Seçmece, seçilmece…
Her dört yılda bir denen, ama bir türlü o dört yılı tamamlayamadan 2-3 yılda bire düşen seçmece seçilmece mevsimi gene geldi çattı…
Topçusu, popçusu, türkücüsü, gazetecisi, kamucusu derken temayül yoklamaları ile kim, nerede, ne iş yapar diye parti tabanlarına sorup soruşturmalar başlamış bulunmakta… Tabi hayal kırıklıkları içinde son sıraları alıp “Bu sene de gitti vekillik” diyenlerin unutmaması gereken önemli de bir şey var!
Her ne kadar bu temayül yoklamaları yapılsa bile son söz hep başkanda biteceği için son sıraları alanların kasmasına gerekte yok! Nasılsa parti demokrasisi iş başında olacak, yani ya olacak ya olacak…
BİRİLERİ BİZİM İÇİN SIRALIYOR
Neyse bırakalım biz, bu sıralamayı nasılsa birileri bizim için sıralıyor! Esas iş bu kadar renkli kişiliğin bir araya geldiğindeki durum önemli… Aslında siyaset okumuşsun, ekonomi uzmanı olmuşsun, bunlar boş… Esas iş, renkli ve popüler kişi olmuşsun, varsın anlamayasın hukuktan, dış politikadan… Esas olan sen iyi top sektiriyor musun? Ofsayda düşmeden, kale dibine kadar gelip ters voleyi çakabiliyor musun? Esas önemli olan o!
Ya da ne bileyim tiratları sular seller gibi ezbere biliyor musun veyahut repertuarın kaç 100 eserlik önemli olan bunlar! Sonuçta koca bir ülke yönetilecek… Lazım olan yetenek lazım varsın olmasın, siyasi tecrübe ve eğitim anamızın karnında var mıydı ki şimdi olsun?!..
Şimdiden hayalini kurmaya başladım bile, çok eğlenceli stresten uzak meclis oturumları bizi bekliyor… En hayati bir yasa tasarısı üzerinde yapılan konuşmalar sırasında sinirler tavan yapmış, dişler bilenmiş, sensin bensinler başlamışken birden ortaya Balık Ayhan çıkıyormuş bir 9/8’lik attırıp darbuka ile gerilen sinirleri, bilenen dişleri, senleri-benleri bir anda ortadan kaldırıp ortamı yumuşatıyormuş… 60-70-80’ler içinde problemsiz, kavgasız, dövüşsüz her şey halloluyormuş… Hayal de olsa güzel yaaaa!
HAYAL DE OLSA GÜZEL
Sonra bir hayal daha kuruyorum. Meclis’te 275 kadın milletvekili, çiçek bahçesi gibi… Pos bıyıklı höyküren bir sürü erkeğin arasına serpiştirilmiş, “Peace, peace” diyen! Hanım hanımcık, dediği anlaşılan, boyun eğmeden bildiği yolda nezaketi bozmadan ilerleyen… Hani öyle kalkıp ben vekilim diye yasa koruyuculara şamar atmayan cinsten… Kadınların toplum içindeki haklarını savunurken, parti ayrımı gözetmeden diğer partilerdeki kadınlarla ortak hareket edebilecek cesarete sahip! Çok önemli bir oylamada yoklama yaparmış gibi kaldır-indir tarzı psikoloji içinde olmayan ayakları yere sağlam basan kadınlar….
Of ya hayal de olsa güzel!
Kısacası hep “Ben, ben” diyen değil de hep “Biz, biz” diyen bir Meclis istiyorum! Çok mu zor acaba? Sanırım zor, hala parti başkanlarının ağzından çıkacak “evet-hayır” seçimleri ile olacağına göre milletvekilliği adaylığı, “Dervişin fikri neyse zikri de oymuş” gibi bizim başkan en iyisini bilir düşüncesi ile nice yeni seçimlere...
Funda ERKOÇ
Yayın Tarihi: 2011-03-26 21:33:26