Aşkı satan kadına
çıkmışken adın…
Adını bilmediğin kuşlar dönüyor başında; her yer gri bir gölgeye mahkûm oluyor. Güneş görmeyişi umutlarının, burnunu sızlatan aldanışlarından. Yazgının uçurumundan, kadınlar düşüyor gecelerine. İhanet sancılarını topla bir bir, bahar dallarından. Kaç kere saplanacak içine daha? Aşkı satan kadına çıkmışken adın; çıkar bir bir batıklarını ki; varlığının hamuru toprak titresin.
AŞK YALINKILIÇ ORTA YERDE
Gemlenemez ruhun alır başını gider. Sığamazsın dar akşam vakitlerine. Ve bilirsin ki fahişe yataklarda verir hükmünü sadakat; aşk yalınkılıç orta yerde kalır. En beter demlerinde öfkenin; kadınlığın hep içine saklanır. Devrik düşlerinin mimarıyla ayna buluşmaları. Önce sil kendini sırrından. Sonra bak bakalım geriye ne kalmış, senden gayrı... Bak bakalım varlığı kaç kuruş. Onca zaman sakladığın bu kadar az mıymış?
Mayıs; yeşil düşlerin ardına saklamış kendisini. Ve Nisan, seviyor sevmiyor, papatya fallarına, kurban eder çiçeklerini; yarattığı katliamdan utanmamakta hala. Üvey bakışlarla geçirirken mevsimleri; avuçlarında tutuşur kınan. Façası bozuk kelimeler ayrılık çığlıklarını döküyor sayfalara. Ne çok söylemiştin oysa...
İHANETİN AYAK SESLERİ
''Gün geçtikçe daha az seviyorum seni, gittikçe daha büyük bir boşluksun içimde...''
İhanetin ayak sesleri yankılanırken kulaklarında; sana sağırdı ömründe salası yankılanan. Ve örselenen göğsünün yırtığından düş'tü aşk.
Umut iklimlerinin, kayıp haritalarında yolunu arıyorken sen; üzülme, artık her yer sıladır sana; yeter ki göğsünde yeşersin çiçeğin. Bir dilek tuttum senin için; ebemkuşağı göğüne renk versin. Haydi denizi bul denizi; mavileşeceksin yeniden, haydi...
Figen GÜÇLÜ
Yayın Tarihi: 2011-03-20 15:43:28
Yorum yazın
Yorumunuzun yanında gösterilir.
Gizli tutulacaktır.
Eğer bir siteniz varsa, buradan link verin.