Norveç Skandalı!..

Dünyanın uygar ülkelerinden biri olarak gösterilen Norveç’in başkenti Oslo’da ölümle sonuçlanan çirkin bir olay gündeme bomba gibi düştü. Norveç’in Dagbladet gazetesinin haberi basınımıza yansımakta gecikmedi.

Samsun’un Ladik ilçesinden Oslo’ya göç eden aileden 63 yaşındaki bir kadın kâlp krizi geçiriyor ve oğlu ile damadı telefonla ambulans istiyorlar. Ambulansın gecikmesi üzerine aile bireyleri haklı olarak üzülüyor, sinirlenerek telefona bir kez daha sarılıyor. Sağlık ekibi aileden korktuklarından (!)  durumu polise bildiriyor. Eve gelen polis ekibi kadının damadı ve oğlunu karlara yatırarak sorgulamaya, dövmeye başlıyor, kocasını kurtarmak isteyen ve aynı zamanda annemi kurtarın diye bağıran kadını tartaklıyorlar. Bu sırada olay yerine gelen ambulans hiçbir müdahale yapmadan sokağın başında bekliyor ve kâlp krizi geçiren Döndü Tulum da yaşamını yitiriyor. Norveçli komşuları basından öğrendiğimiz kadarıyla olayı şöyle anlatıyor:

“Polis çok acımasız davrandı. Fedai (Ölen kadının damadı) sürekli bağırıyordu ama polisin onun tehdit için değil yardım istemek için bağırdığını anlaması gerekiyordu.”  Norveçli komşunun cep telefonu ile çekip basına dağıttığı dayak görüntüleri Norveç basınında yayınlanınca büyük tepki görüyor.

Ailenin avukatı gördükleri muamele üzerine Norveç’in adli makamlarına tazminat davası açmaya kararlılar. Diğer taraftan Türkiye’nin Oslo Büyükelçiliği de harekete geçerek Norveç makamlarına soruşturma başlatılmasını istiyor… Ardından Türkiye, Norveç Büyükelçiliğine haklı olarak nota veriyor. Dışişleri Bakanı Davutoğlu da “Döndü Tulum çok acı bir şekilde hayatını kaybetti. Bütün vatandaşlarımızın hukukunu takip etmek bizim görevimizidir. Bu durumda ise sadece bir vatandaşımızın hukukunu takip etmek değil, bir insan hakları, insani bir durum da söz konusu… Burada bir ihmal ve kusurun olup olmadığı konusunun araştırılması için Norveç makamlarına resmen başvurduk.” diyor.

Norveç’te yaşanan skandal niteliğindeki olay insanlık yönünden hem acı hem de vahşet… Ölen kadının damadı hırçınlık yapmış olabilir, önce o kadının hastaneye götürülmeli, sonra hakaret, tehdit veya hırçınlık varsa onunla ilgili takibat yapılmalıydı. İnsanlık bunu gerektirirdi…

Bu olaydan almamız gereken pek çok ders var. Öncelikle bu olayı Türk polisi bir ABD’liye veya Avrupalıya yapmış olsaydı,  insan haklarından söz edenler kim bilir nasıl ayaklanır, bizlerin barbarlığından, insan haklarına saygısızlığımızdan söz ederek yaygarayı koparırlardı. Yabancı basın ve televizyonlar günlerce bu olayı gündemde tutar, daha da ileriye giderek Türkiye AB’ye alınıp alınmaması sorusunu ortaya atarlardı.

Bizim asıl üzerinde durmak isteğimiz Türkiye’nin dış ülkelerdeki itibarımızın ne derecede olduğudur. Geçmişe dönersek, Atatürk, İnönü ve hatta Adnan Menderes hükümetlerindeki itibarımızı bugünlerle karşılaştırırsak, acaba grafik yükseliyor mu, yoksa iniyor mu?

İşte, asıl mesele de buraya gelip düğümleniyor. Bu bakımdan Norveç polisini suçlayacağımız yerde bizler neden itibar kaybediyoruz diye oturup düşünmeliyiz. 1980’li yıllarda Türkiye Turing ve Otomobil Kurumu adına araçla görevli giden personel Almanya sınırında uyuşturucuya duyarlı köpeklere aratılmıştı. Buna itiraz ettiklerin aldıkları yanıt da yüz kızartıcıydı; “Sizin milletvekiliniz uyuşturucuyla Fransa’da yakalanmıştır, bu yüzden böyle arama yapmak zorundayız.”

Ne yazık ki, bazılarımız kendimizi aşağılatacak davranışlarda bulunuyor. Dış ülkelere gitmek isteyenlerin çektikleri vize zorluklarını bilen biliyor. Oysa yabancılar vizesiz ellerini kollarını sallaya sallaya Türkiye’ye döviz gelsin diye rahatça girebiliyorlar. Oysa onurlu bir ülke kendisine vize uygulayanlara da vize uygulamalıdır…

Türkiye’de en adi bir tecavüz veya sarkıntılık olayına karışan yabancı bir suçlu yakalanınca, suçlu bile olsa devleti onu nasıl sahipleniyorsa biz de aynısını yapmalıyız veya vatandaşlarımıza uygulanan yasalar onlara da uygulanmalıdır. Yıllar öncesi her türlü terbiyesizliği yapan, sarhoş bir Liverpool taraftarı öldürülünce nasıl da ortalık karışmıştı… Yakın tarihlerde Atatürk’ün heykeline saygısızlık yapan bir yabancıya ceza bile verememiş, sınır dışına çıkarmakla yetinmiştik!.. Sanırım bir Alman tecavüzcü genç de burada hapis yatacağı yerde memleketine gönderilmişti…

Kısacası saygın devlet olabilmek kolay değildir…

Aydınlanma çağının öncülerinden, zorbalık ve bağnazlıkla mücadele eden Fransız yazar Voltaire’nin meşhur bir sözü herkesin kulağına küpe olmalıdır;

“Bir ülkenin çökmesi, bilgili insanlarının olmamasından veya olup da yetkili makamlarda bulunmamalarından kaynaklanır.”

erdemyucel2002@hotmail.com

Yayın Tarihi: 2011-03-20 15:47:35