Geliyorlar! Sessiz
ama derinden…
Ayık kafa ile düşünemeyen bir millet olmuşuz… Yeni yeni farkına varmaya başladım bu durumun!
Bir tuhaflık var bizde, üstümüze ölü toprağı serilmiş gibi her şeye tepkisiz kalır olmuşuz…
Burnumuzun dibinde dünya yıkılsa, “Bana ne, benim başıma bir şey düşmedi ya yıkılırsa yıkılsın dünya nasılsa yenide kurulur” diyecek hale gelmişiz de uyuşukluğumuzdan bunun bile farkına varamıyoruz!
ASOSYAL, SOSYAL PAYLAŞIMLAR
Her şeye bu kadar tepkili bir milletken, incir çekirdeğini doldurmayacak bilumum şeyler için yorganları yakacak halden bugünkü donuk hale gelişimizin mutlaka bir sebebi olmalı…
”Çağa ayak uyduruyoruz” bahanesi ile sosyal paylaşımların insanı asosyal hale getirişi mi kabahatli; yoksa her gün önümüze konulan 20–30 kadar birbirinin kopyası diziler mi?
Gittikçe asosyalleşiyoruz, hayat bizim için artık bir farenin tıklamasında mevcut…
Çoğumuz sabah kalkar kalmaz internete saldırmıyor muyuz? Bakalım beni bugün kim “twitt”lemiş, kim dürtmüş, kim ertelemiş, tarlam ne âlemde karga-marga dadanmış mı? Listem kabarıp popülaritem artmış mı? TV kızı Fatma’ya ne olacak, Ezel dokuzu bulacak mı, Kemal, Serap’ı kuma alacak mı, küçük sırlar büyüyüp kafamızı gözümüzü yaracak mı, lale devri bitip yerine kaktüs devri mi gelecek, fragman yok mu, özetler nerde diye çırpınmıyor muyuz?
AĞZIMIZIN SULARI AKIYOR
Sabahın köründe full makyajla karşımıza gelen, “oh oh hadi yandan yandan” diyerek silikonlu bilumum yerlerini gözümüze sokanları,ömrü hayatında ağır bir işte çalışmamış, ev geçindirme derdini bilmeyen, havadan paraya kavuşmuş tiplerin malikanelerini, “aha alın size zengin görün” tarzı programları ağzımızın suları aka aka izlemiyor muyuz? Anamız-babamız dururken elin kadınına, erkeğine; “büyüksün baba”, “büyüksün ana” diye aval aval hayran kalmıyor muyuz?
Bu ülkede ne oluyor, ne bitiyor, ilerde bizi ne bekliyor kimin umurunda…
VAKİT ÇOK GEÇ OLACAK
Bu kadar hipnoz karşısında tam uyuşamadığımız zamanlarda ise, bazılarımız tarafından kâfir işi diye adlandırılan 70’lik büyüklere, 35’lik küçüklere ve dahası her türlü rengi olan bilumum ateş sularına koşturup, aman kafayı da dağıtalım, her şeyi de unutalım, ben mi kurtaracağım bu dünyayı, ben yaşadım yaşayacağımı, bundan sonrası tufan, gerisi de yalan demiyor muyuz!
Siz böyle diye dururken, bir yerlerde bir şeyler olmakta, çarklar bir başka dönmekte, uyumayanlar yol almakta, sessiz ama derinden…
Ve çok şey değişmekte!
Fakat biz o kadar uyuşmuşuz ki, ancak bunu ayıldığımız zaman anlayacağız… Ama o zaman geldiğinde de bazı şeyler için çok geç olacak…
Funda ERKOÇ