İsrail’deki  Kameralı, Diplomatik Skandal!..

İsrail’de yaşanan diplomatik skandalı Mısır’daki sağır sultan bile duymuş olmalı… Bu nedenle tekrarlamaya gerek yok. Ancak, biz yine de birkaç satırla olayı özetleyelim;

TRT’de yayınlanan “Ayrılık” dizisinin ardından “Kurtlar Vadisi”nin 24 Aralık’ta yayınlanan bölümünde İsrail istihbarat servisi Mossad’ın Türkiye’deki bazı faaliyetlerinin konu edinilmesi, Mossad’ın çocuk kaçıran bir örgüt olarak gösterilmesi üzerine Türkiye’nin Tel Aviv Büyükelçisi Oğuz Çelikkol İsrail Dışişleri Bakanlığına çağırılmış, İsrail Dışişleri Bakan Yardımcısı Danny Ayalon diziden duydukları rahatsızlığı dile getirmişti. Buraya kadar her şey normal... Ancak İsrail Dışişleri Bakan Yardımcısı’nın Büyükelçimize gösterdiği tutum Türkiye’yi diplomatik yönden aşağılayıcı bir gösteriden öteye gitmiyordu. Öncelikle Türkiye’yi temsil eden Büyükelçi, kameralar önünde kapıda bekletilmiş, içeri alındığında Bakan Yardımcısından daha alçak seviyedeki koltuğa oturtulmuş, elini sıkma nezaketinde bulunulmamış, adet olduğu gibi kendisine ikramda bulunulmamış… Odaya alınan İsrail televizyonu konuşmaları görüntülemiş ve bu arada Bakan Yardımcısının İbranice sözleri de yayınlanmış; ”Bizim altımızda oturduğunuz ve yüzümüzün asık olduğunun görülmesini istiyoruz.” demesini bizim Büyükelçi İbranice bilmediğinden algılayamamış, televizyon görüntülerinde anlamadığı sözleri  gülerek karşılamış!..

Türkiye Büyükelçisinin, “İbranice bilmediğini, İngilizce konuşsaydı cevabını alırdı” sözlerinden Dışişleri Bakanlığı kendisine ders çıkarmalıdır. İngilizce her ne kadar uluslararası bir dil ise de büyükelçilerimizin ve konsoloslarımız gidecekleri ülkelerin dillerini en azından anlayacak konumda olmalıdırlar. Aksi halde böylece aşağılanır veya istenmeyecek şekilde gülünç duruma düşerler.

Bu olay bana yıllar öncesini hatırlattı. O zamanki görevimden ötürü yabancı misyonla yakın ilişkilerim olmuş ve onların çeşitli davetlerine katılmıştım. Sovyetler Birliğinin İstanbul Başkonsolosunun mükemmel Türkçesine ve Türkiye ile ilgili her konudaki bilgisi karşısında bir gün dayanamayarak kendisine bunun nedenini sormuştum. Aldığım yanıt ibret vericiydi; “Biz Siyasal Bilgilere girdiğimizde hangi ülkelerde görev yapacağımız ilk sınıftan itibaren belirlenir ve ona göre eğitiliriz.”

Bir başka örneği ise İngiliz Konsolos yardımcısında görmüştüm. Türkiye’ye geldiğinde hiç Türkçe bilmiyordu. İki yıllık süre içerisinde mükemmel Türkçe öğrenerek memleketine dönmüştü.

Kuşkusuz bu iki örnekten alınacak çok dersler vardır. Monşer denilen bizim eski diplomatlarımız bu konuyu çok iyi özümsemişlerdi. Bugünküleri bilemem ama örnek ortada…

Konumuza yeniden dönelim. Büyük olasılıkla merkez sağ İsrail koalisyon hükümetinin aşırı sağcı ortağı Dışişleri Bakanı Avigdor Lieberman, yardımcısına Türk Büyükelçisinin aşağılayın talimatı vermiş olmalıdır. Aslında bu olay uluslar arası düzeyde bir skandal olduğu kadar aynı zamanda da nezaket kuralları dışında küstahça bir davranıştır.

Kısa bir süre öncesine kadar Türkiye ile İsrail arasındaki ekonomik, askeri ilişkiler normal biçimde sürüyordu.

Bu ikili ilişkiler neden bu boyutlara geldi?

İki ülke arasındaki gerilim neden arttı ve ipler niçin kopma noktasına geldi? Oysa Türkiye ile İsrail arasındaki ilişkiler Filistin sorununa rağmen yakınlığını geçen yılkı meşhur!  Davos olayına kadar korumuştur. Yüzyıllar boyunca da Türk insanı Yahudi vatandaşlarına hoşgörüyle yaklaşmış, karşılıklı yardımlaşmalarda birlikte olmuşlardır.

