İhanet mi Aymazlık mı?

 

 

Türkiye’de garip şeyler oluyor. Türkiye’yi birileri bölmeye çalışıyor, toplumlar arasına nifak tohumları serpiştiriliyor. Düşman içeride mi, dışarıda mı, bölünmenin taşeronluğunu kim yapılıyor?  İç savaş çıkarılmak isteniyor diyenlerin olması bile hem ürkütücü hem de üzücü…  İnegöl’de, Dörtyol’da ve Güney Anadolu’da tezgâhlananlar vahim ve vahimden de öte… Gösteri adına güvenlik güçlerine yapılan saldırılar ise insanı düşündürüyor.

 

Ancak ortada bilinen bir gerçek var; ne yaparlarsa yapsınlar, dışarıdan kimlerden emir alırlarsa alsınlar bu konudaki çabaları boşuna… Olaylar ihanetin ve aymazlığın ayak sesleridir… Türkiye’nin bölünmez bütünlüğü, bu vatanın, bu milletin bölünmezliği, her ne kadar meclis kürsüsünde yemin etmişlerse de(!)  BDT milletvekilleri i başta olmak üzere parti tabanına anlatılmalıdır.

 

İnegöl’de yaşananlar son derece vahim olaylardır.  Doğu kökenli bir minibüs şoförüyle İnegöllü gençlerin kavga ve bıçaklanmasından sonra olaylar çıkıyor,  zanlılar linç edilmek isteniyor, karakol, belediye binası ve banka şubeleri taşlanıyor, polis otoları devrilip yakılıyor. Bu olay neredeyse etnik çatışmaya dönüşecek… Birileri sürekli körüklüyor… Sıradan bir asayiş olayı ne boyutlara geliyor…

 

Toplumdaki ticari rekabet çatışmayı körüklüyor, insanlar harekete geçiyor. Güneydoğu’nun ekonomik sıkıntıları, işsizlik ve PKK terörü ve onunla mücadele eden askerin bazı köyleri zorunlu boşaltmaları oradaki insanların göçüne neden oluyor. Bazıları gittikleri yerlerde zor şartlar altında sefalet sürerken, bazıları ise gittikleri yerlerde legal veya illegal yollardan güç kazanıyor… Kısacası mafyalaşıyor. Göç edenler önceden var olan gecekondulaşmayı büyük şehirlerde arttırmışlardır. PKK terörü yüzünden Güneydoğu bölgesindeki hayvancılık ve tarım hemen hemen sıfır düzeyine inmiştir.  Toplumsal barışın yerini riskler ve tehditler alıyor… PKK ile ilgisi olmayan, ona karşı olan Kürt vatandaşların töhmet altında bırakılması da başlı başına sorunlardan birisidir. Bu arada güvenlik güçlerine saldıranlardan bazılarının o bölgede yaşayan gündüz külahlı, gece silahlı oldukları biliniyorsa da olağanüstü hal olmadığından pek bir işlem yapılamıyor. Gösteri adına yapılan ayaklanma provalarında çocukları kadınları ön plana sürenlerin kimler olduğu herhalde biliniyordur. Örneğin BDP Seyhan İlçe Başkanı polise taş atan çocuklara taktik verirken kameralara yakalanıyor.

 

 Ne olduğunu bile toplumun tam olarak anlayamadığı açılım politikasının ortaya çıkan şiddetin nedeni olduğu da iddia ediliyor. Ne derece doğrudur bilemeyiz. Bilinen gerçek ise birlikte yıllardır sorunsuz yaşayan, evlenmelerle birbirlerine kaynaşan iki toplum bazılarının hoşuna gitmemiş olacak ki, sürekli ateşe benzin dökülüyor!.. Ateşe kibrit çakandan önce yerdeki benzinin temizlenmesi gerekmez mi?

 

İnsanların birbirlerine öfkesi artıyor…

 

Siyasi parti liderlerine bakıyorsunuz, hepsi referanduma ve buradan alınacak sonuçlara  ve önümüzdeki yıl yapılacak genel seçimlere kilitlenmiş… Oy hesapları uğruna bilerek veya bilmeden bölünmenin tohumlarını atıyorlar; evetçiler ve hayırcılar diye… Başka bir değişle bizden olanlar, bizden olmayanlar!

 

Biraz geriye baktığınızda kıvılcımı ateşleyenlerin, toplumun huzurunu bozanların esti DTP, yeni BDP sözcüleri olduğunu görürsünüz. Emine Ayna gibi milletvekilleri Doğu ve Güneydoğu’da düzenledikleri mitinglerde, sürekli Apo’yu ortaya çıkarıp, bilinçlenmemiş halkı tahrik eden, kışkırtıcı konuşmalar, açılan pankartlar ve posterlerle bunun öncülüğünü yapmışlardır. Ne yazık ki, bölücülüğün, şiddetin ön plana çıktığı bu toplantılara savcılarımız darbe iddialarına yönelik cesareti gösterememişlerdir. Kısacası çoğunlukla sessiz kalmayı tercih etmişler, onların bu tutumları belirli bir kitleye cesaret vermiş… PKK’nın ekmeğine yağ sürmüş, karakollara, güvenlik güçlerine saldırılarını arttırmıştır…

 

