Sultan’ın sayesinde

sevmeye başladım…

Bir avuç ünlümüz hayvan hakları için Başbakanın kapısını çalmışlar geçenlerde… Hatta “Gözlerinde şefkat gördük! Biz onu yanlış tanımışız” türünden de mesajları basına vermişler…  İlginç geldi bana, neden bu kadar şaşırdılar acaba? Bir başbakan hayvan sever olamaz mı?

İçinde birazcık vicdan ve Allah korkusu olan her insanın bütün canlılara kıyamaması, onları sevip esirgemesi lazım değil mi? Bence lazım… Lazım ama içimizdeki vicdan bazen dilsizleşebiliyor, ses veremiyor. Şeytan, “Gel takıl bana, hayatını yaşa” da diyebiliyor… O yüzden midir nedir, canavarlaşıp her türlü kötülüğe açık bir çek hesabı ile hayatımızı sürdürebiliyoruz… Belki de o yüzden bazen en yakındaki muhtacı dahi göremiyoruz.

İşte hayat gayesiydi, fobiydi, bana necilikti falan derken, bazı şeyleri göz ardı ettiğimiz o yüzden… Oysaki etrafımızda bizimle birlikte nefes alıp zorlu sokak şartlarında bin bir tehlike içinde Allahın verdiği ömrü yaşamaya çalışan hayvan dostlarımız var görmezden geldiğimiz…

BACAĞINDAN KOPARILMIŞ ET

Çoğu zaman ben de aynı hatalara düşüp, onları görmezden gelebiliyorum… Belki bu küçük yaşlarda yaşadığım iki tatsız olaydan kalmış olabilir. Düşünsenize minicik bir çocuğun, bir köpek tarafında kovalanıp, bacağından aşırılmış ufak bir parça eti ağzında gördüğü andaki korkusunu, ya da hırçın ve kıskanç bir kedinin bütün kuvveti ile üstünüze atlayıp tırmıklanmamış yerinizin kalmaması gibi sarsıntı yaratan olaylar nedeniyle hayatım boyunca kedi ve köpekçiklerden uzak durmuşumdur.

Ama Allah için kuşları severdim! “Severdim” diyorum, çünkü en son beslediğim muhabbet kuşum Şeker’in o acılar içinde geçen rahatsızlığını görüp onu kurtarmak için çok uğraşmama rağmen başaramamanın verdiği o tarifsiz duygudan sonra iyice karar vermiştim hayatıma hayvan sokmamaya…

Ta ki Sultan’la tanışana kadar! Sultan kim mi? O çok mağrur, bir bakanın bir daha bakacağı kadar güzel bir kız! Anneciğinin bir tanesi, bembeyaz mis gibi bir şey… İlk tanışmamızda çok kontak yaşamadık, ben korkudan titrerken o sadece bir koklamakla yetindi beni…

ÜSTÜME ATLAMADIĞINA GÖRE

Eh üstüme atlamadığına göre de sevdi beni sorun yok yani!..  İşte bu muhteşem kedi ile sahibinin arasındaki ilişkiyi bizzat görünce insan “Vay be” diyor… Sevgi işte böyle bir şey, hele ki arkadaşımın diğer hayvanlara gösterdiği ilgiye, onlar için bir şeyler yapma çabasına da tanık olunca insan bir yerden başlamak lazım diyor artık…

Tabi bu arada bir parantez de açmak lazım, hayvanı sevip insana düşman olanlar ile sırf göstermelik hayvan sever olanları diğer hayvan sever dostlardan ayrı tutmak lazım… O tarz kavrama uyum gösterip sever görünen, sonra da kürkü için işkencenin alasının yapıldığı o zavallıların postlarını üstüne utanmadan geçirip sokaklarda salınan tayfaya da her zaman kılım…

Neyse ben kendime bakayım! Ama sanırım kalben sevmeye başladım gene… Bunu da geçenlerde bizim semtte habire rötar yapan İETT otobüsünü bir saat kadar, sinir içinde beklerken hissettim…

AKLIM ONDA KALDI

Ben oflaya puflaya beklerken durakta akan trafiğin ortasında birden beyazlı-sarılı bir kedi belirdi! Ne yapıyor bu diye dikkat kesildim.3 patisinin üstünde hayli zorlanarak kendini karşı kaldırıma atma telaşındaydı… Ya bunun öbür patisi nerede diye bakınca! Sağ arka patinin bir araba kazası ya da başka talihsizlik sonucu eksildiğini gördüm, içim cız etti! Tam da o sıra otobüs geldi, mecburen bindim… O ise kaldırıma çıkmış arka sokağa doğru yol alıyordu…

Bütün yol boyunca aklım onda kaldı! Aksak, savunmasız bir şekilde nasıl yaşıyor diye düşündüm… Keşke bizim sitenin bir köşesine misafir etsem, sokağın o acımasızlığından bir nebze de olsa kurtarsam diye düşünüp durdum… Ertesi gün gittim, dolaştığı yerlere bakındım göremedim! Hala da bakınıyorum, bir gün tekrar rast gelir miyim diye… Ve dua ediyorum o 3 pati ile Allah onu korusun diye!

Başka değişimler de oldu bende! Artık önümden kara kedi geçince “Hay Allah uğursuzluk gelecek başıma” demiyorum! Şu renge bak Allah nasılda asil ve güzel yaratmış diyorum…

Sanırım yavaş yavaş alışıyorum ben; korkularımı yenip aynı havayı ve dünyayı paylaştığımız bu küçük dostlarımıza… Galiba bunda biraz da Sultan’ın parmağı var… İyi ki hayatıma girmişsin güzel kız, tabi bu arada seni yetiştiren sahibini de unutmamak lazım…

Funda ERKOÇ

Yayın Tarihi: 2011-03-20 15:31:23