Vahşet İdamı Geri Getirecek mi?

 

Memleketimizde son yıllarda cinnet geçirircesine vahşet yaşanıyor. Kuralları hiçe sayan trafik canavarları apayrı bir konu… Hergün basında trafik kazaları ile ilgili haberleri görmek insana gerçekten acı veriyor… Ateş düştüğü yeri yakıyor... Bunun yanı sıra gözlerini kan bürümüş saldırganlar, sapıklar etrafımızda kol geziyor… En çok zarar görenler de kadınlar ve çocuklar… Eşini dövenler, öldürenler, yaralayanlar artık vaka-i adiye’den oldu… Ekranlarda gördüklerimiz, okuduklarımız yalnızca basına yansıyanlar… Ya yansımayanlar?

 

Son günlerin basınımızda bakın ne tür vahşet haberleri çıkmış; İstanbul’da yaşayan, kimliği bile olmayan dokuz yaşındaki Fırat’ı Gürcü asıllı üvey anne ve anneannesi çekiçle önce kafasına vurmuşlar, ölmeyince bıçaklamışlar, parçalara ayırmışlar. Sonra da çöp bidonlarına, sokaklara atmışlar!..

 

İstanbul’da IETT otobüsünde, “niye bize bakıyorsun” diyen saldırgan silahını çekip biri ağır olmak üzere üç kişiyi yaralamış…

 

Kayseri’de geçen bayramda şeker toplayan ikisi kız biri erkek çocuğu öldüren katil zanlısı yakalanarak cezaevine konulmuş… Bu arada linç edilmekten zanlıyı güvenlik güçleri kurtarmış… Küçük çocukların cenazesinde “canilere idam” sesleri yükselmiş…

 

Bursa’da 14 yaşındaki kıza internetten tanıştığı kişiler tarafından şantajla tecavüz edilmiş… Tecavüz eden 9 zanlı ise yaşları küçük olduğundan tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakılmış…

 

Silopi’de iki çocuğa tecavüz eden dört sapık linçten yine güvenlik güçleri sayesinde kurtulmuş…

 

Çocukları kaybolan kayıp aileleri “Bizim çocuklarımızı da bulun. Kayseri’deki cinayeti çözen polisler onlar için de çalışsın” diye feryat ediyorlar…

 

Samsun’da bir lokantacı boşanmak isteyen eşinin boğazını keserek öldürmüş…

 

Trabzon’un Tonya ilçesindeki piknik alanında başı gövdesinden ayrılmış bir ceset bulunmuş…

 

Antalya’da bir kafeteryada çalışan servis elemanına telefonla sahte sipariş verilmiş. Siparişi getiren kurşun yağmuruna tutulmuş…

 

Antalya’da bir polis memuru çıkan bir tartışma sonunda eşini öldürüp intihar etmiş…

 

Mersin’de bir kadın feryat ediyor; ölmek istemiyorum eski kocamdan kurtarın beni…

 

Kırıkkale’de bir kadın sevgilisiyle bir olup kocasını fare zehiri ile öldürmek istemiş…

 

Aydın Karacasu ilçesindeki Meslek Yüksek Okulu öğrencisi tecavüze direnince başı taşla ezilerek öldürülmüş… Katil zanlısı PTT çalışanı çıkmış…

 

İşlenen suçlar insanı, insanlığından utandıracak nitelikte…

 

Daha eskilere inmeye, töre cinayetlerine, domuz bağı ile öldürülen insanları, otobüsten inerken üzerine molotof kokteyli atılarak yakılan genç kızı yinelemeye gerek yok… Yazdıklarım son günlerin vahşet örnekleri… Önümüzdeki günlerde daha nelerle karşılaşacak, kimlerin ocağına ateş düşecek bilemeyiz.

