Zeynep Gülfem bebekten mektup var…

Geçen hafta televizyon ekranlarında, gazetelerin ön sayfalarında bir haber vardı; 8 aylık hamile bir kadın sevgilisi tarafından başından vuruldu…

Geriye hayat savaşını kazanmak için direnen bir bebek bırakarak! O bebek ağzı dili olsa bu durum karşısından ne derdi acaba diye düşündün durdum… Sanırım aynen şöyle derdi:

ADIMI DOKTORLAR KOYMUŞ

“Merhaba benim ismim Zeynep Gülfem. Minicik bir bebeğim. Adımı hastanedeki doktor amcalar ile hemşire ablalar koymuş. Belki siz bu satırları okurken ben dünyaya gözlerimi yummuş olacağım, ya da acımasızca ve vahşice başlamış hayat savaşını kazanıp öksüz ve yetim olarak hayatıma devam edeceğim…

Benim seçimim değildi bu dünyaya gelmek, bana sorsalar “gelmek ister miydin” diye onu da bilemiyorum. Büyük ihtimalle istenmeyen bir çocuğum ben, kendi hatalarının hesabını ödettirmek istemiş olabilir babam olacak cani…

Ana rahmine düştükten sonra hep hayaller kurdum, karanlık ve sıkıcı mekânımda; beni özlemle bekleyen bir anne ve bir baba, sıcacık bir ev, huzur mutluluk içinde geçecek bir ömür, bunlar benim hayalimdi ama sadece hayal!

Görmesem de duyuyordum dışarıdaki olayları, nasıl istenmediğimi, annemin beni doğurma inadını, her türlü tehdide ve şiddete karşı gelişini…

GÜL KOKULU ANNECİĞİM

Gül kokulu anneciğimin, gül kokulu kızı olacaktım ben… Beni kucağına alıp, öpüp koklayacağı günleri iple çekiyordum. Onun sıcaklığını, gülüşünü merak ediyordum, sabırsızlanıyordum… Ama benim gibi düşünmeyen bir babam da vardı dışarıda. Onunla ilgili hayalim yoktu. Ona karşı hissettiğim tek şey, korkuydu. Bir şeylerin kötü gideceği, o sıcacık anne gülüşüne hasret kalacağım hissi giderek ağır basıyordu…

Ve korktuğum şey başıma geldi!

Anneciğime kavuşmama günler kala hayatımın akışını değiştiren olay gerçekleşti… Issız bir sokak arasında annemin karşısına “baba” dediğim adam çıktı… Önce boynuna sarıldı, ikimizi birden yere yıktı, ayağı ile üstümüze bastı, tekmeledi, vurdu acımasızca… Yetmedi, içindeki hırsı atmasına… Belinden silah denen o demir yığınını çıkardı, annemle benim canlarımızı almak için kurşun denen şeyi sürdü namluya, bir an bile gözünü kırpmadan annemin “Yapma, kıyma bebeğimle bana” yalvarışlarına kulaklarını tıkayarak bastı tetiğe…

ELVEDA DİYORDUK BİRBİRİMİZE

Sonra da büyük bir zafer kazanmış komutan edası ile arkasına bile bakmadan, vicdanı rahat çekti gitti, o sokak arasından… En son duyduğum ses annemin acı ile haykırışı oldu ve birden hayat durdu, nefes alamadım, kalbim atmamaya başladı sanırım, gül kokulu annemden ayrılış vaktim gelmişti…

Daha onu göremeden sıcaklığını hissedemeden elveda diyorduk birbirimize…

Karanlıkta tek hatırladığım bu!.. Uzun bir aradan sonra küvöz dedikleri bir şeyin içinde, bedenime takılı bir sürü alet ile camdan bir kutunun içinde uyandım… Burası aydınlık ama asla annemin karnındaki karanlık yer gibi rahat değil! Her yanım acıyor, özellikle de kalbim… Artık hiçbir bağım yok annemle, biliyorum, onu bir daha asla göremeyeceğim, onsuz bir hayat bekliyor beni…

Gelen giden bana bakıyor, acıyan gözlerle; “Vah kara yazgılı, pembe kız” diye seviyorlar beni, “Ömrün uzun olsun, her şeye rağmen yaşa kız” diyorlar… Aslında yaşayıp yaşayamayacağım hala belli değil, zaten yaşasam da ne fark eder, bunca acıdan sonra beni bu hayata ne bağlar ki…

İKİ ELİM YAKANDA OLACAK

Tek söyleyeceğim şey şu babam olacak kişiye: Benim bütün hayallerimi daha başlamadan yıktın, sırf bencilce zevklerin yüzünden karşına çıkan bütün zorlukların hepsini benden ve annemden bildin, gözünü kırpmadan da hayatlarımıza son vererek bu yükten kurtulacağını sandın… Aslında esas şimdi en büyük yük sırtına bindi, vicdanın seni asla yalnız bırakmayacak… Nerede olursan, ne durumda olursan ol, hep o vicdan azabı ile yaşayacaksın ama dur, sende vicdan ne gezer, olsa zaten o tetiği çekmezdin ki…

Sana en güzel cevabı Allah baba verecek. Bu hayata tutunamaz da gül kokulu anneciğimin yanına gidersem biz melek olacağız, bu dünyada yaşayamadığımız huzuru ve mutluluğu orada doyasıya yaşayacağız… Ya sen?!..  Ebediyen ateşler içinde kavrulurken, yaptıklarının muhasebesini yapacak belki de bizden af dileyeceksin...

Sana şunu söyleyeyim baba, her iki dünyada da iki elim iki yakanda olacak…”

KIZIN ZEYNEP GÜLFEM …

Funda ERKOÇ

Yayın Tarihi: 2011-03-20 15:34:52