Şehir-Siz

 

Âmâlığa soyunuruz

sağırlığa özeniriz…

 

 

Gördükleriniz katredir sadece. Görmediklerimizi içimizde tutarız. Öfke, kırgınlık ve ihanet görmüşlüğümüzü sedef kakmalı kutulara kaldırdık. Elledikçe nasırlaşmış parmaklarımızın çizdiği, perdahı bozulmuş bir kutuya... Âmâlığa soyunuruz, sağırlığa özeniriz, dilimiz olmasın isteriz. Körelsin duygularımız, çarmıhlarda kırbaçlansın. Hiçbiri durmasın içimizde, yedi düvel zindanlarına zincirlensin. Deli bozuk militan yüreğimiz, pimi çekik bomba dilimiz. En çok lâl olmak isteriz.

Sedef kakmalı kutu açılır, öfke kusarız her gece duvarlara. Aklımız bozgun vermekte. İliklerimizden sızıyor tüm yalanlar, ak göğüslerden yalanlar sağılmış ağzımıza. Ah şimdi haylaz çocukluğumuz. Bir köşede gazete beklemekte ki, bu memlekette gazete okunmaz, kimse çalmazdı gazete...

 

Durdukça siliniyorsunuz

 

Bir kadın saçları tarumar, belli sarhoş, ayılmak için su aramakta ki, çöl değildi bu memleket, aramak yersizdi suyu... Başka biri bırakıp gitmek istemekte ki, neydi bu hayatta en ağır yükü, gördükleri mi, görmedikleri mi? Düşündükçe göçebeleşiyorsunuz, durdukça siliniyorsunuz. Gitmek değil miydi derdiniz? Çırılçıplak uykularda! Riyakârca... Zemheri avazlarınız ya da suskunluklarınız bunun için değil miydi? Her kalışınızda pişmanlığa yazıldı adımız. Her gidemeyişiniz, bize sır kaldı. Çatık kaşlarınıza maske tebessümleriniz, en acıyı bırakarak geçti yüreklerimizden. Şimdi dizlerimiz kanamıyor ve siz saramıyorsunuz yaralarımızı. Ne acı... Damla damla çürüğüz. İnce bir diş ağrısı gibi yaşıyoruz, sızım sızım sızlayarak

 

Bıraktık zamanı nadasa

 

Biz sustukça yok mu sandınız? Şehirleri umursamaz, kaldırımlar saklamaz mı sandınız? Duvarlar ve avlular unutur mu sandınız? Aldatıldık; sadece biz değil, sizde kalmış insan yürekler de... Haydi, yüreğimiz gayret şimdi; kursağımızda(n) kalmış/geçmiş bir nebze emeği kus şimdi...

Bıraktık zamanı nadasa. Hazırlanmak için değil, nasıl kaybedeceğinizi görmek için. Şuursuzlar! Ölüm döşeğinde; aşkın tatlı sesi değil, dilimizin zehri akacak kulaklarınıza... Ey intikam! Ünlendiğin yerde sustuk... Son noktayı vicdan koyacak.

Şimdi bir aşka bağışlanmayı diliyoruz...Ki sırtımızdaki hançerin acısı dinsin....

 

Figen GÜÇLÜ

 

Yayın Tarihi: 2011-03-20 15:57:01