Yaz Sıcaklarıyla Sorunlar Alev Alev!...
Haziran ayının ikinci yarısında yaz sıcakları insanları bunaltırken sorunlar her yerde alev alev yanıyor. Bunlara çözüm üreteceklerin ne gücü, ne de aklı bunlara yetiyor!... Çevreme bakıyorum, basını izliyorum çoğu fasa fiso işlerle meşguller…
Ayın başından beri Aşk-ı Memnu’nun finalinin reklâmları yapılıyor. Bihter-Behlül aşkında son nokta nasıl konacak… Ednan (!) Bey aldatıldığını öğrenince ne yapacak? Firdevs Hanım zengin iş adamı Çetin Bey’i nasıl kafaya alacak diye… Öte yanda bu diziden epey karlı çıkanlar varmış; Bihter’in giysileri, takıları, yatak odası takımları, çizmeleri, Behlül’ün tişörtleri, Firdevs Hanım’ın takılarının benzerlerini satanlar daha şimdiden köşeyi dönmüşler. Geçenlerde bir alışveriş merkezinde koca bir sepet içerisinde madeni bir yüzük 4 TL’den satılıyor, kapış kapış alıcı buluyordu. Sepet’in üzerinde Bihter’in yüzüğü yazılıydı…
Ne denir akıllara seza!...
Yaz sıcakları geldi de yerli diziler ya sezon ya da tam finalle sonuçlanıyor. Sanırım bundan da en çok evin erkekleri memnun olacaklar diyorsam da yine pek de umutlanmasınlar. Yaz ayları boyunca bu kez eski dizilerin tekrarı yayınlanır, hanımlar yine ekran başına kilitlenirler… Öte yanda bir diğer dizide Hanım Ağa olan bir kız yaşamı boyunca yaşamı kendine zindan eden babasını kırbaçlayınca okuyuculardan gelen maillerde bir patlama görülüyor. RTÜK bile dizi yapımcılarına uyarı göndermiş; kızın babayı dövmesine törelerimiz elvermez diye… Herkes kızın babayı dövmesini törelerimize uygun görmemiş… Haklılar ama nedense gerçek yaşamda kızlarının yaşamlarını zinden eden, onları sevmedikleri erkeklere para karşılığı imam nikâhı ile veren, satan, kızlarına sapıklığın daniskasını yapan babalara aynı tepkiyi göstermeyiz…
Hanımları ekranlara bağlayan yemek yarışmaları da başlı başına komedi… Millet işsizlikten kırılırken, yiyeceği yemeğin derdine düşmüşken, ekranlarda önündeki tabaklara bir iki çatal darbesi vurup beğenmeyenler insanı deli ediyor. Bu zatı muhteremlere sormak gerekir siz evlerinizde acaba ne yiyorsunuz?
Ne demişler; güleriz ağlanacak halimize…
Siyasetimiz de başlı başına bir âlem… Bazıları televizyonlarda, açılışlarda yine esip gürlüyorlar… Bazı köşe yazarları her zaman ki gibi siyasileri hedef alıyor. Yandaş basın ise pohpohlamaktan öteye gidemiyor.
Açılım açılım diyoruz, Güneydoğu’dan birer ikişer değil çok sayıda şehit- yaralı haberleri geliyor. Üzülmemek elde değil… Gerilla savaşı başlı başına bir konu, kendine özgü eğitim ister… Biz hala oy uğruna askerlik süresi kısaltılsın mı tartışmaları yapıyoruz. Kısa dönem bedelli askerlik gibi sorunlarla uğraşıyoruz. Öyle yirmi günlük askerlikle resim çektirip çakı gibi asker oldular demekle kendimizi aldatıyoruz…
Yargı da başlı başına çözülmesi gereken bir konu… Habur’da ayaklarına mahkeme getirilenleri başka bir mahkeme tutukluyor. Adamlar bar bar bağırıyor, “biz pişman değiliz, Apo bize git dedi geldik” diyorlar. Biz ise yok yok siz pişmansınız diyoruz!.. Meclisteki Apo’nun uzantıları adres İmralı diyor ve bunun propagandasını yapıyor… Kimsenin sesi çıkmıyor… Acaba bazılarının üzerine ölü toprağı mı serpilmiş…
Ne demişler; güleriz ağlanacak halimize…
Gözaltına alınan, tutuklanan askerler nihayet haklı olarak serbest kaldılar. Bunlar suçsuzdu da neden aylarca tutuklu kaldılar?
Dış politikamızda hiç yoktan İsrail ile aramızda sürtüşme çıktı. İsrail gelmeyin, Gazze abluka altında diyor, devlet izin vermiş olmalı ki yardım gemisi biz kimseyi takmayız tutumunda... Sonrası malum…
Şimdi de bir özür tartışması başladı; kim kimden özür dileyecek? Özür dileriz denirse her şey unutulacak, ölen öldüğüyle mi kalacak?
Türk Milli Takımının olmadığı Güney Afrika’da 19. Dünya Kupası tüm hızıyla sürüyor… Favoriler ya yeniliyor ya da rakipleriyle beklenmedik şekilde berabere kalıp tur şanslarını zora sokuyor… Oraya özgü ses çıkaran bir boru olan vuvuzela futboldan önce konuşuluyor. Aklıevvel, ticari yeteneği çok olan birileri çıkıp da vuvuzelayı memleketimize getirse de şu yaz sıcağında sinirlerimiz biraz yatışsa… Yazılı ve görsel basında istemediğimiz, beğenmediğimiz kişileri görünce vuvuzelalarımızı çalsak!...
Sıcakların bastırdığı şu günlerde herkesin sinileri kopma noktasında… Doğrusu kimse kimseyi çekmek, palavra dinlemek istemiyor…
Kısacası yaz sıcağında sorunla alev alev ama çözecek kimseyi bulabilmek çok zor…
erdemyucel2002@hotmail.com
Yorum yazın
Yorumunuzun yanında gösterilir.
Gizli tutulacaktır.
Eğer bir siteniz varsa, buradan link verin.