İki yalnızlığının arasında
ömrüm oldukça seninleyim…
Susmazdı ah'ım gecelere. An'lar ölüyordu bir bir, yaşanmışlıklar siliniyordu; zamanlar öldükçe. Ölüm sözün bittiğiydi. Öyle ki; kıldan inceydi boynum ölüme. Sonra zaman artığı aşk öldü. Ayrılık değildi. Ayrılık umut doğururdu ya ayrılık değildi.
İki yüzlü aşk ölmüştü, geri dönüşsüzdü. Aşktan miras kalmıştı, yalnızlık şiirlere. Sokak sokak, iklim iklim yalnızlık taşınırdı yüreğime. Avazı, acısına gömülmüş esrik bir hayattım, bir o kadar da eksik... Her uzanışımda hayata, hiçliğe kelepçelenirdi ellerim. Ben karanlıklara yuvarlanırken her gece, seni muştuladı, kar taneleri içime…
ÖLESİYE BEKLEDİM SENİ
Yüreğimdeki kara kuşatma, matemim ve hiçliğim sabretmeye mahkûm oldu. Bir yarım sabırdı; artık, bir yanım ayrılık. Tüm beklentilerim sana gebeydi. Oysa hiç görmemiştim seni... Hiç tanışmamıştık... Yüzünü, saçını, elini hiç tanımıyordum. Tenha düşlerim, öyle kalabalık oldu ki... Tanımadığım bir sürü suret hepsi sendin benim için. Hiç tanımadan ölesiye bekledim seni. Göğsümdeki aynadan görmeye çalışıyordum. Soğuk yatağım ısınıverdi, hiç görmediğim gülüşünle. Senin geldiğin yoldan yalnızlık, gidiyordu adım adım. Yüzleşme vaktiydi hayatla. Ve bahar sürgün veriyordu, kurak zamanlarıma. Hiç görmeden yüzünü, içimde büyütüyordum seni, öyle ki benden çok oluyordun... Şimdi ben yalnızlıklarımı, eskilerime katıp körkütük seni bekliyorum... Leyla oldum aşkından, Aslı'ma dönüyorum; daha tanımadan tenini. Düşümde bir tutam koparıp saçından, teninin kokusunu ektim yüreğime.
SENİNLE YENİDEN DOĞDUM
Geldin... Ben ölmüştüm... Seninle kendimi yeniden doğurdum. Kadınlığın yüzgörümlüğü; üstüm başım sen kokuyor şimdi bak. Son/suz oyunum. Kendi ışığınla parladıkça sen, en kuytular aydınlık bana... Oğlum, canım, ömrüm... Hoş geldin dünyama... Ne iyi ettin, iyi ki geldin bak, yüzümü güldürenim. Varlığınla yakarken beni, tutuşur yaşama sevincim. Ağzımın tadı, tuzu oğlum benim, büyüt beni kendinle. Yakalım eskimiş geçmişi.
Gözümün nuru oğlum, yalnız geldiğin bu yoldan, yalnız döneceksin bilirim... Gidişini görmesin gözlerim. Ama bil ki iki yalnızlığının arasında, ömrüm oldukça hep seninleyim, hep sendenim... Ölüm öpücüğünden doğurdum seni; ödünç sözler biriktirdim kundağına, ben olmasam da hep yüreğinin yanı başında bir gün duyacaksın nasıl olsa... Sen tatlı uykundasın şimdi, nasıl özledim seni. Efkâr dağladı içimi. Bir Sezen aksu dinlemeli şimdi:
“Yağızım, yiğidim erkek güzeli
Seni pamuklara sarmalar sararım
Ne bedel isterim, ne hesap sorarım
Ne sitemle üzer kalbini yorarım
Sakınma tatlı dillerini...”
Figen GÜÇLÜ