Kadına Şiddet!..
Gün geçmiyor ki, yazılı, görsel ve internet basınında kadınlarla ilgili üzücü bir haber çıkmasın… Ardından da uzun uzun yorumlar yapılmasın…
Toplumun belirli kesimlerinin vicdanını kanatan, üzücü haberlerde kadınların alçaltılması, ikinci sınıf vatandaş durumuna sokulması ön planda yer alıyor. Kimi kocası tarafından dövülüyor, kimi boğularak, kimi de silahla öldürülüyor…
Kadınlar çaresiz…
Kadınların çoğu sığınacak yer bulamıyor…
Hepsinden acısı da beni koruyun, kocam beni öldürecek diyenleri devlet koruyamıyor, kaderlerine terk ediliyor…
Geçtiğimiz günlerde Habertürk gazetesinin sürmanşetinde sırtından bıçaklanmış bir kadının fotoğrafı toplumu ayağa kaldırmıştı. Böyle fotoğraf yayınlanır mı denilmişti…
Gazete yöneticileri bundan ötürü tenkide uğramış, neredeyse kamuoyu ikiye ayrılmıştı…
Manisa’da iki çocuk annesi bir kadın yediği dayaklara dayanamayarak sığınma evine kaçtı… Kocası sığınma evine giderek eşini ikna edip evine döndürmüş, ardından şiddet yine başlamış ve sonunda kadın bıçaklanarak katledilmişti. Kadına şiddetin son noktası denilen resmin yayınlanmasının ardından başta Aile’den sorumlu Bakan olmak üzere toplumumuzun uzman geçinenlerden basıları fotoğrafın yayınlanması iyi oldu derken diğer bir grupta şiddeti yönlendirecek diye ahkâm kesmişlerdi!..
Bu fotoğraf şiddeti arttırır mı, özendirir mi? Yoksa kendilerini erkekten sanan, hayvansal içgüdüleri ağır basan kocaları utandırır mı?
Basında yer alan haberlere bakıyorum; yediği dayaklar canına tak eden idari makamlara şikayette bulunan kadınları korumak bir yana onlara nasihat edilerek kocanın yanına dön diye nasihat edilmekle yetiniliyor!.. Ardından öldürmeye kadar varan dayak fasılları bittiği yerden başlıyor!..
Kadınların çoğu çaresiz ve kurbanlıklardan farkı yok!..
Anaları babaları kızlarına arka çıkacak olsalar onlar da dövülüyor veya öldürülüyor.
Bu tür olayları eğitime bağlamak ne derece doğru?
Daha geçenlerde bir avukat, eşinin ailesine kurşun yağdırmamış mıydı?
Sorun nerede?
Eğitimde mi, erkeklerin hayvanlaşmasında mı, yoksa kadınlarda mı?
Yargıya intikal eden olaylarda indirimler, iyi hallerde sulu adeta korunuyor!..
Kadına yönelik şiddet, bunca tepkiye rağmen azalması bir yana bütün şiddetiyle sürüyor… Bir bakıma hastalık olarak toplumu içten içe kemiriyor, sarıyor… Bu şiddeti hoyratlığı geliştiren, besleyen nedir?
Mutlu Tömbekici köşesinde haklı olarak soruyor;
“Hangimiz sokakta, komşusunda şiddet gören kadına yardım etti? Hanginiz karısına şiddet gösteren bir erkeği karşısına alıp ne yapıyorsun yahu? dedi. Şimdiye kadar? Hangimiz kadınları güçlendirme ve destekleme diye vakıfların varlığından haberdar?”
Şimdiye kadar hep erkekler suçlandı; bu şiddette kadınların hiç mi suçu yok?
Bence erkekler kadar kadınlar da suçludur. Anlamadan, dinlemeden, yeterince tanımadan, sırf evlenmek için evlenenlere sormalıdır; başınıza nelerin gelebileceğini hiç düşündünüz mü?
Aşık oldunuz tamam da bu aşk ne kadar sürek, bir süre sonra evlilik çekilmez olunca ne yapacaksınız?
Yasal hiçbir dayanağı olmayan dini nikahla evlendiğini sanan veya evli erkeğin eşinin üzerine kuma gidenlerin bunda hiç mi suçları yok?
Feminist geçinenler ne kadar söz ediyor bilemem ama eşine bin bir kapris yapan, hırçınlığı marifet sanan, olmadık nedenlerle köpüren, bağıran, çağıran, sinirlenen, erkeği canından bezdiren, hatta kaba kuvvete bile başvurarak döven cinsel organını kesen kadınlar da bu toplumda yaşıyor. Kocasının bazı hareketlerine veya çapkınlıklarına kızan kadınlar “bana ettiklerini fitil fitil burnundan getireceğim diyen, eşini aldatan kadınlar da bu toplumda yaşıyor…
Meksika ilginç bir yasa teklifini konuşuyor… Bu yasa teklifinde belirli bir süre sonra evliliklerin sonlanması dile getirmiş…
Bu evlilik modeli hangi ülkelere cazip gelir, bize uyar mı bilemeyiz!..
Ütopik olarak düşünelim; böyle bir yasa bizde olmuş olsa; ezilen, horlanan, şiddet gören kadınlar ne düşünür?
O HABER İÇİN TIKLAYINIZ!
erdem@hport.com.tr
Yayın Tarihi: 2012-03-02 23:28:08