Sanatçının egosu
insanı çıldırtıyor…
Sanatçı sohbeti açılınca büyükannem hemen bir sırrını verir, “Biliyor musun biz çocukken sanatçı milletini yemez içmez tuvalete gitmez sanırdık” deyince ben de; “Allah iyiliğini versin büyükanne, haklısın ya, sanatçı milleti yemez, içmez, tuvalete de gitmez, istif edip biriktirir, tasarruf edip doğayı kirletmez” derdim.
Yıllar önce insanlar böyle düşünürmüş vay be derken, yıllar geçmiş hala değişen bir şeyin olmadığı gün gibi ortada, baksanıza artık işi daha da abartıp sanal TV kahramanlarına gıyabında cenaze namazları kılıp, gözyaşları ile gömen, hata yaptığında avukatı kesilip sanal âlemde klavye delikanlılığı yapan bir toplumla karşı karşıyayız. Onlar için sanatçı ulaşılması güç, dokunulması şifa veren, yemeyen içmeyen, gazını ve atıklarını içinde öğüten bir varlık…
EN FAZLA 3 GÜN DAYANIRSIN
Merak ediyorum bu kadar gözde büyütülen bir ünlü ile sizi aynı eve koysak acaba ne kadar dayanabilirsiniz? Ben iddia ediyorum sakin bir yapıya sahipseniz en fazla 3 gün, benim gibi tez canlı bir yapıda iseniz de o egoya ancak 1 gün dayanabilirsiniz…
Nerden mi biliyorum?
Valla ben geçenlerde test ettim, sonuç bu çıktı. Adı bende saklı yeni yeni palazlanmaya başlayan bir şöhretle, bir arkadaş ortamında tanışma şerefine erişenlerdenim… Sevgili şöhretimiz yanına yapımcısı ile albümünü alıp, nerden nasıl bir fırlama yapar gündeme otururum diye fikir teatisi yapmak için benim arkadaşın kapısını çalıvermiş, ben de üstüne gitmişim, kısmete bakın…
Kapıdan içeri girer girmez çok hoş ama oldukça yüksek sesle çalan bir müzik ve bir o kadar da yüksek bir ego ile karşılaştım… El ucu ile yapılan yarım yamalak bir tokaya, dudak kenarına kondurulan sahte bir gülücük de eşlik ediverdi. Oradan buradan, sudan sabundan yapılan soğuk bir muhabbetten sonra her şey arkadaşımın “Ya sen menajerlik yapmak istiyordun al sana sanatçı” demesiyle yön değiştirdi…
SİNİR KATSAYIM TAVAN YAPTI
Birden bir sıcaklık, bir cana yakınlık, kırk yıllık dost gibi oluverdik… Planlar projeler tek tek ortaya döküldü, ama bizim her fikrimize o yüksek ego barikat kurdu. “Bak şekerim seni şuraya çıkaralım bir görün, millet seni tanısın” dedikçe mızıkçı çocuklar gibi “Asla olmaz orada şu var, burada bu var, ben onla bir araya gelmem, şunu yanımda istemem ben sanatçıyım sanatçı” demeye başladı… Sinir katsayımdaki artışın tavan yapması, benim artık bir saat daha aynı havayı teneffüs etmemi engellemeye başlaması ile ortama ve o yüksek egoya veda edip çıktığımda, aklıma konserlerde çılgınlar gibi bağıran, bir imza almak, sadece bir kez dokunmak için kendini heba edip fan kulüpler kurarak her ortamda savunuculuk yapan o yurdumun mümtaz sanatçı fanları geldi. O an dudak kenarımda hafif bir gülücük peydahlandı, içimden “Eh be büyükanne en güzeli senin gibi düşünmek galiba bırakalım onlar tabu kalsın gözümüzde, yemesinler, içmesinler, tuvalete de gitmesinler, ulaşılması zor varlıklar olsunlar, ulaşınca büyü bozuluyormuş” diyesim geldi…
Funda ERKOÇ
Yorum yazın
Yorumunuzun yanında gösterilir.
Gizli tutulacaktır.
Eğer bir siteniz varsa, buradan link verin.