Öfke toplumu olmuşuz

vallahi de, billahi de!

Etraf pimi yarı çekili el bombası tarzı insanlarla kaplı, onlara yapacağınız hafif bir temasla pim yerinden fırlıyor ve ondan sonrası eyvah ki, eyvah!..

Bu bombalar her yerde, kurtuluş yok, git gide de çoğalıyor, bizi nerede nasıl yakalayacakları belli değil. Belki bir fatura kuyruğunda, belki trafikte kırmızı ışıkta, ya da ne bileyim, eğlenelim-coşalım tarzı bir yerde tam da hadi eller havaya kop kop yaparken…

İnsan artık sokağa çıkmaya korkar oldu. Hani olur da kazara çıkıverirseniz ya birinin karşısına!

EKRAN KARŞISINDA BİLE…

Eskiden yanlışlıkla çarpışılınca falan “pardon” derdi insanlar, şimdi “Lennnn ne çıkıyon önüme, ezeyim mi lennn he söyleeee” diye zeytinyağının su ile temasından kaynaklanan hafiflikteler…

Aman en iyisi evde oturayım da, açayım televizyonu… Oh hem gözüm şenlesin, hem ruhum dinlensin” diyecek olsam, orada bile rahat yok. Ekran karşısında bile tıstırıyorlar adamı…

Al işte bir evlendirme programı. Gencecik bir kız ile yemek yiyen bir adam. Aslında adam demek adamlara biraz hakaret olur ama biz gene de adam diyelim… Takım elbiseli (o takım giyilince daha da bir havaya giriliyor) o adam ve genç kadın arasında bir diyalog… “Bak kızım o yüzük kutsal, o parmağa girdi mi artık sen bana hareket yapamazsın anladın mı!” Kızda bir şaşkınlık adam sürekli aynı lafı tekrar ediyor; “O yüzük kutsal anladın mı?!”

Adam takmış yüzüğe, ne kıymetli şeymiş ya diyorum ama diyalog devam ediyor bu arada takılmış plak gibi… Kız sıkılıyor belli, kalkmak istiyor adam bir hışımla ayağa kalkıyor kızı kollarından tutup, “Ben kalk dersem kalkarsın, otur yerine…”

ARTIK PİM ÇEKİLDİ

Kız direnip gitmek istiyor, işte durum bundan sonra daha da vahimleşiyor. Artık pim çekildi, bomba faaliyete geçti, insanın kanını donduran cümleler ardı arkasına sıralanıyor adam dediğim şeyden… “Kafanı kopartırım senin, 7 sülalenin yaşatmam!”

Geriliyorum… Kızın yerinde olmak istemem, kızda zaten istemiyor. Korkudan gözleri dondu, etrafa bakıyor, “Kurtarın beni… Bu genç yaşta parçalara ayrılıp, bir çöplükte bulunmak istemiyorum” der gibi…

Sahne orada bitiyor, stüdyoya dönülüyor adam ve kadın yan yana… Karşılarında sunucu… Etrafta bir sürü insan, adam pişkin, kılıf uydurma derdinde… Sunucu sus-pus… Belli o da tırsmış, tıpkı benim ve milyonlarca izleyici gibi…

Başka bir kadın lafa giriyor. “Bu adam diyor şu bayana da aynı lafı dedi, kafanı kopartırım” diye… Başka bir bayan daha atlıyor ortaya, “Bana da dedi aynı lafı…” Sunucu hala sus pus… Normalde mangalda kül bırakmayan biri o… Ama iş bu sefer ters, sonunda kafa kopması var, ekrandan buram buram kan kokusu cinayet, şiddet ve suç hissi geçiyor insana iyice tırsıyorum; Allahım bunlar artık televizyonlara kadar gelip alenen beyanda bulunuyorlar… Her şey ne kadar çabuk değişiyor, çocukken cinayet haberi duyduğumuzda şok geçirirdik, nasıl yapmış, kıymış diye… Şimdi olağan vaka haline geldi, üstelik tek parçada bırakmadan, Allahın verdiği canı alırken işledikleri günaha, Allahın yarattığı bedeni de üşenmeden, mideleri kalkmadan parçalara ayırarak bir günaha daha merhaba diyecek kadar vahşileşmişler…

ŞİDDETİ EZİLMİŞLİK KÖRÜKLÜYOR

Düşünüyorum bu öfke patlamasının nedeni ne olabilir, bu işleri yapan yaratıklar büyürken nasıl bir travma yaşamışlardır ki bu kadar rahat kafa kopartıp kesip biçebiliyorlar?

Acaba yediğimiz içtiğimiz genleri ile oynanmış besinlerde mi kabahat, yok artık! Zaten ne olsa onlardan biliyoruz, kadın olarak bizde onlardan bolca tüketmekteyiz ama kalkıp hiçbir erkeği kesmek gibi bir düşüncemiz olmaz! Eee o zaman nedir bu erkeklerdeki şiddeti körükleyen sebep!

Sanırım ezilmişlik… Daha ufak yaşlarda sırtlarına yüklenen “erkek adam şöyle olur, böyle olur” imajı ve bu imajı taşıyamamanın ağırlığı altında ezilme ve karşısında kendinden üstün, baskın bir kadını görünce de fikirle baş edemeyeceğini bildiği için ona en kolay gelen yolu seçme: ŞİDDET ve VAHŞET…

Funda ERKOÇ

Yayın Tarihi: 2011-03-20 15:35:06