Valiler Kimin Valisi?

Geçtiğimiz hafta özellikle iç politika oldukça hareketli geçti, olaylar senaryolar birbirlerini izledi. Onların arasında iki vali ile ilgili bir haber vardı ki, sözcüğün tam anlamıyla gündemdekilerin arasında kaynayıp gitti. Biraz geç olsa da valilerle ilgili birkaç söz söylemek isterim.

İllerde devletin, hükümetin, bakanlıkların temsilcisi olan vali en yüksek devlet görevlerinden birisidir. Valiliğin kökeni ise oldukça eskiye iner örneğin eski Roma’da valiler bulundukları eyaletlerin tüm sorumluluğunu üstlenirlerdi. Günümüzde de valiler bulundukları illerin sorumluluğunu üstlendiği gibi o ildeki resmi kurumların da amiridirler. Vali olabilmek kolay değildir; Siyasal Bilgiler Fakültesinin son sınıfında idari bölüme ayrılanlar arasından atanırlar. Bazen de hukuk fakültesini bitirenlerde belirli bir aşamadan sonra vali olurlardı. Ancak günümüzde Başbakan ve İçişleri Bakanının teklifiyle Cumhurbaşkanının onayından sonra böyle bir görev getirilmektedir.

Valiler herhangi bir hükümetin veya cemiyetin değil devletin valisidir. Günümüzde iki vali yaptıkları ve söyledikleriyle dikkatleri üzerine çekerek bazı sorular ortaya koydular…

Tunceli valiliği sırasında bir vali 29 Mart yerel seçimleri öncesi, Sosyal Yardımlaşma Vakfı ödeneğinden sağlanan paralarla “Her eve bir beyaz eşya” kampanyası düzenleyerek Tunceli’nin ilçe ve köylerine beyaz eşya dağıttı. Bunda öylesine komik olaylar yaşandı ki, mizah değeri yüksekti. Suyu veya elektriği olmayan yerlere de dağıtıldığı söylendi. Bu arada Yüksek Seçim Kurulu iki kez yapılan yardımların seçim yasalarına aykırı olduğunu ileri sürerek yardımların durdurulmasını istedi. Ardından da savcılığa suç duyurusunda bulunulmuştu. Buna rağmen vali dağıtıma devam etmiş, seçim sonrasında da Giresun Valiliğine atanmıştı. Buna rağmen dava devam etmiş ve Yargıtay 8. Ceza Mahkemesi valinin Seçimlerin Temel Hükümleri Hakkındaki Kanun uyarınca 9 ay hapsine, duruşmadaki olumlu hal ve tavrı ile bir daha suç işlemeyeceği yönündeki kanaat doğrultusunda 7 ay 15 gün hapsine hükmetmiş ve dolaylı af olarak da hükmün açıklanması geri bırakılmıştır. Savunmasında da yapılanın siyasi amaçlı olmadığı, seçmenlerin iradesini yanıltmaya yönelik durumun söz konusu olmadığı belirtilmiş!.. Valinin avukatının savunması da oldukça ilginçtir; “Bu valinin iradesiyle olan bir durum değildir. Bu tamamen hükümetin tasarrufudur. Valilerin engellemesi söz konusu değildir. Yardımların o dönemde arttırılması sistemin sorunudur.”

Böyle olunca  dolaylı aftan kurtulan vali memuriyetten de uzaklaştırılmayacak!... Giresun valiliği görevini sürdüren valinin merkeze alınması çok daha şık olabilirdi. Ancak beyaz eşya dağıtımını kendi inisiyatifiyle değil de üst makamların emrini uyguladığı da açıktır. Nitekim önceki genel seçimlerde de valilere bizzat kendilerinin kömür dağıtmaları emredilmişti!..

Bir başka valinin sesi de Elazığ’dan geldi. Elazığ Genç İşadamları Derneğinin düzenlediği, “Afrika Ülkeleri tanıtım ve Afrika Ülkeleri ile Ticaret” konulu toplantıda vali, sanki il başkanıymış gibi konuşarak peş peşe inciler (!) sıraladı;

“One minute diyen başbakan istiyorum…”

“Ben kavga gürültü istemiyorum, adam gibi idare edilmek istiyorum…”

“Amerika Devlet Başkanının karşısında bir milyon için hazır duran bir başbakan istemiyorum…”

Dünyanın Osmanlı’nın tarihte yaşattığı güzellikleri bir kez daha yaşamaya ihtiyacı var…”

Müftü bey toplantıda yok. Ben de ortalığı boş buldum, biraz yeşil gidiyorum…”

Afrika ülkelerine Fethullah Gülen okullarına giden öğretmenler için;

“ O öğretmen arkadaşlarımız niye gittiler? Zengin olmaya mı gittiler? Para kazanmaya mı gittiler? Hayır. Sadece Rızai ilahiye sebep olacak bir amelimiz olabilir diye gittiler”

Böyle olunca da valinin devletin mi yoksa  hükümetin mi valisi olduğu akılları karıştırmaktadır!..

Gazeteci arkadaşlar araştırmışlar bu valinin Elazığ valiliğine atanmadan önce İstanbul Büyükşehir Belediyesi İdari Genel sekreter Yardımcılığı görevini yürüttüğünü öğrenmişler…

Ne denir bilemiyorum ama sanırım en doğru söz; Helal sizlere valilerimiz olacaktır!.. Ancak kafamıza takılan bir soru da Avrupa Birliğine girmeye çalışan hangi Avrupa ülkelerinde valiler böyle girişimlerde bulunur, sözler söyler? Görevde kalmak veya daha iyi yerlere yükselmek için parti ideolojisini benimseyerek yandaşlığını yaparlar?

Kısa bir süre önce de Başbakan 81 ilin valisini toplayarak “Devletin otoriter yüzü değil, gülümseyen yüzü olun. Vatandaşın bir derdi mi var? Çözeceğiz. Herhangi bir evde kömür yoksa bu önce sizin sonra benim vebalimdir. Sobası yoksa soba alacağız…” dememiş miydi?

Yeri mi değil mi tam kestiremedim bir okuyucunun gönderdiği Büyük İskender ile felsefenin duayeni Aristoteles arasında geçen bir mektuplaşma öyküsünü sizlerle paylaşmak istedim;

Büyük İskender söyle yazar;

Zapt ettiğim topraklardaki insanları tahakkümüm altında tutabilmek için neler yapmalıyım? 

Ülkenin ileri gelen insanlarını sürgüne mi göndereyim?

Ülkenin ileri gelen insanlarını hapse mi atayım?

Ülkenin ileri gelen insanlarını kılıçtan mı geçireyim?

Aristoteles’in yanıtı;

Sürgünde toplanıp sana karşı baş kaldırırlar…

Hapishaneler militan yuvası olur kontrolden çıkarlar…

Onlardan sonraki kuşak intikam hırsıyla büyür, tahtını sallarlar…

Aristo çözüm olarak da şu nasihati verir;

İnsanlar arasına nifak tohumları ekeceksin. Birbirleriyle savaşınca kendini hakem olarak kabul ettireceksin Ama anlaşmaya giden bütün yolları tıkayacaksın!..

Jean Colbert’in meşhur bir sözü vardır;  “Bir ülkenin büyüklüğü o ülkenin toprak büyüklüğüne değil, insanların kültür düzeyine bağlıdır.”

erdemyucel2002@hotmail.com

Yayın Tarihi: 2011-03-20 15:45:27