Her şeyin başlangıcı geçen yılın Davos toplantısıydı. One Minute diye siyasi tarihe geçen olaydaBaşbakan’ın İsrail Cumhurbaşkanı Şimon Peres’e yüklenmesi ve toplantıyı terk etmesiyle başladı. Ardından İsrail pilotlarının Türkiye’deki eğitimlerinin engellenmesi ve Araplardan yana tavır koymamız iplerin gerilmesinin başlıca nedeni oldu. Onun yanı sıra Başbakan’ın Lübnan Başbakanı Hariri ile birlikte yaptığı basın toplantısında İsrail’in kısa bir süre önce Gazze’yi bombalamasını, haklı olarak eleştirmesine İsrail Dışişleri Bakanlığından anında yanıt geldi:

İsrail, Türkiye’ye saygılı davranmaya özen gösteriyor ve iki ülke arasındaki ilişkilerin düzgün bir şekilde sürdürülmesini arzuluyor. Türkler de İsrail ordusuna ahlak dersi verecek son ülkedir.”

İki ülke arasında tırmanan gerilim İsrail halkı ve basınında tepki ile karşılandı. Nitekim İsrail Sanayi bakanı Binyamin Elizer, “Her şey kameraların önünde yapmak yakışıksız. Türk Büyükelçisinin haysiyeti korunmalıydı. Türkiye’yi bize düşman ülkelere dâhil etmek çıkarımıza değildir.” Dedikten sonra Cumhurbaşkanı Şimon Peres, Türkiye’nin Büyükelçisini geri çekmeye hazırlanırken son noktayı koymasının yanı sıra, Dışişleri Bakan Yardımcısına sert bir çıkışta bulundu; “ Onurunu kaybetmek pahasına da olsa bu işi çözeceksin. Senin utanç verici kabalığının ve hakaretinin bedelini İsrail devleti ödeyecek değil.”. Bunun ardından İsrail Dışişleri Bakanı Lieberman da yardımcısını “Senin vereceğin karara ben karışmam” diyerek  sözcüğün tam anlamıyla ortada bırakmış!.. Bunun üzerine çaresiz kalan Danny Ayalon, İsrail Başbakanı Binyamin Netenyahu’nun eşliğinde özür dileyen yazısını Türk makamlarına iletmiş… Dünyaya rezil olduk diyen İsrail basını ve halkı da bu diplomatik skandalı yaratan Danny Ayalon’a tepkide bulundular. Avrupa basını ve politik çevreleri de skandalı anında kınamışlardır. Ne var ki, çıkardığı krizin ardından İsrail televizyonunun bir programına katılarak, Türk dizilerinde İsrail askerini vahşi gösteren sahnelerin devamında isim vermemekle beraber büyükelçimizi kovarız gibisinden diplomasiye yakışmayan sözler söylemiştir. Ardından da amacının hakaret değil görüntülü mesaj olarak nitelemiştir. Bu da gösteriyor ki, Ayalon’un özrü baskıdan kaynaklanmış, düşünce olarak değişmemiştir.

Kısacası bu skandaldan Türkiye’nin bir şey kaybettiği söylenemez… İsrail özür diledi ve olay şimdilik kapandı. Ancak Türkiye’nin Büyükelçisi kameraların görüntüsünde kapıda, ezik bir görünüm sergileyerek bekletilirken çekip gitseydi,  Türkiye’nin ve kendisinin onuru zedelenmezdi.

Türkiye ile İsrail arasındaki kriz sona ermiş ve durum bir kez daha göstermiştir ki, taraflar bundan böyle yapacakları söyleşilerde iç politikalarını gözetmeksizin ders çıkarmak zorundadır. Türkiye de her fırsatta Araplardan yana tavır koymak yerine ulusal çıkarlarımızı, barışçıl yönden gözetmek zorundadır. Kısacası akılsızca gösteriler yapılmaya kalkışıldı ve yapılan yüze göze bulaştırıldı. Bu arada İsrail de Filistin konusunda insan haklarını öne alan, şiddetten arındırılmış, barışçıl bir politika uygulamak zorundadır. İki ülke arasındaki gerilimde ABD’nin payı var mı?

 İşte onu henüz bilemiyoruz…

erdemyucel2002@hotmail.com

Yayın Tarihi: 2011-03-20 15:47:07