Zoraki Diplomat!..
Nelerle uğraşıyor, neleri gündeme getiriyor ve gündemde tutuyoruz? Bir zamanlar güleriz ağlanacak halimize diyenler gerçekten doğru söylemişler.
Hakan Şükür, futbolumuzun önemli isimlerinden birisidir. Attığı golerle tanınmış bir futbolcuydu. Sakarya, Bursa ve Galatasaray’da oynadı; kulüp takımlarının yanı sıra Milli Takım’da da gollerini sıraladı. Çoğu futbolcular gibi o da Avrupa’da oynamak istedi, İtalya’ya Torino ve Inter’e gitti ama başarılı olamadı. Avrupa futbol anlayışı ile bizler arasındaki farkı gördü. Sözün kısası İtalya’da formayı kapamadı ve geri döndü…
Kimse kızmasın ama Türk futbolunun yetiştirdiği Can Bartu, Metin Oktay ve Baba Hakkı ve birkaç gün önce kaybettiğimiz Lefter gibi olamadı. Sonunda futbol yaşı kemale erince futbolu bırakmak zorunda kaldı. Bazı eli kalem tutabilen veya arkası olan şanslı futbolcular gibi iyi bir spor yazarı da olamadı. Sonunda birileri ona arka çıktı TRT’de futbol yorumculuğuna soyundu. Bana sorarsanız orada da başarılı olduğunu söyleyemem. Futbol yorumcusu veya spor yazarı olabilmek belirli bir yazı kabiliyeti, konuşma yeteneği ve hepsinden önce de eğitim ister. Bizde magazin basınında biraz ünlenmeye görün; birileri yardım ederse bir yerlere gelirsiniz… Ekranlara bakın, ortalarda sanatçıyım diye dolaşanların kaçı gerçek sanatçı? Oysa çoğu sanatçıyız diye etrafta caka satar, magazin muhabirlerini peşlerinden koştururlar!.. Kimsenin aklına gelip de “Yahu sanatçılık meslek mi?” diye sormaz…
Son seçimde bir baktık ki, Şükür bizim bölgenin AKP milletvekili adayı… Yok, artık dedik…
Milletvekili halkın adına yasama görevini üstlenecek, önemli konularda kürsüye çıkıp konuşacak, kimsenin dolduruşuyla değil, kendi özgüveniyle, özverisiyle oyunu kullanacak… Kısacası biz milletiz ya (!) o da bizim vekilimiz olacak. Türkiye’nin dış politikasında en doğru kararları düşünecek, sonra da imzasını atacak…
Bunları yapabilmek için eğitimi olacak, dış ve iç politikayı iyi özümseyecek ve hepsinden öte bizlere güven verecek…
Memleketimizin konularında uzmanlaşmış politikacılara ihtiyacı var… Şükür’e bakıyoruz, uzmanlık alanı yalnızca futbol…
Milletvekili listelerini hazırlayanlar, listelere beğendiklerini koyanlar, Şükür’ün dışa yansıtamadığı siyaset bilgisini görmüş olacaklar ki, listeye koymuşlar… Seçmeni olanlardan biri olarak seçilemez diye düşünürken, baktım ki, mazbatasını alıp Ankara’ya varmış bile!.. Meclis kürsüsüne yemin etmek için çıktığında, şimdiye kadar futbol formasıyla görmeye alıştığımdan takım elbiseli olarak yemin ederken epey yadırgamıştım. Meclis kürsüsüne çıktı ya, inşallah bundan böyle çok daha ciddi konularda da konuşur diye düşünüyorum…
Yalnızca bir olay aklımı enikonu karıştırmıştı. Meclisin açıldığı ilk günlerde muzip bir gazeteci o günlerdeki siyasetle ilgili bir konuda görüşünü sormuş, o da “ben bilmem büyüklerim bilir” demişti…
Acaba o büyükleri kimlerdi? Türkiye içinde mi yoksa dışında mı yaşıyorlardı?
Bilemeyiz…
Bir gün beklenmedik şekilde kamuoyunda bir olay patlak verdi; milletvekili olarak her türlü maddi manevi olanaktan yararlanan Şükür’e bunlar az gelmiş olacak ki, memleket standartlarına göre çok yüksek bir ücretle yeniden futbol yorumculuğuna başlamış…
Bir milletvekili asli görevi dışında başka bir iş yapabilir mi?
Avrupa ülkelerinde bunun örnekleri olduğunu sanmıyorum…
Devlet Memurlarının tabi olduğu 657 sayılı yasaya göre bir memur ikinci bir iş yapamaz ama milletvekili olunca işler değişiyor mu?
Burası Türkiye her şey olabilir diye düşünenler de bu ülkede yaşıyorlar..
Meclis Ankara’da, futbol yorumlarını yapacağı stüdyo ise İstanbul’da… Ayrıca bir futbol yorumcusunun çıplak gözle veya televizyon yoluyla maçları izlemesi gerekir… O zaman bir futbolcu-milletvekili aldığı ücretin hakkını verebilmesi için bunlardan hangisine daha çok zaman ayıracak? Ya da bir milletvekili olarak futbol izlemeye zaman bulabilecek mi?
Cumhuriyetin ilk yıllarında Türkiye’de havacılık sanayini Nuri Demirağ başlatmış, Beşiktaş’ta “Tayyare Etüt Atölyesi” kurmuş ve on yıllık bir plan hazırlamıştı. Aynı zamanda da siyasetin içerisindeydi. Atatürk bir gün onu çağırarak ya siyaset ya ticaret demişti. Demirağ da siyaseti tercih ederek uçak yapım işini bırakmıştı…
O günler artık mazide kaldı, toplumsal yaşam çoktan değişti…
Futbol yorumculuğu milletvekilliği ile bağdaşır mı sorusuna gelince; bazılarına göre bunda bir problem yok. Nasıl olsa her dönem olduğu gibi bu dönemde de mecliste milletvekillerinin sıraları yine boş… Şükür, ister mecliste olsun, ister televizyon stüdyosunda olsun fark etmiyor. Bazılarına göre milletvekilliği düşebilirmiş. Uyanık milletvekilleri yıllar yılı yasal olarak iş yerlerini yakınlarına devrederek işlerini yürütüyorlar. Kılıçdaroğlu da CHP’ye Genel Başkan olduktan sonra bu işleri takip etmekten vazgeçti! Doğrusu yazık oldu…
Ne demişler; gemisini kurtaran kaptan!..
Şükür’ün bu olayı bana Yakup Kadri Karaosmanoğlu’nun ünlü “Zoraki Diplomat” eserini anımsattı… Hasbelkader, birilerinin isteğiyle meclise girenler, milletvekilliğinden çok başka işlerde başarılı oluyorlarsa neden o sıraları işgal ederler?
Şimdi, mademki bir futbolcu-milletvekilimiz var; futbolda şike’nin ayyuka çıktığı, insanların tutuklandığı günümüzde, şöyle meclis kürsüsüne çıksa da bizleri aydınlatabilse…
Erdem Yücel
erdem@hport.com.tr
Yayın Tarihi: 2012-02-21 04:54:37