Yüzde 99’u Müslüman Ülke!..

Bazılarının sürekli yineledikleri bir söz vardır; bu ülkenin yüzde 99’u Müslüman’dır!.. Bu ölçü neye dayanır, gerçeği ne kadar yansıtır, şişirme sözcük mü yoksa hayali istatistiklere mi dayanır? Sanırım pek bilen de yok; nüfustaki kayıtlara dayanılarak sırası gelince söylenir… Nüfus cüzdanında her Müslüman yazanın gerçek Müslüman olup olmadığı da tartışmalıdır…

Yüzde 99’u Müslüman ülke sözü son günlerde İstanbul, Eyüp’te yaşanan bir olaydan sonra yine gündeme geldi!..

T.C. Anayasasının Din ve vicdan hürriyetini açıklayan 24. maddesinde “Herkes, vicdan, dini inanç ve kanaat hürriyetine sahiptir. 14.madde hükümlerine aykırı olmamak şartıyla ibadet, dini ayin ve törenler serbesttir. Kimse, ibadete, dini ayin ve törenlere katılmaya, dini inanç ve kanaatlerini açıklamaya zorlanamaz; dini inanç ve kanaatlerinden dolayı kınanamaz ve suçlanamaz”  denilmektedir.

Aynı maddede dini eğitime de yer verilmiştir;

“Din ve ahlak eğitim ve öğretimi Devletin gözetim ve denetimi altında yapılır. Din kültürü ve ahlak öğretimi ilk ve orta öğretim kurumlarında okutulan zorunlu dersler arasında yer alır. Bunun dışındaki din eğitim ve öğretimi ancak kişilerin kendi isteğine, küçüklerin de kanuni temsilcisinin talebine bağlıdır.”

Anayasanın amir hükümlerinin yanı sıra İnsan Hakları Temel Özgürlüklerinin korunmasına ilişkin sözleşmenin 9. maddesinde herkesin dini inancının özgürlüğünün korunduğuna işaret edilmiştir. Milli Eğitim Öğretim Yüksek Kurulu Başkanlığı da Hıristiyan ve Musevilik dinine mensup olanların yanı sıra herhangi bir dine mensup olmayan kişilerin çocuklarının da bu muafiyet kapsamında olduğuna karar vermiştir.

Bu yasa ve kararlara hiç kimsenin itirazı olmamalıdır.  Ancak Türkiye’deki uygulamanın, yorumlamanın biraz farklı olduğunu sayısız örnekler ortaya koymaktadır.

İstanbul’da yaşayan bir aile ilköğretim 4. sınıf öğrencisi olan oğullarının zorunlu Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi dersinden muaf tutulması için Eyüp Kaymakamlığına dilekçe ile başvurmuş, Kaymakamlık ise Anayasanın  “Zorunlu din dersine yönelik hükmü” gereği başvuruyu reddetmiş. Bunun üzerine aile 8.İdare Mahkemesine başvurmuş ve Mahkeme Kaymakamlığın red kararını durdurmuş.

Ortaya önemli bir sorun çıkıyor; Dini inancım yok diyen bir ailenin çocuğunu zorla din dersi almaya zorlamak, Anayasa hükümlerine ters düşmüyor mu?

Yüzde 99’u Müslüman dediğimiz ülkede nüfus cüzdanında Müslüman yazmasına rağmen buna inanmayan, ateist düşünceye sahip olanlar, ben kendi dinimi kendim yaratırım diyenler yok mudur? Ayrıca Müslüman olmasına rağmen sayıları az da olsa Türk Ortodoksları da bu ülkede yaşamıyor mu? Yavuz Sultan Selim zamanına kadar ülkenin büyük çoğunluğunu oluşturan ve tarihte yapılan kıyımlar nedeniyle sayıları azalan Alevi kültürüne sahip vatandaşlarımızın çocuklarına zorla Sünniliği öğretmeye çalışmanın anlamı nedir?

O zaman nüfus cüzdanına Müslüman ibaresi yazmanın anlamı nedir?

