Üç Bakan Değişti!

Türkiye’nin belki de yazgısını değiştirecek seçime sayılı günler kaldı. Ancak sorunların çözülebilmesi çok güç görünüyor…

Avrupa Parlamentosu, son Türkiye Raporu’nda adeta Türkiye’yi eleştiri bombardımanına tutmuş. Balyoz ve Ergenekon sürecinde ilerleme yok, gazeteci tutuklamaları kaygı verici, Dink cinayeti aydınlatılamıyor. Üniversitelerdeki başörtüsü sorunu, kadınların özgür tercihi saygılı şekilde çözülmeli, tutukluluk süreci 10 yıl olamaz diyor. Son olarak ta yüzde onluk seçim barajı çok yüksek, mutlaka indirilmesini istiyor…

Kısacası diyor oğlu diyor…

Buna karşılık Dışişleri bakanlığı, AP raporunda “gerçeklerle bağdaşmayan ve kabulü mümkün olmayan unsurlar” olduğunu söylüyor…

Bu da gösteriyor ki, Türkiye’nin Avrupa Birliğine girebilmesi hayalden de öte…

Bizim kendi gündemimize baktığımızda Dünya Kadınlar Gününde öldürülen, boğazlanan, taciz edilen, dövülen kadınlar yine ön planda. Şiddeti protesto meclise kadar yansımış, Milletvekili Canan Arıtman Başbakan’ın boş koltuğuna kadınlar adına “Yaşam hakkı istiyoruz” diye bir çelenk bırakınca kavgalar, tartışmalar çıkmış…

Öte yanda gazeteci olduğunu söyleyen bir kadın televizyon ekranlarında Baykal’ın kendisini taciz ettiğini söylüyor!.. Doğru mu, komplo mu inşallah çözülür…

Bütün bu hay huy içerisinde, 12 Haziran günü seçim yapılması kararının alınmasıyla Anayasa’nın 114.  maddesi uyarınca Adalet, İçişleri ve Ulaştırma bakanları görevlerini bıraktılar.

 Seçim ortamında tarafsız bakanların kimler olacağı merak konusuydu…

Bazıları aynı bakanlıklara müsteşarlarının o göreve atanacaklarını yazmıştır… Oysa bu sözlere pek az insan inandı. Anayasa atanacak bakanların tarafsız olduğunu ön görüyordu… Sonunda atamalar yapıldı ve müsteşarlar bakan koltuklarına oturdular…

Şimdi de bu ne tartışması başladı… Müsteşarları eski görevlerine kimler getirmişti? Hükümet getirmişti!...

Şimdi de onlar tarafsız bakan mı oldular?

Bu ne biçimi iş…

Yıllar öncesi Turgut Özal “Anayasayı bir defa delmekle bir şey olmaz“ demişti. Merhum demek ki, ileriyi görmüş… Anayasa delinmekle bir şey olmuyor. Ancak Anayasa deliniyorsa da, millet biraz saf olarak mı düşünülüyor?  Yoksa bazıları amma da kurnazmışız mı diyor onu pek kestiremiyorum…

Yeni bakanlar sanırım büyük özveride bulunarak, bu görevi kabul etmiş olmalılar. Eğer bakanlığa atanmasalardı, milletvekili aday adayı olmaları işten bile değildi…

Ne denir vatan millet aşkı…

Türkiye’de bir de Yüksek Seçim Kurulu diye bir kuruluş var. Bakalım onlar bu atamaya karşı çıkacaklar mı? Bu müsteşarları siz atadınız onlar nasıl tarafsız diyecekler mi?

Diyeceklerini pek sanmıyorum ama seçim sırasında tarafsız bakanları kim ortaya atmışsa enikonu yanılmış… Tarafsız bakanların yanı sıra müsteşarından, genel müdüründen valisine kadar üst düzey bürokratlar da haklı olarak iktidar partisinden yana milletvekili adaylığını koyma yarışına giriştiler…

Kimden aday oluyorlar diye sakın sormayın.!.. Sonra sizi biraz saflıkla itham edenler çıkabilir…

Muhalefet partilerinden olacak değil ki, tabi ki, iktidar partisinden…

Haklılar yüksek derecede bürokrat olarak emekli olunca kaç para alacaklar?

Milletvekili olunca kıyak emeklilik kendilerine ve ailelerine refahın kapılarını açmaz mı?

Ola ki seçimi kazanamadılar eski görevleri zaten çantada keklik…

Kısacası her şey iktidar partisinin çevresinde dönüyor… Başbakanımız da sırası geldikçe, benim müsteşarım, benim genel müdürüm, benim valim, benim müdürüm demiyor mu?

 

erdemyucel2002@hotmail.com

Yayın Tarihi: 2011-03-20 15:30:33