Türkiye Nereye Gidiyor?
Sanırım bu soruyu aklı başında insanlar kendi kendilerine veya dost toplantılarında birbirlerine soruyorlardır…
Türkiye nereye gidiyor?
Çocukluk yıllarımda da buna benzer soruları aile meclislerinde çok duyardım. Ancak günler, olaylar öylesine değişti ki, bu soruyu yanıtlayabilmek meğerse çok zormuş… O günlerin Türkiye’si bir yere gitmiyor, karınca kaderince çağdaş uygarlığa ulaşmaya çalışıyormuş. Kuşkusuz o günün insanları bugünleri hayal bile edemezlerdi…
Yazılı, görsel ve internet basınına bakıyorum liderler ve muhalefet sürekli birbirleriye hakarete varan sözlerle kavga ediyor. Hiç kimse Türkiye’nin yararına bir çözüm üretmeye yanaşmıyor. Hep kavga, hep kavga… Memleketi tozpembe göstermeye çalışan bir iktidar ve karamsarlık tabloları çizen bir muhalefet… Fırsatını bulan birbirini yumrukluyor, küfrediyor… Anayasa tartışmalarında bile karşılıklı atışmalar, birbirlerinin üzerine yürümeler… Samsun’da, Kayseri’de yaşanan bir eski parti başkanı ile görevdeki bakana yapılan yumruklu saldırılar… Basının kıyı köşesinde kalmış bir habere göre de Çankırı Belediye Başkanı ile Diyarbakır AKP İl Başkanı yine yumruklu tekmeli saldırıya uğramış…
TBMM’de Anayasa paketi görüşülürken kürsüye çıkan, hapishanede tutukluyken seçilen (!) BDP milletvekilinin “Bu ülkede savaş var. Savaşı destekleyen bir parlamentoda konuşmaktan utanç duyuyorum” demesi meclisin salonunu karıştırmış…Ardında da salonda karşılıklı “Şerefsizler”, “Defol buradan”, “Savaşını yerim ben” sesleri yükselmiş!..
Ekonomik dar boğaz, kapanan iş yerleri işsizler ordusu, pıtrak gibi ilçelerde bile açılan yüksek eğitim kurumları… Oralardan çıkacak olanlar ne iş yapacaklar? Ona Rufailer(!) karışır… İşsizler ordusuna bu kez de yüksek eğitimli işsizler eklenecek. Hepsi o kadar…
Büyüklerimiz Ankara’da toplanmış, Ankara’nın dışına bile çıkmaları engellenmiş yeni Anayasa taslağını tartışıyorlar… Kimi çıkacak kimi de çıkmayacak diyorlar… Sizlere tavsiyem benim yaptığım gibi oturup Devlet Televizyonu TRT 3’ü izleyin bakın neler görecek, neler duyacaksınız? Bazılarını gülerek, bazılarını da hayretle, üzülerek izleyeceksiniz!...
Anayasa muhalefete rağmen çıkarsa bu kez yeni gündem maddesi hemen ortaya atılacak; Başkanlık Sistemi… Başbakanlık sistemine de bir başka yazımda değinmek istiyorum.
Türkiye gerçekten nereye gidiyor diye düşünürken, memleketimizde cinsel ve sosyal bir patlamanın yaşandığını hayretle görüyorum. Sizler de benim yaptığım gibi basını şöyle bir izleyin; bakın neler göreceksiniz…
Ankara Barosu ile Türk İnternet İçerik Düzenleme II. Çalıştayı’nda (Kim çıkardıysa bu sözcüğe de beni mazur görün gıcık oluyorum) belirtildiğine göre Türkiye cinsel tacizde dünya ikincisiymiş… Çocuk istismarı ve çocuk pornografisi son dönemlerde inanılmaz şekilde artmış… İstanbul Emniyet Müdürlüğünün yaptığı bir araştırmaya göre 18 yaş altında 716 uçucu madde bağımlısı çocuk tespit edilmiş… Bu haberi okuyunca bir süre önce uyuşturucudan yakalanan dünya starı şarkıcımız (!) ile aylarca hapis yatan bir başka şarkıcı hanım aklıma takı
Siirt’e çok daha korkunç bir olay yaşanmış… Siirtliler aman şehrimizin adı çıkmasın diye bu çirkin olayı gizlemişler… Sonunda bir gazeteci iki küçük kıza yapılan tacizi yakalamış ve basına sızdırmış…
Yedi ilköğretim öğrencisi kızla yaşları 14-70 arasında onlarca kişi cinsel ilişki kurmuş!.. Sonunda okulu terk eden kızlardan iki kız kardeş savcılığa şikâyette bulunmuşlar… İki yıldır şehirde belirli kişiler ve sınıf arkadaşları “ellere var bize yok mu?” diye kızlarla ilişkiye girmişler. Bu çirkin olay 10 Nisan’da yargıya taşınmış, tecavüzcülerden 16’sı tutuklanmış, 25’i gözaltına alınmış… Basına sızdırılan haberden öğrendiğimize göre tecavüzcüler arasında Siirt’in tanınmış ailelerinden bazı kişiler, esnaf, asker, polis ve işin daha da korkuncu kayıplara karışan okulun müdür yardımcısı da varmış…
Başbakanımız meclise ilk kez Siirt milletvekili olarak girmişti. Büyük olasılıkla Anayasa ve Başkanlık sisteminden fırsat bulursa bu olayın üzerine gitmeli, haberi haber yapan gazetecileri suçlayacağına küçük yaştaki çocukları taciz edenleri tespit ettirerek cezalarının verilmesini sağlamalıdır.
Siirt’teki olay aysbergin yalnızca görünen bir yüzü…
Gün geçmiyor ki, basında öğrencilerine taciz eden sapık okul yöneticileri ile öğretmenlerle ilgili haberler çıkmasın… Aile içerisinde yaşanan ensest ilişkiler, babasından hamile kalanlar da cabası…
Ne garip; namus, ar, hayâ sözcüklerini de toplumun bazı kesimleri unutmuş…
Cinsellik dışında bazı öğretmenlerde öğrencilerine karşı acımasızca davranışlarda bulunuyorlar. Hatay’da bir öğretmen ana sınıfı öğrencini masanın altına yatırarak üzerine gaddarca basmış… Diğerlerine de “Sözümü dinlemezseniz böyle paspas olurusunuz” demiş…
Kısa bir süre öncesi MHP Milletvekili Oktay Vural’ın küçük yaştaki boyacıya ayakkabısını boyatmasını gündeme taşıyan aileden sorumlu Devlet Bakanı Hanım Siirt ve Pervari olayına, çocukların çeşitli iş yerlerinde istismarına ve ensest ilişkilere ne diyecek? Yoksa sessiz mi kalacak?
Gerçekten çok merak ediyorum…
Bu sapıklıkları yapanlar insan!... Basında yer alan, ölen kediye kalp masajı yaparak canlandırmaya çalışan kediye ne demeli?
Hangileri insan hangisi hayvan!..
Yazımının başındaki “Türkiye nereye gidiyor?” soruma ben bir yanıt bulamadım. Belki sizler bulursunuz?
erdemyucel2002@hotmail. com
Yorum yazın
Yorumunuzun yanında gösterilir.
Gizli tutulacaktır.
Eğer bir siteniz varsa, buradan link verin.