Kadına şiddete: Hayır!
25 Kasım kadına şiddete hayır haftası idi…
Pek çoğumuzun bilmediği, bilenlerin de önemsemediği bir hafta…
Çeşitli etkinlikler yapıldı, elde pankartlar yollara döküldü, ama bu insanlık ayıbında bir avuç kuru kalabalığın cılız çıkan sesinden öteye giden bir durum olmadı! Bir arpa boyu yol bile alınamamış durumda, hatta durum daha da vahimleşmekte… Eskiden tekme ve yumrukla moraran bir gözle kurtulan kadın şimdi boğulup, diri diri gömülüp, kesilip biçilmeye başlandı.
Her Allah’ın günü bir kadına uygulanan şiddet haberi ile gözümüzü açmaktayız… Hatta şu yazıyı yazarken bile kim bilir nerede, hangi kadına tecavüz ediliyor, boğuluyor, bıçaklanıyor.
KEFENLE GİRERSİN
Kadınların kaderi midir nedir? Baba ocağında başlayan şiddet, koca evinde devam edip gidiyor! Gördüğü işkenceye, dayağa katlanamayan kadınlar eve dönmek istese kocaman bir baba vetosu ile karşı karşıya, “Bu evden gelinlikle çıktın, ancak kefenle girersin” sözüyle karşılanıyor.
Gerçekten kefenle giriyorlar o evlere! Sırf siz kucağınızı açmadığınız, “Kocan bu, sever de, döver de” anlayışını o kızcağızların kafalarına kaka kaka kazıyıp, ellerini kollarını bağladığınız için…
Bu kadınlar çaresiz, kanadı kırık kuş misali, uçacak hali konacak dalı yok! Devletin o şefkatli ellerine sığınayım diye karakola koşsa, derdini anlatıp korunma istese, alacağı cevap aynen şu olacak: “Ya kızım olur karı koca arasında bu işler…”
SİNDİRİVERİRLER KADINI
Nedir olan! Hemen söyleyeyim, şimdi gidip dert yandığı, “Lütfen beni kurtarın, ecel oldu kapımı çalıyor” diye sığınmaya çalıştığı o kişiler de evde kim bilir eşlerini, çocuklarını kaç posta dövmekte, durum böyle olunca otomatikman safını seçerler, “Gel bacım çağıralım kocanı, barışın her evde olur evliliğin tuzu biberidir bu” diye sıvazlayıp, hemen oracıkta sindiriverirler kadını, sonrası?!..
Kocası gelir, süt dökmüş kedi gibi el pençe durur, “Bir daha olmaz komiserim” derken yan gözle de zavallı kadına şimşek gibi çakan gözlerle, “Bak gör, eve gidelim ben bilirim sana yapacağımı” mesajını veriverir.
Kaderine boyun eğmiş kadın, peşi sıra kocanın ardından yola düşer yürek pırpır…
Sonrası hep aynı, gazetelerin üçüncü sayfalarını dolduran Müge Anlı’nın programına konu olan, internet âleminde site site yayınlanan bir sürü cinayet ve vahşet haberleri…
Kim “dur” diyecek?! Her 25 Kasım’da seslerini duyurmaya çalışan kadınlara, kim elini uzatacak? Meclis’teki vekiller mi! Kadından sorumlu devlet bakanı mı? Hey benim devletim, kadını sarıp sarmalama hesaplarınızı bir kenara bırakın, orada türban burada türban olacak diye siz haykırırken yakında o türbana sokacağınız kadınları da bulamayacaksınız…
Funda ERKOÇ