Ayılar ve dayılar

Doğ, büyü, bin bir umutla oku, yetmedi yurtdışında master yap, dizi dizi diplomayı as boynuna, gel vatana başla şimdi iş aramaya…

Arayan, Mevla’sını da bulur, belasını da misali ara dur… Sonuçta ne Mevla’dan, ne beladan ses yok. Dahası işten hele hiç haber yok… Yitip giden senelere mi yanarsın, dirseklerini çürütüp, saçlarını döktüğüne mi yanarsın, stres içinde, ha bugün ha yarın oldu olacak diye beklerken etraftan yükselen sese kulak kabartırsın…

“Dayın var mı, dayın?!..”

DAYIN YOKSA İŞİN ZOR

Bak kardeş, baştan söyleyeyim yoksa dayın, uğraşma sakın bulamazsın, bulsan da ebediyen kalamazsın iş ortamında…

Eh o zaman tek çare sağa sola haber salıp, aile eşrafından kalantor bir dayı adayı arayacaksın.

Buldun mu dayıyı, hemen koş derdine derman iste, ama giderken de davete icabet kurallarını sakın ha sakın unutayım deme… Yükte hafif, pahada ağır, artık Allah ne verdiyse kesenin genişliğine göre icabet kurallarını da koy cebine, sonra al soluğu dayının dizinin dibinde… Bu arada iki lafın arasına sıkıştırıp “olmazsa işim yuttururum sana o yükte hafif pahada ağır icabet kurallarını” demeyi de sakın ihmal etme! Ne olur ne olmaz, gözdağını ver baştan, bağla sen işini sağlam bir kazığa…

KÖPRÜYÜ GEÇENE KADAR

İşte olayımız şimdi anlaşıldı mı; ortalık neden bolca dayı ve bir o kadar da ayıdan geçilmiyor! Ne demek şimdi bu demeyin, atalarımız bile taa fi tarihlerinde konuyu derinden araştırıp çözüme ulaştırmış ve özlü bir sözle son rötuşu çekmişler:

“Köprüyü geçene kadar ayıya dayı diyecen.”

Sıkı sıkı tembihlerde bulunmuşlar atalarımız… Sakın gurur yapma, etrafta ne kadar ayı bulursan “dayı” diye sarıl boynuna… Eh bu zamanda şart oldu artık, para bile her kapıyı açamazken ayılar, pardon dayılar en sağlamından kapıların aralanma aracı oldular…

Funda ERKOÇ

Yayın Tarihi: 2011-03-20 15:36:48