Kalpler taş bağladı

vicdan sürgüne gitti

Vefa! Bu kelime şu son zamanlarda sizce ne anlam taşıyor…

İstanbul da bir semt ismi olmaktan ya da leblebi, tarçın ile müthiş bir birleşim yaratan vefa bozasından başka… Pek çoğumuz için hiçbir şey!

Değişen dünya şartları insanları çok mu acımasızlaştırdı ne! Kalpler taş bağladı, vicdanlar sürgüne gitti, kimse artık kimsenin derdine ortak olmuyor. Uzatılan eller havada asılı kalıyor, tutan çıkmıyor. “Bir tekme de sen vur” hesabı yaygınlaştı, dökülen gözyaşları insanların kalplerini artık dağlamıyor. “Komşun açken tok yatılmaz” denirmiş eskiden ama şimdi çoğu evde tencerelerde taş kaynarken, yan komşulardan horultular gelmekte…

YOLLARI DEĞİŞTİRİYORLAR

Artık insanlar zora düşen bir ahbap dost arkadaş gördüler mi ya yollarını değiştiriyor ya da telefon numaralarını aman beni ararda bir şey ister korkusu sarmış, hiç düşünmüyorlar ki bir gün aynı durum kapınızı çalabilir…

Bayram, seyranda yaşlısının kapısını açmayanlar bir gün gelip kendi kapılarının da açılmayacağını hiç düşünmüyorlar mı?

Soğuktan bir köşeye büzüşmüş bir muhtaç gördüler mi karşı kaldırıma geçenler bir ünlüyü gördüler mi dibinde bitmek için bin bir takla atıyorlar… Açlıktan soğuktan paçanıza sürtünen bir havyacığa tekmeyi vuran zihniyet, gün gelip ona buna yaranmak için hayvan sever ayağına yatmıyor mu? 

HAYATI SİRKE TADINDA YAŞAMAK

Tamamen bencillik, aç gözlülük hep ‘bana’cılık almış başını gidiyor! İşçisi ile beş kuruşunun hesabını yapan kodamanlar, metreslerine mal-mülk yağdırmıyorlar mı? Sonra da oraya buraya yaptıkları bağışları, ulu orta herkesin gözüne sokarak, “Hayır işledim ben ahali” demiyorlar mı? Aslında o hayrı, vergiden düşmek için yaptıklarını sinsi gülüşlerinden anlamıyor muyuz?!..

Artık vefayı, acıma duygusunu dizilerde yaşar olduk! Fatmagül’e üzülüyoruz, tecavüz mağduru diye… Oysaki her gün aynı kaderi yaşanıyor. Onlara geldi mi söylenecek söz “kesin kuyruk sallamıştır” acımasızlığında… Osman’a üzülüyor, Ali Kaptan’a, Carolin’e kin bağlıyoruz ama belki de çoğumuz ayrıldığımız eşimize, ya da daha önemlisi çocuğumuza nafaka vermemek için bin bir dümen çeviriyoruz. Yarışmalar seyrediyoruz, yemek yapılan Allah’ın nimetine bin bir kulp takıyoruz, onu bulamayanları hep unutarak…

Gittikçe vicdansızlaşıp, vefayı sadece boza ve semt adı olarak görüyoruz!

Ve dahası hayatı sirke tadında yaşıyoruz…

Funda ERKOÇ

 

Yayın Tarihi: 2011-03-20 15:32:45