Ucube Heykel (!) Bakanın Başını Ağrıttı!..
Türkiye’nin gündemi nedir diye düşünecek olsak; gündemi üç ana başlık altında toplarız. Bunların başında Kars’taki Başbakanın deyişiyle ucube heykel(!), herkesin tarihçi kesildiği, ahkâm kestiği Muhteşem Yüzyıl dizisi ve Galatasaray’ın TOKİ Arena Stadı (!)… Bu da gösteriyor ki, genel seçime aylar kala Türkiye’nin iç ve dış politikasında öyle önemli sorunları yokmuş… Meğer her şey güllük gülistanlıkmış!...Yoksa bazı sorunları gizlemek, insanların dikkatini başka konulara çekmek için yeni gündemler mi yaratılıyor?
Bilemeyiz…
Her şey Başbakanın Kars gezisiyle başladı. Başbakan’ın bu gezisinde eski AKP Belediye Başkanı’nın yapımını başlattığı, Ermenistan’a misilleme olduğu sanılan İnsanlık Anıtı’nı beğenmemiş, “çok acayip, çirkin” anlamına gelen ucube sözcüğünü kullanarak yıkın demiş… Bunun üzerine ucube heykel tartışması gündemimizin en başına oturmuş… Heykelin yanı başında Anadolu’ya Selçuklu akınlarının başladığı yıllarda şehit olan uçbeyi Hasan Harakani’nin türbesi ve sonradan yapılan bir cami varmış… Çevresinde de ilkel yapılanmalar…
AKP eski Belediye Başkanı, İnsanlık Anıtını, dünyaca ünlü heykeltıraş Mehmet Aksoy’a sipariş etmiş. Anıt 35.00 metre yüksekliğinde, 35 ton ağırlığında… AKP eski Belediye Başkanı, öyle görkemli bir anıt yapalım ki, hem barışı simgelesin, hem de Ermenistan’dan görünsün demiş…
Başbakan’ın “Hasan Harakani’nin türbesinin yanına bir ucube koymuşlar, garip bir şey dikmişler” sözü üzerine durumdan kendisine vazife çıkaran Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay, “Ben gezi boyunca Sayın Başbakanımızın yanında idim. Öyle bir şey söylemediler, çevredeki gecekonduları kastettiler” diyerek durumu idare etmeye çalışmış… Ne var ki, Başbakan, çok daha net biçimde bakanını yalanlayarak; “Evet, ucubeyi heykel için söyledim” demez mi?
İş bununla da kalmamış; Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç da bir televizyon programında devreye girerek; “ Başbakan heykelle ilgili kendi görüşünü söylemiştir, ne demek istediği çok açık. Kültür Bakanı’nın yaptığı yanlıştı. Allah bizi Onun yerine koymasın” diyerek Ertuğrul Günay’ı zor duruma düşürmüş ve “Sanata kesinlikle karşı değiliz. Başbakan’la çoğu şeyde aynı düzlemde düşünüyoruz. Türkiye’deki heykellere baktığımızda zaman zaman hayran olunabilecek de çok heykel var ama yüzde 50’si estetikten yoksun. Yıkılması ile ilgili zaten yasal bir sorun var. Anıtlar Kurulu’ndan izin alınmamış, heykel Kültür ve Tabiat Varlıkları kanununa aykırı” diye sözlerine devam etmiş.
Sözün kısası Kültür ve Turizm Bakanı için zor bur durum… Başbakan öyle bir söz söylemedi diyor. Başbakan da söyledim diyor!...
Ucube heykel (!) tartışması başlayınca çoğu insan düşünmüştür; Kültür ve Turizm Bakanı bu durumda istifa eder mi?
Futbol tabiriyle ters köşeye yatırılmak… Bu söz daha çok penaltı atışlarında top bir köşeye kaleci diğer köşeye atladığına söylenir…
Kısacası Bakan için zor bir durum; bir yanda bakanlık koltuğu, diğer yanda da söylenenleri hazmedebilme sorunu… Koltuk sevdası ise bize özgü bir durum…
Ancak istifa eder diyenlerin bir türlü öğrenemediği bir şey var; bizimkiler Avrupa’daki politikacılar gibi değillerdir. Bizde istifa müessesesi biraz zor işler… Bir süre sonra olay unutulur gider diye düşünürler... İstifa olur ama bir göreve getirilen kişilerden önce istifa dilekçesi alındığı siyasetimizde dolaşan söylentiler arasındadır. Böyle olunca da bazı bakanların, üst düzey bürokratların istifa ettiklerini televizyondan öğrendikleri de söylenir. Bu ne derece doğrudur bilemeyiz!..
