Çifte değil üçte standart!

Hayatımız boyunca pek çok kez başımıza gelmiştir! Haksızlığa uğradığımız, başkalarına bize yapılandan farklı muamele yapıldığı zamanlarda, “Çifte standart var kardeşim, bana niye öyle de buna başka türlü” diye isyan ettiğimiz çok olmuştur…

Ama ben geçen haftaki toplumsal olaylardan sonra karar verdim ki; çifte değil üçte standart var bizim ülkede…

Şimdi bakın! Birbirinden bağımsız olarak 3 olay meydana geldi. Önce, her fırsatı değerlendirip “kurulduk, doğduk, vurulduk” diye bir araya toplanıp sözde haklarını alamayan, çalıştıklarını söyleyen, ama bu hakları almaya çalışırken her yeri talan edip, milletin alın teri ile ekmeğini kazandığı işyerlerini, arabalarını yakıp-yıkan, yetinmeyip göz kırpmadan gencecik insanları otobüslerde diri diri yakan, sonra da “taş attı abisi onlar” yasasından yararlandırılmaya çalışılan, adı çocuk olan, ne yaptığını kendi bile bilemeyen canavarlara polisin yaptığı müdahaleyi gözümüzün önüne getirelim…

AŞKLARIN EN GÜZELİ

Ne yapılıyor bu müdahalede, su fışkırtan bir panzer ile hafif bir duştan sonra bir türlü hedefini bulmayan biber gazları fırlatılıp, asla yakın temasa geçilmeden uzaktan, “seni sevmek aşkların en güzeli” şarkısına örnek teşkil edecek mesafedeki bakışmalardan sonra ara sokaklara kaçıp, gözden kaybolana kadar artlarına bakılmaktan başka!

Şimdi sırada diğer olayımız var; “Futbol güzeldir, ah bir de şu holiganlar olmasa” dedirten, bir topun peşinde 22 adamın kan ter içinde koşturup, sonra da trilyonları cebe indirip, kendilerine lüks oyuncak arabalar ve manken sevgililer yaptıkları ve bunları yapmaları için de her hafta dişinden tırnağından biriktirdiği paraları maç biletlerine yatırıp, hayatta gönül verdikleri renkler için ölümü göze almış, amaçları sadece yenelim bizi yeneni de yiyelim mantığı içinde yaşayan tek başına bir halt olmayan, ama bir araya toplanınca bir de alkolle dost olup kafayı da kıyak yapınca kendini âlemin kralı gören iki holigan grubunun çatışması…

26 DİKİŞ İZİ KALDI

Burada ne olmuştur dersiniz taş sopa masum kalmış, döner bıçağı, kasatura polisin gözü önünde sallanmaktadır. 4–5 kişi bilumum yerlerinden bıçaklanmış, amacı sadece maç seyretmek olan bir bayanın ömrünün sonuna kadar yüzünde taşıyacağı 26 dikiş izine mal olan kafada bira şişesi patlaması meydana gelmiş, biraz biber gazı, biraz copun ucu ile bu kargaşanın bertaraf edilmesinin dayanılmaz hafifliği ile olaylar bastırılmıştı.

Peki ya son olayda ne olmuştu!

Senelerdir YÖK’ün kılıcını başlarının üstünde hisseden üniversiteli gençler, hazır hem başbakanı hem de rektörleri toplu halde bulmuşken seslerini duyurmak için ellerinde sadece ince plastik çubuklara takılı bayrakları ile bırakın büyüklerinin olduğu yere ulaşmak, daha şehir dışında karşılanıp, sanki kendilerinin evlatları yokmuş kardeşleri yokmuş gibi ölümüne coplanıp, biber gazının son damlasına kadar gözlerinin içine sıkılana kadar ve daha da önemlisi genç bir anne adayının  bu dayak olayından sonra çocuğunu kaybetmesine kadar oluşan bedbaht tablo karşısında kanımız donmamış mıydı?!

Biri taş atan bebe muamelesi görürken, diğeri holigandır ne yapsa yeridir fazla dokunmayalım derken, diğer yanda gençleri sadece haklarını istedikleri için ölümüne dövmek…

Bu üçte standart değil de nedir?

Funda Erkoç

Hürriyetport.com

Yayın Tarihi: 2011-03-20 15:33:36