Şehir-Siz
Sana kavgayı bellettiler
bize ise sevmeyi…
Gamlarınız başınızda, efkârınız bir sarımlık cigaralarınızda. Kaldırımlarla ahbaplıklarınız, zarafet bilmez kurallarınız. Hep eksik bir taraflarınız. Ya uzuvlarınızda bir boşluk var, ya da çocukluklarınızda. Parça parça olmuş bir ayna gibi mazi; birleştirmeye çalıştıkça siz, hep bir boşluk, hep bir eksiklik doğurmakta. Ya kavgayla, ya da bir tahta parçasıyla dolacak boşluklarınız. Haberlere konu olacaksınız. Bozguna uğramış ordunun yaralı süvarileri; dizginsiz ve takatsiz misiniz? Koşmaya ve yaşamaya hevessiz misiniz? Hangi rüzgarlar savurdu hayatınızı? Hanginiz istedi eksiklikle yoğrulmayı? Kötülüğe er meydanıydı da hayat; iyilik Kaf Dağı’nın ardına mı saklanmıştı sizin için? Hangi günahın sürgünüyüm ki; cehennem bana bu dünyada diyorsunuz? Ağulu bakışlarınızın altında gölgelerinize mahkûm, yanlış yazgınız.
Eksikliklerden ibret alıyoruz
Huzurlu hayatlarımızda, eksikliklerinizden ibret alıyoruz. Sizin boşluklarınızla büyütüyoruz kendimizi; dev aynalarında. Siz 'öteki'ler, sizin yazgınız vurmadı bizi; hayat acımasız tetiğini bize değil, sana çekti ve bir parçanı yok etti; birileri sana kavgayı belletti, bize sevmeyi. Vahşeti en çok siz tanırsınız, acımayı en çok biz biliriz. Kötülük en çok sizindir, biz iyilik biliriz. Siz bahçenin zararlı çiçekleri, biz yediveren gülleri... Neyin ödülüydü sizin rüzgârınıza yakalanmamak? Eşit başlamadık bu yarışa... Sen koşmana bak tahta bacağınla, gitmek değil varmaktır aslolan, varacaksın bizden önce hayatın anlamına...
Dünya kusacak adaletsizliğini
Eksik sevildiğin çocukluğunla bak etrafına, elbet biri sevmeyi öğretecek sana, çiçekler açacak namlunda, tamamlanacaksın bizden önce, gerçek sevgiyle. Unutma! Bu dünya eninde sonunda kusacak adaletsizliğini...
İbret alıyoruz sizden; şükrediyoruz her gün, sizi boşluğa mahkûm eden, bizi sıkı skıya tuttuğu için. Hiçbir şey yapmadan, en riyakâr hallerimizle. Siz hayallerinizde bile göremezsiniz bizim sefilliğimizi. Bu bizim en riyakâr halimiz. Sizin rüzgarlarınız bizi yakalamadı diye; sular serperiz tahtadan kalplerimize; daha çok küf kokalım diye. Ve içimizden gelen küf kokusunu, hep sizden biliriz...
Figen GÜÇLÜ
Yorum yazın
Yorumunuzun yanında gösterilir.
Gizli tutulacaktır.
Eğer bir siteniz varsa, buradan link verin.