Nasıl da akıp gidivermiş onca yıl anlayamadan. Oysa daha dün çocuktum tek derdim okul servisine yetişmekti sabahın bu saatinde… Anneciğim kahvaltı etmeden çıkmamam için ağzıma tıkıştırır, babacığım illa bir kaşık bal ve de pekmez diye tuttururdu. Sütü de, balı da, pekmez ve tahini de iğrenç bulurdum. Artık ne annem var, ne babam. İlk doğum günüm bu benim hem yetim hem öksüz. İçim acıyor.

 Anladım ki; hayat bizim ölçülerimiz kıstas alınsa da çok ama çok kısa. İnsanoğlu kuş misali bu gün varsın yarın yok. O yüzden bir karar aldım bu sabah gözyaşları içinde en yakınımda olsa ne kadar kaldığını bilemediğim topu kısa şu dünyada beni kıran, üzen hiç kimse canımı bir dakikada uğurlarına feda edeceğim çocuklarım dâhil yanımda, yakınımda olamayacak.

Hiçbir şey ve hiç kimse için kendimi bir anlık bile gönül daraltısına sokmayacağım. Her insanın sahip olduğu ve bu dünya dışındaki yerlerde muhtemelen yitireceğim beş duyumun son sınırına kadar tadını çıkartıp Dünya’yı dolaşacağım. Yeni yerler, yeni insanlar, yeni hayatlar…

Hatta elime 15 sene önceden kalmış bir kostümümü alıp nerede sabah orada akşam serseriliğin dibine vuracağım çünkü biliyorum ki geçici bir süre varım bu masmavi koca topun üstünde. Ve o geçici süreyi değerlendirmeyi iyi bilmeli…

Babamın çok sevdiğim bir dizesiyle sizlere çok mutlu günler diliyorum…

Bu bir rüyadır, perdeli renkli.

Uyanan ya mutlu, ya elemli…

 

 

Yayın Tarihi: 2011-03-20 15:59:58