İnsanın ana ve babasını seçme özgürlüğü yoktur. Yeni doğan çocuklar büyüyüp, özgür düşünceye sahip olduklarında ana babası neye inanıyorsa ona inanmak zorunda mıdır? Müslüman ana babadan doğmasına rağmen başka bir dine mensup olanla evlenenlerin sayısı ne kadardır?  Nüfus cüzdanlarındaki Müslüman ibaresini değiştirenlerin sayısını biliyor muyuz?  TC vatandaşı kimliğine sahip olan ancak başka bir dine inanmış ekalliyet dediklerimiz, yüzde bire mi giriyor?

O halde bol keseden yüzde doksan dokuzu Müslüman ülke sözünü neden kullanıyoruz?

Eyüp’te yaşayan aile ile ilgili haber internet sitelerinde yayınlandıktan sonra, okuyucuların birbirleriyle çelişen yorumlarını okudum. Bazıları özgür düşünceyi, bazıları da bağnazlığı yansıtıyordu. Bunları yazanların bazılarının konunun özüne inemediklerini hayretle gördük. İçlerinden bazıları “dini inancımız yok diyorsunuz. Ama unutmayın, Allah’a hesap var. Bakalım Allah huzurunda ne diyeceksiniz. Sizler toplumun kötü örneklerisiniz. Bu topraklarda milyonlarca İslam şehitlerinin kanı var”  diyerek tarih bilgisizliğinin yanı sıra lâfebeliği yapanlar da var. Bir diğeri ise “bu ne yobazlık herkes tanrıya inanmak zorunda mı?” Bir başkası ise “siz neden İslam şeriatını pompalıyorsunuz” sözleriyle veryansın ediyor.

Türkiye’de dinin siyasete alet edilmesi bu acı tabloyu ortaya koymuştur. Din derslerinde insanlığın Âdem ile Havva’ya bağlanması, cennet ve cehennem, hurafeler anlatılacağı yerde olaylara bilimsel yönden yaklaşılmış olsa genç beyinler çok daha kolay bazı dini olayları algılarlardı. Bunun yanı sıra Müslümanlık ve onun dışındaki dinlerin ortaya çıkışının nedenleri, geçirdiği evreler ve ortak yönleri anlatılmış olsa bazıları körü körüne öbür dünya korkusu ile bazı saplantılar içerisine girmesi, bazılarının da inancı inkâr etmelerinin önü kesilmiş olacaktır. Özellikle anlamadığı bir dille Kur’andan ayetler okutulacağına, bazı zorlamalarla karşılaşacaklarına Türkçe açıklamalar yapılmış olsa çok daha olumlu sonuçlar alınmaz mı?

Anayasa’nın 24. Maddesinde yukarıda da belirttiğim gibi din ve ahlak eğitim ve öğretimi devletin gözetiminde yapılır deniyorsa da Milli Eğitim Bakanlığı dışında Türkiye’de her geçen gün sayıları artan kursların vakıfların verdiği din eğitimi ne derece doğrudur? Milli Eğitim Bakanlığı bunları aydın deneticileri ile denetleyebiliyor mu? İllegal dergâhlarda insanları bizden yana olanlar, olmayanlar ve olmayanlara da avam (!) diyerek ayrımcılık yapılmasının, cumhuriyetin temel ilkelerine karşı yalan yanlış bilgiler verilmesinin neden önüne geçilmiyor? Ben inanıyorum diyerek vicdansızca her kötülüğü yapmanın da Müslümanlıkta yeri yoktur. Hiçbir kimse inanca sığınarak bir başkasını tehditle Müslüman da yapamaz…

İşte, bütün meselenin kopma noktası da buradan kaynaklanıyor. Yalan yanlış bilgiler, insanlara verilen öbür dünya korkuları, ezalar, cefalar hurafeler çoğu kişinin Müslümanlıktan uzaklaşmana neden oluyor. Sonra da kalkıp yüzde 99’u Müslüman ülkeyiz diye övünüyoruz.

İnanç insanların vicdanlarında taşıdığı bir kavramdır ve birey ile tanrı arasındaki kurulan bir bağdır. İnancı hiçbir siyasi veya özel kurum tekeline almamalıdır. Düşünürlerin dediği gibi inanç temiz ve gerçek vicdana sahip olanların hakkıdır. Kaldı ki inançlı insan başka dinlere de saygı göstermeli, bütün insanlara sevgi ile yaklaşmalıdır…

erdemyucel2002@hotmail.com

 

Yayın Tarihi: 2011-03-20 15:41:06