Şehir-Siz

 

Gözümün yırtık bulutlarını dikeceğim önce…

 

 

 

Kamçılanan isyanım; tanımsız ses yığınları. Sözlenmemiş harfler dilimde. En derinimde yankılanan ilkel sesim; karanlığa yaktığım çığlık. Mevsimsiz adalarıma demirlediğin gemi; figanıma cevap. Aradığım cevap değil; yüzümü arıyorum çığlık çığlığa; açtığım eşkalde kaybettiğim.

Kendime örttüğüm; yüzüme gurbet. Adalarımda geziyorum, ıssızlığımda. Ağlatmak için ağlayan, sevdalanmak için sevdalanan...

 

Aman dilemez direnişçiydim

 

Gerçeklerinin acizliğinden, yalanlar kuşanan; sinsi öpüşlerinde mazisinin diş izleri; içimde ölgün bir çocuk bırakan. Şiir tadından küfre dönen cümlelerdi söyledikleri. Kara bir kuşatmaydı; maviliklerime izinsiz girdiği. Teslim falan değildim; aman dilemez direnişçiydim bu aşkta. Korsan bir saldırıda öpülmemişliğim değil, gülümseyişimdir şehit olan. Fırtınalar diyarıyım; iç sularım çalkantılı. Figanıma demirleyen her geminin palamarını keserim bu yüzden.

 

Ödünç bir kehanettir önsözüme

 

Fi tarihli bir önsözdü; sana okuduğum. Dil değmemiş şiirlerimi kaleme sakladım, kendimi şiire. Kalemim; fethedilmez ‘kale’m, surlarında dalgalanan bayrağım kelimelerim. Ödünç bir kehanettir önsözüme; yitmişliğim. Her şey değişecek bir gün; ama şimdi git, gözümün yırtık bulutlarını dikeceğim önce. Dokunulmamış yapraklarımda yüzüm; sarardıkça güzelleşeceğim. Ve bir iyelik vaktinde, palamarımı kesip kıyılarına demirleyeceğim.

 

 DİPNOT:

Palamar: Gemileri iskele, rıhtım ya da şamandıraya bağlamaya yarayan halat. Limana dönmeyecek gemilerin palamarı çözülmez, kesilirmiş…

 

 

Figen GÜÇLÜ

 

Yayın Tarihi: 2011-03-20 15:57:45