Şehir-Siz
Yüreğimizin sokakları
birbirine karışmış…
İçimize sızdı, en koyusu namelerin; sazendenin peşrevinden. Aklımız bir kadehin teri ile emilirken; yerini anason esrikliğine bırakmış yavaştan. Çoktan detone olmuş vaktimiz; çatallanarak dönmekte akreple yelkovan. Eski ve silik bir Bizans kenti gibiyiz şimdi. Di’li geçmiş zaman hikâyelerinin ağdalı sözleri ve dillere destan bir başkentin debdebesi saklıyor köhneliğimizi. Yüreğimizin sokakları birbirine karışmış, tüm adreslerimiz tarumar; içimizde ahşap konaklarımızın yangınları.
Hayattı bize hep uzak olan
Siluetimize sığınan insanlar görüyorum; debdebenin rüzgârına kapılmışlar. Vişneçürüğüne yatırılmış bir yanımız, durumsuz kanamakta. Teğet geçmelerindeyiz biz hayatın; oysa hayattı bize hep uzak olan, uzaklığı kadar yakın duran. Mayıs yeşillerinde boğulurken kavgalarımız; yüreğimizde sancılı ağıtlar. Siluetimize sığınanlar; bırakın di'li geçmiş zaman hikâyelerini; koruyun kendinizi yangınlardan; tükenecek çünkü dirilmenin parıltılı gerçekliği.
Düştüğümüz keşmekeşin en dibindeyiz. Gün ağarmakta yavaştan... Sancılı mı sancılı vakit... Doğum sancısı gibi çığlık çığlığa... Ha doğdu ha doğacak...
Bir avazda yırtacak karanlığı
Kızılcık şerbetiyle yıkanmış evren... Az kaldı az... Bir avazda yırtacak karanlığı... Şimdi patlayacak gökyüzü, doğuracak yeniden güneşi...
Sığıntıyız size ey karanlıklar. Gitmek ağrısı düğümleniyor içimize. Hey Uranüs; göklerin tanrısı, haydi götür bizi evine ve bir yıldız seç en parıltılısından; dikkat et yine kayıp gitmesin ellerimizden, cemre toprağa düşerken. Yolumuza katık, yüreğimize azık aldık şiiri yanımıza, kokladıkça dinsin anason esrikliğimiz…
Figen GÜÇLÜ
Yorum yazın
Yorumunuzun yanında gösterilir.
Gizli tutulacaktır.
Eğer bir siteniz varsa, buradan link verin.