Pet Shop'ları STOPlayalım!

 

 

İnsan bazı şeyleri ancak birilerinin sizi uyarması ile fark ediyor!  Mesela ben şimdiye kadar kim bilir kaç kez önünden geçtiğim petshoplar da aslında nasıl bir dram yaşandığını daha yeni öğrendim…

 

Kimi zaman bir karne kimi zaman bir doğum günü hediyesi kimi zamanda bir gösteriş aracı olarak gidip onlarca çeşit hayvancağızın içinden gözümüze kestirdiğimiz bir tanesini sarıp sarmalayıp bir süs paketi gibi kolumuzun altına tıkıştırıp evin yolunu tuttuğumuz çok olmuştur… Biz o pet shoplar da birbirinden sevimli o hayvancağızları tapulu mülkümüzmüş gibi üstümüze geçirirken petshopların arka kısımlarında neler oluyor biliyor musunuz?

 

İşte bilmediğimiz için o kadar gönlümüz rahat trink paraları sayıp ayyy ne ciciymiş ayyy ne şekermiş seslenişleri ile sahiplendiklerimizin o dükkânlara düşüş hikâyeleri iç burkan ruhu yaralayan insanlığa sığmayan bir hikaye ….hiç düşündünüz mü ?! Bayılarak aldığınız bir muhabbet kuşunun eve geldikten bir süre sonra aniden ölümünü ya da daha bebekken sahiplendiğiniz kedinizin köpeğinizin birden bire sebepsiz yere hastalanıp acı çeke çeke sizden ayrılışını! Tabi ki düşünmediniz… Bakamadım öldü ya da ömrü buymuş napayım dediğinizi duyar gibiyim… Gelin işin doğrusunu öğrenin!

Her önünden geçerken sevimli dostlarımızın vitrindeki daracık kafesler içinde ağlamaklı seslerini mutlaka duymuşsunuzdur. Gülümseyerek baktığınız o şirin canlılar aslında size çok şey anlatmaya çalışıp sizden yardım istemektedirler… Onların bu haykırışlarını öylece duyarsızca bakan bizler onların aslında ne çok şeyi anlatmak istediğini anlamamazlığa gelmekteyiz… Onlar oldukça zor şartlar altında tam bir esaret içinde sadece insanların bazı duyguları tatmin olsun amacı ile oraya getirilip konulmuş savunmasız canlılar. Doğu bloğu ülkelerinden bavullara tıkıştırılıp getirilen bu hayvanların çoğu havasızlıktan açlık ve susuzluktan yolda can vermekte kalanlar ise köle gibi daracık kafesler içinde alıcılarının geleceği güne kadar kaderlerini yaşamaya terk edilmekte… Tabi buna yaşamak demek ne kadar doğru ise…

 

 Bulundukları yeri kirletmesinler alıcılara temiz gözüksünler diye aç susuz bırakılıp tuvalet yapmaları kısıtlanan bu hayvancıkların anne babaları nerede derseniz? işte durum orada daha da vahimleşiyor hiç dur durak vermeden devamlı yavrulatılan bu hayvancağızlar artık doğurma ve dölleme kabiliyetlerini yitirdikleri andan itibaren eğer insaflı kişilerin ellerinde iseler ya sokaklara terk ediliyor  yada bazıları o kadar bile şanslı olamadan katlediliyor ….. Bütün bunları bilerek siz hala bir hayvana sahip olmak ister misiniz? ben istemem !!!

 

 Düşünsenize kalkıp birileri sizin için para ödeyip sizi sahiplendiğiniz söylese ne dersiniz? Böyle bir durumu kim kabul edebilir! Tabi ki kimse… Ama o hayvancıklara canlı gözü ile bakılmamakta bir mal bir eşya gibi alınıp satılmakta satılamayanlara ise neler olduğu orta da bu yüzden petshoplara bir an önce dur demek lazım… Nasıl bir insanın yaşam hakkı varsa ve asla köle yapılamazsa bu hayvancağızlarında aynı hakkı olmalı mal gibi alınıp satılmamalılar petshoplar köle pazarı olmaktan çıkmalı ya kapanmalı ya da tıpkı Avrupa da ki gibi belli kurallar dahilinde satış yapabilmeliler…

 

Pekiyi bir hayvanı nasıl sahipleneceğiz diyorsanız onunda çözümü kolay …bir sürü hayvan barınağı var oralarda evlerinden atılmış yada sokaklarda yaşayan başlarına olmadık işler gelen bir sürü masum var …hepsi şevkat bekliyor alın çoluğunuz çocuğunuzu hafta sonları  gidin ziyaretlerine hem çocuklarınıza hayvan sevgisini aşılayın hem de bir bakarsınız sahiplenebileceğiniz bir hayvana mutlaka rastlarsınız …..

 

Bu arada unutmadan İki çift lafımda sırf gösteriş amaçlı hayvan besleyenlere olacak! Alıyorsunuz hayvanı petshoplardan süslüyor püslüyor çanta gibi yanınızda taşıyıp hiç de inanmadığınız halde hayvan hakları savunucuları gibi ortalıklarda dolanıp gün gelip canınız sıkıldığında da bin bir tehlikenin hüküm sürdüğü sokağa atıveriyorsunuz o masum savunmasız canlıyı şimdi sizin bu hayvanlara zulüm edenlerden ne farkınız kalıyor! Tabi ki hiçbir farkınız kalmıyor…

 

Funda Erkoç

Yayın Tarihi: 2011-05-08 21:42:54