Hatay Dörtyol olaylarından sonra BDP ateşin üzerine benzinle gitmeye ve olay çıkarmaya gayret ediyor. Bütün Dörtyol halkı ayaklanmış  iken BDP lideri dört gündür Hatay’ın Dörtyol ilçesinde devlet yok diyerek konvoy halinde oraya gitmeye kalkıyor!... Onların geleceğini duyan Dörtyollu gençler sopa ve taşlarla onları bekliyor… BDP’nin bu davranışının amacı tam bir kışkırtma veya gerginliği arttırmak… Bereket Hatay Valisi ve Dörtyol Kaymakamı onların ilçeye girişine izin vermiyor ve geri gönderiyor. Böylece provokasyonun önüne geçiliyor ve daha vahim olayların çıkması engelleniyor… BDP Genel Başkanının “Barış adına eylemimizi burada sona erdiriyoruz. Amacımıza ulaştık. Şimdi geri dönüyoruz” sözü ise sözcüğün tam anlamıyla tereyağı gibi üste çıkmak…

 

BDP barış ve demokrasiden yana da PKK destekli gösterilerde, güvenlik güçlerine taşlarla saldırılırken, neden ortaya çıkıp yapılanların doğru olmadığını söylemiyorlar. Topluma karşı mitinglerde ise ön planda yer alıyorlar… Bu durum tuhaf değimli? Samimi olduklarına ne kadar inanırsınız?

 

Yaklaşık on yıl önce Apo yakalandıktan sonra PKK terörü en alt düzeye inmişken şimdi neden bu duruma gelindi? Yanlış yürütülen etnik kimlik siyaseti, darbe yapılacak paronayası, güçlü Silahlı Kuvvetleri zor duruma düşürmüştür. Darbe yapılacaktı iddiası ile muvazzaf ve emekli komutanların durumları ortadadır. Bu arada tirajı komik olaylar da yaşanmıştı. Balyoz davasına bakan mahkeme görevi başındaki komutanların görüldüğü yerde yakalanması konusunda yazı çıkartılmış, Genelkurmay ve merkez komutanlıklarına bildirilmişti. O askerlerden biri olan Kolordu Komutanı Korgeneral, son iki ayda peş peşe terör olaylarının yaşandığı Hatay’da kalleşçe pusuya düşürülen, çapraz ateşe maruz kalan şehit polislerimizin cenaze töreninde İçişleri Bakanı ve Emniyet Genel Müdürü ile yan yana gelmişti. İçişleri Bakanı bir ara bakan olduğunu unutmuş olmalı ki, yakalanması istenilen Korgenerale “Amanos’larda ne yaparsanız yapın orasını temizleyin” emrini vermişti!... Bu arada bir vatandaş da “Komutanları içeri atıyorsunuz kim temizleyecek” diye bağırmıştı. Kolordu Komutanı ise kendisine soru soran bir gazeteciye “ Biz memleketi seviyoruz” diyerek anlamlı bir yanıt vermişti!..

 

Hukuk devleti olduğunu ileri süren bir hükümetin bakanı böyle bir söz söyleyebilir mi? Bu söz yasa dışı yöntemler de kullanın anlamına gelir mi? Bilemeyiz…

 

Böyle bir garabet başka ülkelerde olur mu?

 

PKK’nın saldırıları sürerken toplumun taş atan çocuklar yasası olarak isimlendirdiği “terörle Mücadele Kanunu” yürürlüğe gece yarısı girmişti. Böylece güvenlik güçlerine kışkırtılarak saldırılan çocuklar serbest kalmıştır. Yasanın yürürlüğe girmesinden sonra Mardin Nusaybin ve Hakkâri’de yine güvenlik güçlerine taşlar atılmış, bazı binalar taş yağmuruna tutulmuş ve anlaşılan akıllanan olmamıştır. Böyle olunca da güvenlik güçlerine taş atma suç kapsamı dışına çıkmıştı!... Bu yasa mecliste enine boyuna tartışıldı mı, yoksa açılım politikasının bir sonucu mu? Yasa kabul edilirken meclisteki çoğu sıraların boşluğu ve bazı milletvekillerinin uyudukları da basında yer alan fotoğraflar arasındaydı!..

 

Yasama yılını değerlendiren Meclis Başkanı Mehmet Ali Şahin İnegöl ve Hatay’da meydana gelen olaylarla ilgili olarak, siyasiler üsluplarına dikkat etmeli diyerek en doğru sözü söyleyenlerden biri oldu;

 

“Toplumda gerginliklere yol açacak, siyasi görüşleri farklı da olsa vatandaşlarımız arasında zıtlaşma ve ayrışmaya yol açacak söz ve beyanlardan şiddetle kaçınmak zorundayız. İmam hata yaparsa, cemaat ne yapmaz…”

 

Bu gidişat hiç de güzel değil, oldukça da tehlikeli… Ortada, Türkiye Cumhuriyetine yapılan bir ihanet var… Bunu kim yaparsa veya kim düşünürse sonunda hüsrana uğrayacağı da açık… Halkın büyük bir kısmı sessiz ama öfkeli…

 

Kuşkusuz anlayana…

 

 

erdemyucel2002@hotmail.com

 

 

 

Yayın Tarihi: 2011-03-20 15:39:22