Bayram Yazısı
Yıllardır bayram yazısı yazmamıştım. Türkiye’nin gündemi öylesine değişiyor ki, bayramlar geldiğinde, daha doğrusu sade suya tirit yazı yazmak yerine günün önemli olaylarına ele aldığımdan bayram yazılarım güme gidiyordu. Ancak bu bayram işler biraz daha farklı, referandum var; bunun yasakları da var. Kendimi tutamayıp bir şeyler yazarım, sonra da yasağa rağmen evet veya hayırdan yana tavır koydun diye basın savcısının karşısına çıkarım. Ona da hiç niyetim yok.
Eski yazı ustalarımın yıllar öncesi bizlere öğrettiği gibi bir bayram yazısı yazacağım. Beğenir misiniz, beğenmez misiniz bilemem…
Altı üstü bayram yazısı işte…
Basına bulaşmam kırk yıldan fazla olmuş… Yıllar, aylar günler nasıl da geçmiş, bizlere fark ettirmeden…
Yerleri dolmayan eski ustalarımız bayramlarda, hep bir ağızdan anlaşmışçasına “Ah nerde o eski bayramlar, şimdikilerin tadı tuzu kalmadı ” diye yakınırlardı. Ardından Direkler arasından, eski yılların ramazan eğlencelerinden, meddahtan, tuluattan falan söz ederler sonrada bir iki Bektaşi fıkrası ile yazıyı bağlarlardı.
O yıllarda onların yazılarını okur, çoğu kez de gazetede eski bayramlar, ramazanlar ile ilgili sohbetlerini dinler, bir şeyleri hayal etmeye çalışırdık Bizim gençliğimizin bayramlarında gazeteciler tatil yaptığından, gazeteler çıkmaz, yalnızca Gazeteciler Cemiyeti’nin Bayram Gazetesi yayınlanırdı. İstanbul’un, Ankara’nın ve İzmir’in ayrı ayrı bayram gazeteleri vardı. Sonradan eski bayramlar gibi Bayram Gazetesi de tarihe gömülüp gitti… Bugün çıkmış olsaydı yandaş mı değil mi diye tereddüde düşerdik…
Gerçekten benim yaşadığım eski bayramlar bugün artık yok… Bayram denince öncelikle tatil akla geliyor, büyüklere telefon edip mazeret bildirip bir yerlere kaçmak zamana uygun düşüyor. Turizm sektörü de bu işten memnun, bayramlarda iyi satış yapıyorlar, turizm gezileri düzenliyorlar. Bayramlar hafta tatiline denk gelirse gel keyfim gel…
Bizde bazı çevrelerde adettir, ramazanda oruç tutanda tutmayanda içki içmez… Bu yüzden içkili yerlerin çoğu kapalıdır. İçkili restoranların kapısına da servisimiz içkisizdir diye levhalar asılır. Böyle olunca da akşamcılar evlerinde demlenirler. Bayram ve sonrasında ise içki tüketiminde büyük artış olur. Bizde en çok tüketilende milli içkimiz olan rakıdır. Okuyucularımdan birisi de üşenmemiş rakının neyle içildiğini yazıp göndermiş;
“Bu meret öyle bir merettir ki, acıyla içilir, tatlıyla içilir, neşeyle içilir, ağlayarak içilir, kavunla içilir, peynirle içilir… İkisi beraber çok güzel içilir, yemekle içilir, mezeyle içilir, suyla içilir, susuz içilir, sodayla içilir, şalgamla içilir…
Ama işte
Bir tek salakla içilmez…”
Bir başka okuyucum ise kafasını duaya takmış; Bakın ne göndermiş;
Her iş bitti, tüm vecibeler yerine getirildi, kala kala sadece bu işte duanın kabul edilip edilmemesine kalmış... Bizde Ramazanda oje sürersem orucum bozulur mu diye soranlar olur…
Vatikan öyle bir açıklama yapmış ki, insanın inanacağı gelmiyor. Bana gönderen okuyucum açıklamanın tarihini ve sayı numarasını bile yazmış. İnanmayan, merak eden varsa araştırsın; 22 Ağustos 2009, sayısı da 166/06/ab…
İtalyancası;
Ultimo Comunıcao-do De Prense Del Vatıcanı
Se informa a tadas las Mujeres
Que yacer en la cama, desnudas,
Haciendo el amor con alguien y gritanda:
Oh Dios mio” “Oh Dios mio”, “Oh Dios mio”
No Seras considercado oracıon
Atte”
Tercümesi:
Bütün kadınlara açıklanır ki, çıplak halde yatakta olup herhangi biri ile sevişirken bağırarak “Ohh Allahım, Ohh, Allahım, Ohh Allahım” denildiğinde dua olarak kabul edilmez. Dikkatinize…
Bizim ustalarımız başta türlü fıkralar yazarlardı, çağ değişti bizde böylesini yazıyoruz. Aramızda biraz fark olsun…
Kısacası gözünüz aydınlık
Yaşamınız huzurlu
Bayramınız hayırlı olsun…
Buradaki hayır sözcüğünün referandum ile bir ilgisi yok, özellikle bunu da belirtmek isterim.
Erdem Yücel/ hurriyetport.com
Yorum yazın
Yorumunuzun yanında gösterilir.
Gizli tutulacaktır.
Eğer bir siteniz varsa, buradan link verin.