Ne denir, Tanrı hiç kimseyi bu duruma düşürmesin…
Ertuğrul Günay zor durumlardan geçmiş, soldan sağa yönelmiş bir politikacıdır. Ordu’da avukatlık yaparken siyasete soyunmuş, CHP’den milletvekili olmuş, 12 Eylül darbesinden sonra Dev-Yol örgütünden olduğu iddia edilerek tutuklanmış. Suçlu bulunmayınca tahliye edilmiş, ardından SHP Ankara İl Başkanı ve Genel Sekreter Yardımcısı olmuş… O günlerde kapatılan CHP’nin siyaset yolu yeniden açılınca CHP Genel Sekreteri, 1994 yerel seçimlerinde İstanbul Belediye Başkanlığına aday olarak gösterilmişse de Recep Tayip Erdoğan karşısında yenik düşmüştür. Büyük olasılıkla Deniz Baykal ve Önder Sav ile yıldızları barışmayarak CHP’den ayrılmıştır. AKP’nin her kesimden insanlara kucak açmasıyla, 2002 seçimlerinde AKP’den milletvekili seçilerek bakanlık koltuğuna oturmuştur…
Bakanlığı sırasında müzeler büyük bir çöküş dönemine girmiş, Ordu’da “Vali nerede” diyerek vali yardımcısını azarlamasıyla gündeme gelmişti. Kuşkusuz, yaklaşan seçim nedeniyle, milletvekili adaylarının liderler tarafından hazırlandığı ülkemizde yeniden seçilme şansının doğabilmesi için olmalı ki; ucube heykel (!) tartışmasında Başbakandan yana söz söylemeye kalkınca birden güç duruma düşüvermiş…
Ertuğrul Günay’ın düştüğü bu zor durumu bir kenara bırakıp yine heykel tartışmasına dönelim…
Bizim memleketimizde nedense İslamiyet’in baskısından olacak heykele pek sıcak bakılmamıştır. Avrupa’da birçok şehirlerin meydanları, binaları heykeller süslerken bizim kentlerimizde ne zaman bir yere heykel konulmaya kalkılsa ardından o heykeli yerinden kaldırmak için tartışmalar başlar. Sonunda yönetimlerin isteği olur…
Bir süre öncesi Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı, yine aynı sanatçının Altınpark’a konulan “Periler Ülkesi” heykeli için “ Böyle sanatın içine tüküreyim, ahlaksızlığın adını sanat koymuşlar” diyerek kaldırtmamış mıydı? Yanılmıyorsam yargı açılan davada heykeltıraştan yana karar vermişti…
Anadolu’nun bazı yerlerindeki heykellerin cinselliği çağrıştırdığı ileri sürülerek, çeşitli polemiklerin yaşandığı da unutulmamalıdır. Bunların çoğunda, yargıda haklı çıkmalarına rağmen yenik düşenler hep heykeltıraşlar olmuştur.
Bir resmi veya heykeli beğenir ya da beğenmezsiniz, kişisel tercihtir. Sanatçıya ve ortaya çıkan esere saygısızlık edilmemelidir. Ancak yaptığı, emek verdiği eserden ötürü o sanatçıyı aşağılamak, rencide etmek son derece yersizdir. Bu konuda sağlıklı bir karar verebilmek için herkesin üniversitelerimizin sanat ve kültür dallarından eğitim almaları diye bir konu da olmamalıdır. Her insan kendi kültürünü geliştirmesi yönünden bir şeyler öğrenmek zorundadır. Öğrenirse kültürel yönden söz sahibi olabilir, söyledikleri dinlenir. Örneğin Picasso’nun ve Salvador Dali’nin resimlerini herhangi bir kişiye gösterseniz pek bir şey anlayacaklarını sanmam. Ancak Picasso ve Dali, dünya çapında sanatçılardır.
Yeri gelmişken Alphonsa Lamartine’nin bir sözünü hatırlatmakta yarar var sanırım; “Bir ülkenin gelişmesi, sanatçılarıyla değil, belki de sanatçılarına verilen değer ve destekle ölçülür.”
erdemyucel2002@hotmail.com
Yayın Tarihi: 2011-03-20 15:32:43