Biz, acıyı yüzlerinde taşıyan kadınlar…
Etekleri alacalanmış bir rüzgâr esti, bahar sabahlarına. Gece düşlerini sildi zihinlerden. Ebruli bir perde kaldı günlere. Simalarda bir durgunluk hali peydahlanmış. Anlaşılmıştı dağların kara kaderi; vicdan kadar ağırdı, taşınmazdı, adı zamandı. Her hikâyenin içinden geçen esmer gölgeydi. Kara bir delikti ve yutardı hayalleri bir bir. Sandıklara saklanmış her güzelliği getirmesi umulurken; o, ısırgan bekleyişi ile karşılardı. Ve gücenik kelimeler takasa düşerdi güzelliklerle. Zamandı, hep kazanandı.
İHANETİN İNİLTİLERİ
Tenimin içinde büyüttüğüm korkulardan, ölümün içi ürperir. Terkisinde yalnız gider kadınlığım, geriye şiarsız şiirler kalır. Ölmüş karlarda boğduğum sırlarım, zamanın eskilerine gömülü. Yüreğimin kanatlı kapılarını kapatıyorum; ama nafile, perdelerden sızıyor ihanetin iniltileri. Ölü çocuklar vuruyor camlarıma. Müebbet haller bekletiyorum, kabuğundan çıkana kadar cesaretim. İnzivadayım şimdi, falakaya yatırıyorum zamanın getirdiklerini. Cinnetlerimi soluklandırıyorum; muhabbet demlerinde. Boğum boğum yuttuğum kelimelerimden, ilhamımın rotası şaşmış. Genzimde hep kadim nöbetçiler, namluları çorak yüreğime dönmüş. Hükümsüzmüş dikişsiz doğrular. Dilim artık söz yorgunu.
BELKİLERİM BEZGİN
Hayatın aynalarından tanı şimdi beni; aklanamaz suretimi. Her satır başında, her şiir tümcesinde izimi sürersin bilirim. Tanıyabilir misin yorgun kelimelerimden beni? Keşkelerim yeni, belkilerim bezgin. Sancılı bir günde, bir gülüş düşürsem sokaklara; anlar mısın gülüşün sahibini? Ya da bir sus düşürsem batan güne, tanır mısın sessizliğimi? Ebruli günlerde görebilir misin suretimi? Bak, toprak gülüşlü bir çocuk doğuruyorum yarınlarda. Elini tutsa bir gün, bilir misin benim mi? Sevebilir misin çocukluğumu yeniden? Bilirsin, geri dönüşlerde büyüdüm hep ben. Tut kaldır dilimi, altında ki baklalar dökülsün bir bir. Senin varlığına soyunsun kelimelerim, seni kuşanayım en soylu hallerini... Kutsal hüküm ki, sabah kahvelerine sığıntı yalnızlığım. Öylece bekliyoruz şimdi; önce sen konuş. Ya da sus olalım beraber, boşver sesin hükmünü. Her söz duyulmadığı kadar yok. Susalım ki duyulmayan olmayalım.
Hey zaman!.. bir özür borcun var artık; biz acıyı yüzlerinde taşıyan kadınlara...
Figen GÜÇLÜ
Yayın Tarihi: 2011-03-20 15:41:58
Yorum yazın
Yorumunuzun yanında gösterilir.
Gizli tutulacaktır.
Eğer bir siteniz varsa, buradan link verin.