 

Ancak ortada bir gerçek var; devletin bu vahşete dur demesi, yasalar yetersizse yeterli duruma getirmesi zorunlu hale gelmiştir…

 

Memleketimizdeki vahşetin böylesine artmasından ötürü toplum galeyan halinde; idamın geri gelmesini istiyor… Kayseri’deki son çocuk cinayeti hemen herkesi isyan ettirdi.  Halkın bu talepleri basında yer aldığı gibi yazdığım gazeteye de onlarca mail geliyor… Hepsinin ortak noktası idamın geri gelmesi…

 

Bazılarına göre cinayet ve şiddet olaylarının yaşanmasına idam cezası olmaması neden gösteriliyor. Bazılarına göre de dinsel duyguların eksikliği... Asmakla kesmekle toplumdaki canavar ruhlu insanlar düzelir mi?  Caydırıcı etkisi olabilir mi? Tartışılır…

 

İdam, devletin işlediği suça veya aldığı cana karşı uyguladığı ölüm cezasıdır. ABD başta olmak üzere birçok ülkede idam cezası uygulanıyor. Bu arada cinsel saldırılara karşı “Hadım Yasası” da Meclis Adalet Komisyonunda bekliyormuş… Ayrıca Kayserili üç çocuğun öldürülmesinden sonra idam cezasının geri getirilmesine yönelik tartışmalar, hem hukukçular hem de kamuoyunda başladı.

 

Türkiye’de öldürmeye, yaralamaya ve tecavüze yönelik saldırganlara karşı toplumun büyük bir kesimi infial içerisinde. Başka bir deyişle toplum rahatsız… Yasalara uygun olarak verilen kararlarda iyi hal vs gibi indirimlere gidilmesi de cezaları indiriyor ve bu durum mağdurları, onların yakınlarını son derece rahatsız ediyor…

 

Ceza yasaları tam olarak uygulanıyor mu?

 

Hâkimler karar verirken caninin yakınlarından korkuyor mu?

 

Karartılan deliller var mı?

 

Bu da konunun bir başka yanıdır… Çıkarılan aflar, zaman aşımları da toplumdaki rahatsızlığı daha da arttırıyor. Kanunların yetersiz olduğunu savunanların linç girişimlerine başlamalarının üzerinde durulmalıdır.

 

İdam cezası geri gelmeli mi?

 

AB uyum yasaları sürecinde 10 yıl önce yapılan değişiklikten geri adım atılmalı mı?

 

Bir zamanlar Evren’in söylediği, “asmayalım da besleyelim mi” sözünün üzerinde duranlar da bu ülkede yaşıyor…

 

İdam geri gelsin diyenler, haklı olarak o caniler yaşamayı hak ediyor mu diye soruyor... Bundan yana olanlar bazı suçlarda idam cezasının uygulanması toplumu ferahlatır, suçlarda azalma olur tezini savunuyor. Toplum müebbet hapis cezası ile tatmin olmuyor. Nasıl olsa bir gün birileri af çıkarır, caniler salıverilir, giden gittiği ile kalır diye düşünüyor... Cani ruhlu insanlar şu veya bu nedenle serbest kalır, topluma karışırsa başkalarının canını yakmayacaklarını kim garanti edebilir?

 

Tecavüze uğrayarak hayatta kalan kadınların tüm yaşamlarında sürecek ruh sağlığı bozukluklarını, streslerini, bunalımlarını saldırgana verilen birkaç yıllık ceza karşılayacak mı?

 

İdam cezasına karşı olanlar, devlet bir kişinin canını nasıl alır diyor!.. İnsanlık onuruna aykırıdır derlerse de caninin kurban ettiği kişinin insanlık onuru, yaşama hakkı yok muydu diye feryat edenler de var…

 

XXI. yüzyılda hukukun üstünlüğünden, çağdaş değerlerden söz ediyoruz ama adalet suçludan, caniden veya bayram şekeri toplayan üç çocuğun birine tecavüz edip sonra hepsini öldüren sapık-canilerden yana mı olmalı?

 

Geçmişte idam cezası uygulanarak asılanlar suçlu muydu? O da tartışılacak başlı başına bir konu… Günahsız asılanlar da oldu bu memlekette… Onlar da geçmiş tarihimizin kara sayfalarıdır…

 

İdam cezasının çağ dışı olduğunu kabul etmeliyiz ama bizdeki uygulamalar çok mu çağdaş… Bu vahşete çözüm bulamayan, gittikçe artan tecavüz ve öldürülenlere önlem alamayanlar neden kesin bir çözüm üretemiyorlar? Zorlandıkları her konuda referandumdan söz edenler, idamın geri gelip gelmemesini halkoyuna sunmalıdır diye düşünüyorum…

 

Kısacası birileri çıkıp her gün toplumu sarsan bu vahşeti durdurmak zorundadır…

 

 

erdemyucel2002@hotmail.com

 

Yayın Tarihi: 2011-04-04 04:55:13