Şehir-siz

Bu aşkı adam edemedik sevgilim…

 

Evinde bir sabah; herhangi bir sabah, boğuk bir cenaze telaşı, merdivenlere 'düş-müş düşlerim'i toparla gri bir cenaze havasında. Diline değmiş bir küfrün yankılarında düpedüz şair intiharıdır bu vazgeçiş…
Yakındığın bir geçmişi yakmak istemiştik; kâbuslarına son vermek için. Seninle bu yolda aşkı adam edemedik sevgilim. Bunca kutsal gayrete rağmen yeterince sahip çıkamadık bu sevda emanetine ve intihar edercesine yok olduk.
Sevdam ağır şimdi, her gece başka dağların gezginiyim. Girip girip çıkıyorum ışıksız tünellere, yeni yetme âşıklara, yeni yetme şiirler yazıyorum. Yağmur yüklü bulutlarım, bir o yana bir bu yana savruluyor; ömrüm duman duman. Aklımda bir Türkmen türküsü, baharlar geçiyor önümden, ufkumda hep uzak adalar. Bir doğudan, bir batıdan vuruyor çekicini örsüne, zaman…
Epeydir bir şarkı, yılların yorgunluğunda, koyulaşmış yaralarımdan sızmakta nağmeleri ve bir şiir sayfasında yaşamak istediklerim, pıhtılaşmamış yaralarımdan öper; keder katlanarak geliyor her dem. Gece, sen ve yalnızlık, yosma sokakların sessizliğinde. Kederin kaburgasından insanlar oyuyorum; acımı bölüşsünler diye. Topraktan değil, acının ateşinden tenleri. Zehir zemberek nişanlanmış yüreğim; geceye, sana ve yalnızlığa. Epeydir bir şarkı dilimde, yılların yorgunluğunda, dinleyen; katran karası gece ve yosma sokakların sessizliği.
Düpedüz şair intiharıdır bu; zarlarda bir fitne, bir fesat, bir türlü kazandırmaz bize. Beden deri parçasıdır artık en incesinden; ruh, aşkın odunda kül yığını. Yüzüm aynadaki kimse değil, gerçek değil, safsata tüm detaylarım. Ben aşk vadisinde yaprak dökümü gelmiş gül ağacıyım.
…Ve sen beni artık ziyaret saatlerinin uğultusunda değil, gülün suya düşmüş gölgesinde ara...

 

 

Figen GÜÇLÜ

 

Yayın Tarihi: 2011-03-20 15:59:10