişikliği olabilir” demekle yetinmişti. Kısa bir süre önce de TBMM Başkanı 10–12 maddelik bir anayasa değişikliğinin gündeme gelebileceğini söylemişti… Bu sözlere karşılık AKP kurmayları (bu sözcüğe hep takılmışımdır. Kurmaylık belirli bir eğitimden sonra askerlerin kazandığı unvandır. Siyasette lidere yakın olanların bu isimle tanınması bana biraz tuhaf gelir) böyle bir çalışma olmadığını belirtmişlerdi. Öte yanda TBMM Anayasa Komisyonu Başkanı “Anayasa değişikliği partimizin gündeminden hiç çıkmadı. Ama referandum konusu güncede gelince muhalefetin Anayasa hazırlığı mı var demesiyle bu noktaya gelinmiş oldu diyerek kafaları biraz daha karıştırdı…
Kısacası, Türkiye’de biraz siyasete yakınlık veya ilgi duyanların kafaları enikonu karışık…
Bu sözlerden tam olarak ne anladınız?
Söylenenlerin arasından bazı sözcükleri cımbızla çekip çıkarırsak önümüzdeki günlerde ne olacak?
Açılım denilen nesne, tutmadığından, anlaşılan rafa kaldırıldı.
Erken seçim olacak mı?
Referandum yapılacak mı?
Türkiye referandumlara alışsın deniyor!
İnsanlarımızın kafası karışmış bir kere; içeriğinde madde sayısı az olan anayasa değişikliğinin içerisinde ne gibi maddeler var? İşte onlar tam olarak açıklık kazanmıyor… Bu arada konunun uzmanlarının, akademisyenlerin, sivil toplum örgütlerinin görüşlerinin alındığını gösteren bir işaret de ortada yok. Referandum kararı alınırsa toplumun konuyu öğrenebilmesi için yasal süre olan üç ay, kırk beş güne indirilmek isteniyor. Bunu da anlayabilmek mümkün değil…
Türkiye, daha da demokratikleştirilmek isteniyorsa öncelikle Seçim Kanunu, Siyasi Partiler Kanunu yenilenmeli, onun yanı sıra her seçim öncesi ileri sürülen milletvekili dokunulmazlığı, basın özgürlüğü, yargı reformu, üniversite reformu, gerçek insan hakları gibi konular ele alınmalıdır.
Ne tuhaf değil mi? Yaşananlara akıl sır ermiyor; erken seçim, referandum derken bazılarının yıllar yılı geçer akçesi olan türbandan (!) bu arada nedense kimse söz etmiyor!...
Yorum yazın
Yorumunuzun yanında gösterilir.
Gizli tutulacaktır.
Eğer bir siteniz varsa, buradan link verin.