Şehir-Siz

 

Toplayın delik ceplerimde

Biriktiremediklerimi…

 

Seyirlik duvarlarda her gece; gölge oyunları. Suskun uğultusuyla rüzgar üfleyivermiş aydınlığı. Duvar yansımaları, dalga dalga gitmişler ki, epeyi olmuş onlar gideli. Hep biz sandığım oynaşlar; yalnız 'ben’mişim. Gün yüzünü dönmüş, rüzgâr nefesini üflemiş ve aydınlığın yönü değişmiş. Kendi gölgemle raks etmişim 'biz' diye; aydınlığın sustuğu yerde. Zihnimin gecesi; şehrinizin şafağını vuruyor. Namlusunda tek kurşun. Şeytani fikrimden dul kalıyor kentiniz.

 

Kelepçesi açılır kelimelerimin

 

Zamanın yırtıklarından katre katre düşüyor, doğru bildiklerim. Sorgu odalarının arbedesinde, yırtıkların hesabını sormakta, ünlemle biten her cümle. Kelepçesi açılır kelimelerimin. Yırtığından toplanabilir mi zaman? Toplayın delik ceplerimde biriktiremediklerimi!.. Birikmiş yanlışlar üzerinde nefesleniyor hayat; es'indeyim ömrümün; zulamda eksik intiharlar ve sesi yitik kelimelerim. Hayat! Lütfen artık inkâr et beni; azadımı ver ki gideyim. Küs değilim inan ki; zira ben gitmelerin gönüllü neferiyim.

Akşam oldu, oyun bitti, dağıldı herkes. Şimdi çıkabilirim saklandığım kuytudan. Gece vardiyaları başlayacak birazdan, duvarda gölge oyunları... Belki de, bu kadar çok tanık olmasaydım, ölü düşlere; kendisine âşık Narkhissos’un hikâyesini anlatabilirdim size, ya da ak gülden doğan kırmızı gülün hikâyesini... Sabıkasız şiirler yazabilirdim belki de...

 

Ey hayat, ya inkâr et beni

 

Ama hep ağulu sözcüklerim ve ağulu sözcüklerin kaderidir, kulaklarda hep uğuldamak, hiç unutulmamak. Ey hayat, ya inkar et beni; kulaklarınızda uğuldasın kelimelerim, ya da sal beni içine; elledikçe gelen fesleğen kokusu gibi yaşadıkça güzelleştireyim seni!..

Doludizgin yazdırırken ve okuturken kelimelerim kendisini; sonunda az da olsa ferahlatıyor kundaklanmış yürekleri...

Figen GÜÇLÜ

 

 

Yayın Tarihi: 2011-03-20 15:54:11