Hasan Mutlucan dinlemek istiyorum!
Okurlar iyi bilirler benim iki kez beyin felci geçirmiş ona bağlı demans (yani bunama) hastası, prostat kanseri ve 5 Mart’ta 86 yaşına girecek babam var.
Genelde pek bir şey hatırlamayan Çonçon’um ya da Ponpon’um bazen aniden tamamen kendine döner ama 20-30 senelik zaman kayması yaşarız.
Birkaç gündür biraz hasta, malum mevsim kış, inşallah yakında GATA’ dan haber gelecek de raporları tekrar gözden geçirilip ilaçları yenilenecek.
Geçen Çarşamba sabah saat 8,30da yattığım için öğlenden sonra 14,45 te kalktım. Asistanım gözümü tam açamadan okuyamadığım, yazamadığım haberleri peş peşe sıralayıverdi… Şok geçirdim! Yanlış anlamayın şoku ülkemin başından geçmekte olan olaylardan dolayı geçirmedim. Sadece atlamış olabileceğim haberlerin hırsıydı o, uyurken yazamadığım…
Geçirdiğim şoka alışmaya çalışırken, Çonçon’um kara böçük gözleri ateşler saçarak gayet güçlü bir sesle kolumu dürttü.
- Mutlucan yok mu, Mutlucan? Diye sordu.
- Anlamadım Ponpon’um ama, dedim.
Daha gözümün biri yeni tam açıldı.
- Hasan Mutlucan başlamadı mı? Hasan Mutlucan’ı dinlemek istiyorum. TV’ye bakıp radyoyu aç bunlar bilmiyor işi! dedi.
Kendisi emekli subay, ben 60 lı yıllarda doğmuşum adım Hürriyet göbek adımı sormayın midem bulanıyor. Yani adam potansiyel İhtilalci. Bakarsın 60 ihtilaline bulaşmışsın diye onu da alırlar. Ne komik olur. Gardiyanların alt değiştirmeyi öğrenmesi gerek, bezlerini ben veririm. Neyse ilgilendim ve haber girmekten, yazmaktan beyni dönmüş genç gazeteci asistanımın Mutlucan türkülerinin ne zaman radyoda çalındığını yakalayabilmesi için;
- Albay, albay ihtilal devri geçti, şimdi Avrupa Birliğine gireceğiz, bizi almazlar öyle bir şey olursa… dedim.
- Zaten almazlar o baştaki kimdi 'o' ? Yalan söylüyor, oyalıyor, amaç gizliyor amma askeri kandıramaz… diye cevap verdi Ponpon’um.
Demans ya;
- Kim var başta? dedim.
Kara gözleri boş boş baktı,
- İnönü’mü?
- Ne İnönü’sü Çonçon’um uzay çağındayız geri gelişi yakınlaştı.
- Çoban mı? Hani Çoban Süllü.
Güldüm kahkahalarla ‘tutturamadın’ dedim yarı şakayla…
Eeeee… diye bağırmaya başladı
- Hasan, Hüseyin, Veli. Beş de ondan evveli… Recep, Şaban, Ramazan, içeride zıbarıp yatan bir de rahmetli baban. Senin anan koca mı gördü a evladım.
“Çonçon’um iyice karıştırdı durumu… E ülke de daha az karışık değil hani…”
- Savaş var, savaş. Yanlış yere gönderiyorlar askerleri geçsinler İsrail’i, Filistin’i…
Oldukça sinirlendi. Yumuşacık sordum
- Ne yapsınlar babacığım?
- Esas savaş Ankara’da, esas büyük tehlike orada. Askeri oraya göndersinler”
Eee demans hastası işte, ne dediğini bilmiyor, naparsın???
O andan itibaren yine benim küçük oğlum oldu ve hala çok hasta…
Sevgiyle kalın ve lütfen Ponpon'uma dua edin…
Yorum yazın
Yorumunuzun yanında gösterilir.
Gizli tutulacaktır.
Eğer bir siteniz varsa, buradan link verin.